Bu Nasıl Bir İhmal?

Her şeye rağmen…Bütün olumsuzluklara, yaşanan onca acıya ve defalarca alınması gereken derslere rağmen, Yalova’da hâlâ yangına uygunsuz yapılar yapılmaya devam ediyor.

Üstelik gözümüzün önünde.

Yangına açıkça uygunsuz olduğu belli olan yapılar ruhsat alıyor, işletme ruhsatı veriliyor ve insanlar bu binalarda yaşamaya, çalışmaya devam ediyor. Sadece Yalova’da değil, Türkiye’nin birçok belediyesinde benzer manzaralarla karşılaşıyorum. Bitmiş, kullanılan ve içinde insanların bulunduğu bu yapılar hâlâ ciddi yangın riskleri barındırıyor.

İnsan gerçekten sormadan edemiyor:Daha neyi bekliyoruz?Daha kaç büyük felaket yaşanmalı?Daha kaç kişi hayatını kaybetmeli ki akıllanalım?

Şimdi bazıları şöyle diyebilir:“İncelediniz mi? Nasıl bu kadar emin konuşuyorsunuz?”

Evet, tek tek proje incelemesi yapmadım. Ama bazen sadece bir yapıya bakmak bile yeterlidir. Çünkü yangın güvenliği öyle gizli, karmaşık bir konu değildir. En temel hatalar, ilk bakışta kendini belli eder.

Örneğin:Bir binada en az bir kaçış merdiveninin doğrudan dışarıya açılması gerekir. Ama bakıyorsunuz, tek merdiven var ve o da binanın ortasında bir mağazaya ya da kapalı bir alana açılıyor. Bu, en temel prensipte bile ciddi bir hatadır.

Yine bir iş merkezi düşünün…Ofislerin olduğu bir yapı. Bu tür yapılarda en az iki kaçış merdiveni, otomatik sprinkler sistemi ve yangın algılama sistemi gerekir. Ama bakıyorsunuz, bunların hiçbiri yok. Sadece duvarlar var, insanlar var… ama güvenlik yok.

Bir AVM projesi görüyorsunuz yolda geçerken…Daha dışarıdan bakınca bile yangın merdivenlerinin yetersiz olduğu anlaşılıyor.

Bu, teknik bir tartışma değil artık.Bu, açık bir ihmal.

Ve maalesef bu ihmalin arkasında çoğu zaman şu yaklaşım var:“Ben yaptım oldu.”“Benim arkam sağlam.”“Bana bir şey olmaz.”

Ama gerçek şu:Yangın, kim olduğunuzu umursamaz.Yetkiyi, mevki, siyasi gücü tanımaz.

Yanlış yapılan her iş, bir gün mutlaka karşılığını bulur.

Yalova gibi küçük bir şehirde bile bu kadar gözle görülür hata varsa, bunun sonucu er ya da geç ortaya çıkacaktır.

Soru şu değil: ‘Olacak mı?’Soru şu: ‘Ne zaman olacak?’

Buradan açıkça sesleniyorum:Yetkili kim varsa…

Lütfen yanlış işlere imza atmayın.Uygun olmayan projelere onay vermeyin.Kâğıt üzerinde tamam görünen ama gerçekte insan hayatını riske atan hiçbir yapıya izin vermeyin.

Çünkü bu kararlar sadece bir imza değildir.Bu kararlar, insanların hayatına doğrudan etki eder.

Ve bir gün, bu hataların bedeli sizin ya da sevdiklerinizin başına geldiğinde, iş işten geçmiş olur.

O zaman ağlamanın hiçbir faydası yok.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">