Değersizleştirmenin Psikolojisi Küçümseyen Gerçekten Güçlü mü?

Değersizleştirme, bir başkasının yeterliliğini, başarısını, görünürlüğünü veya sosyal değerini küçültme eğilimidir. Psikolojik açıdan bu davranış yalnızca karşıdaki kişiye yönelik bir tutum olarak değil, kişinin kendi benlik değerini düzenleme biçimi olarak da ele alınabilir.

Özdeğer algısı kırılgan olduğunda, birey kendisini başkalarıyla karşılaştırmaya daha duyarlı hale gelebilir. Sosyal karşılaştırma tek başına patolojik değildir. Aksine bireyin kendisini değerlendirmesine, hedef belirlemesine ve gelişim alanlarını fark etmesine yardımcı olabilir. Ancak karşılaştırma, kişinin kendi değerini tehdit eden bir deneyime dönüştüğünde savunmacı tepkiler ortaya çıkabilir.

Bu noktada başkasının başarısı yalnızca başkasına ait bir başarı olarak algılanmaz. Kişinin kendi yetersizlikleri, eksiklikleri veya ulaşamadığı hedefleri daha görünür hale gelebilir. Tehdit algısı arttığında birey, kendisiyle ilgili olumsuz değerlendirmeyle yüzleşmek yerine karşısındaki kişinin değerini azaltarak psikolojik rahatsızlığını düzenlemeye çalışabilir.

Değersizleştirmenin paradoksu burada ortaya çıkar: Karşıdaki kişinin statüsü gerçekte değişmez. Değişen, onu değerlendiren kişinin kendi konumuna ilişkin algısıdır.

Bir başkasını yetersiz ilan etmek, kişinin yeterliliğini nesnel olarak artırmaz. Ancak kısa vadede tehdit hissini azaltabilir ve geçici bir üstünlük duygusu sağlayabilir. Bu nedenle değersizleştirme, bazı durumlarda öz değeri korumaya yönelik işlevsel olmayan bir düzenleme stratejisi haline gelebilir.

Özellikle sürekli sosyal karşılaştırma yapan bireylerde başkasının başarısı, kendi değerinin ölçütü haline gelebilir. Böyle bir durumda başkasının yükselmesi, kişinin kendisini geride kalmış hissetmesine yol açabilir. Sorun artık başkasının başarısı değildir. Kişinin kendi değerini yalnızca göreli konum üzerinden değerlendirmesidir. Bu nedenle psikolojik olarak daha sağlam bir öz değer, “en iyi olma” koşuluna dayanmaz. Birey, başka birinin kendisinden daha başarılı, daha yetkin veya daha görünür olmasını kendi değerinin reddedilmesi olarak yorumlamadığında sosyal karşılaştırmanın tehdit edici etkisi azalır. Özellikle bir kişinin başarısı, görünürlüğü veya sosyal olarak takdir edilmesi arttıkça ona yönelik küçümseme de artıyorsa, bu tepki yalnızca o kişinin özellikleri üzerinden açıklanamaz. Başkasının başarısının yarattığı rahatsızlık kıskançlık, statü tehdidi veya kişinin kendi yetersizlik algısıyla ilişkili olabilir. Çünkü bazı durumlarda kişi, karşısındakinin değerini nesnel olarak değerlendirmemekte onun değerinin kendi benlik algısında yarattığı tehdide tepki vermektedir.

Başkasının başarısını küçümsemek, o başarıyı ortadan kaldırmaz. Yalnızca başarı karşısında yaşanan psikolojik rahatsızlığı geçici olarak düzenler.

Değersizleştirme davranışı bazı durumlarda narsistik özelliklerle de ilişkili olabilir. Özellikle üstünlük algısının korunmasının merkezi olduğu yapılarda, kişinin kendisini üstün hissetmesini tehdit eden durumlar karşısında karşısındaki kişiyi küçümseme veya değersizleştirme görülebilir. Ancak her küçümseyici davranışı narsisizmle açıklamak doğru değildir. Değersizleştirmenin altında güvensizlik, rekabet, öğrenilmiş ilişki biçimleri, önyargılar, statü kaygısı veya farklı kişilik özellikleri de bulunabilir.

Buradaki temel psikolojik ayrım şudur:

Sağlam öz değer, başkasının değerini azaltmaya ihtiyaç duymaz. Kişi kendisini yalnızca başkalarından daha iyi olduğunda değerli hissediyorsa, öz değeri dışsal karşılaştırmalara bağımlıdır. Bu durumda üstünlük kaybedildiğinde benlik değeri de sarsılabilir. Değersizleştirme ise bu sarsıntıyı kısa vadede azaltan bir savunma işlevi görebilir. Ancak kısa vadeli rahatlama, uzun vadeli psikolojik sağlamlık anlamına gelmez. Çünkü kişi kendi yetersizlik duygusunu ele almak yerine sürekli olarak dışarıdaki insanları küçültüyorsa, öz değerinin düzenlenmesini yine dışsal karşılaştırmalara bırakmış olur.

Gerçek psikolojik güç, başkasından üstün olduğuna inanmak değil, başkasının üstün olduğu bir durumda da kendi değerini koruyabilmektir. Çünkü başkasını küçülterek kendini büyütmeye çalışan kişi, aslında kendi küçüklük duygusunu büyütmektedir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">