Güçlü olmak neden bu kadar yoruyor?

Alfred Adler'e göre insanın temel motivasyonu ''üstün olmak'' değil, yetersizlik duygusu ile baş etme çabasıdır. Güçlü olmak, çoğu zaman gerçek bir kapasiteden değil; eksik kalmamak, yük olmamak, değerli olmak arzusundan doğar.

Güçlü olmak yorucudur çünkü kişi yalnızca kendisi için değil, çoğu zaman çevresi için de güçlü kalır. Adler buna ''sorumluluğun aşırı içselleştirilmesi'' der. Kişi herkesin yükünü taşır ama kendi ihtiyacını fark etmez. Yardım istemek yerine dayanmayı seçer. Dinlenmek yerine idare eder.

Bu yorgunluk, Jung'un tarif ettiği gibi bilinçdışının sesi olmaktan ziyade; ilişkisel bir tükeniştir. Kişi, ''ben güçlüyüm'' rolüyle toplumda kabul görür. Bu rol işe yarar, takdir edilir, güven verir ancak bedeli vardır. İnsan, zamanla sadece işe yaradığı kadar var olduğunu hissetmeye başlar.

Adler'e göre ruhsal sağlık, yalnızca bireysel dengeyle değil toplumsal aidiyet ile ilgilidir. Güçlü bireyler çoğu zaman çok işlevseldir ama yeterince temas halinde değildir. Çünkü temas eşitlik gerektirir. Güç ise çoğu zaman tek taraflıdır. Bu yüzden güçlü insanlar yorulur. Çünkü sürekli veren, nadiren alan bir pozisyondadır. Adlerci bakışta çözüm, ''daha güçlü olmak'' değildir. Çözüm EŞİTLENEBİLMEKTİR.

İnsan en çok güçlü olmak zorunda kaldığı yerde yorulur. Çünkü güç, paylaşılmadığında erdeme değil; yalnızlığa dönüşür. Gerçek dayanıklılık, ayakta kalmakla değil eşit durabildiğin bir ilişkide kendin olabilmektir. Güçlü olmak bir süre taşır. Ama insan, ancak yükünü paylaşabildiği yerde iyileşir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">