Gücün Tesiri

Güç deyince akla; pazu gücü, silah- asker gücü, ikna-bilgi gücü, insan- sayısal güç, askeri güç gibi bir çok seçenekler gelir. Ama bunların hepsinin ortak yanı, tesirli olma özelliğidir.

Hz. Adem’den beri bu güç çeşitliliği var olmuş, gelişerek çoğalmıştır. Bu güçleri elinde bulunduranlar, gücün verdiği özgüvenle daima zalimleşmiş, elinin uzandığı yere kadar da bu zulmünü ulaştırmıştır. Bu gücün bitmeyeceğini, hatta bu güç sayesinde kendinin tanrılaştığını veya çevresince tanrılaştırıldığını bile görmüşüzdür. Hatta elindeki gücü kontrol edemeyenleri zaman zaman güç zehirlenmesiyle ifade eder toplum.

Aslında bu güç edinimi ve kullanımı önce ailede başlar. Ailenin en büyüğü ve güçlüsü önce anne baba olarak ortaya çıkar. Anne baba merhameti kaybedip, elindeki gücü çocuklarına karşı kullanırsa, çocuklar kinlenmeye ve intikam duygusuyla büyümeye başlar. Adalet, hak, sevgi, saygı, tolerans, af, bağışlama gibi duyguların olmadığı ortamda güç ve güçlü konuşulur. Bu durumda ise, intikam, zulüm, tuzaklama, imha gibi kavramlar devreye girer.

İslam inancı, güçlüden değil, adilden yanadır. İnsani ilişkilerin sevgi, yardımlaşma, dayanışma, gücü ortak ve iyi yönde kullanma tarafında durur. Toplumun huzur ve sükûnetinin, mutlu hayatın bu yöntemlerle sağlanacağını öğretir. Zalimle, adaletsizlikle savaşmayı önerir. Bu durum bireysel olarak da, aile olarak da, sosyal çevre olarak da hatta devlet olarak da bu tarzdadır.

Bu gün dünya üzerinde geldiğimiz noktada dünyada ailede başlayan zulüm örnekleri, güçlünün hakimiyeti felsefesi, daire büyüdükçe, zulüm de zulüm çeşitleri de büyüyerek artmaktadır. Devletler seviyesinde artık büyük ve güçlü balıklar, önündeki küçük balıkları lopur lopur yutabilme derdindedir. Nerede bir zenginlik, güzellik, yararlı, hayatı kolaylaştırıcı nimetler varsa, oralara çökerek, kanun, kural, uluslararası normları çöpe atarak vahşice saldırmaktadır. Adalet, saygı, insani özellikler tamamen toplum dışına itilmiş, ormandaki vahşi hayvanlardan da daha vahşice bunu yapabilmektedir.

Bu gün yaşadığımız İsrail vahşeti, ardında duran ve nemalanan ABD ve türevleri hiçbir insani değer, norm, kural tanımadan “Geliyorum ve çöküyorum” diyerek gücü yettiği yere çökmekte bir beis görmemektedir. Dünyayı yıllarca Birleşmiş Milletler, Uluslararası hukuk, adalet, özgürlük gibi sahte normlarla aldatan ve bu süreçte habire kendini güçlendirip dünyaya kafa tutacak seviyeye geldikten sonra, vahşi dişlerini gösterip saldırmaya başlamıştır.

Ormanda zayıfla karnını doyuran hayvanlar, israf etmeden, kendini doyurduktan sonra artan avını, başkalarına bırakacak merhamete sahipken, bu günkü vahşi kapitalizm ve Siyonizm asla doyabilecek bir sınıra sahip değildir. Dünyayı aşmış, uzayda çökebileceği yerlerin peşine de takılmıştır. Dolayısıyla tüm insanlık tedirgin, huzursuz, savaş, bomba, enkaz tehditleriyle karşı karşıyadır. Birkaç delinin eline geçen güç, nelere mal olacağını kestirmek bile imkansızdır.

İsrail-İran savaşında, artık enerji üretimlerine ve alt yapılara saldırılacağından bahsediliyor. Eğer Allah korusun, bu gerçek olursa, elektriksiz bir hayatı hayal edebilir miyiz?

Yanımızda bir uzvumuz gibi taşıdığımız telefondan başlayın, aydınlatma, ev cihazları, araçlar, fabrikalar, hastaneler, su terfi istasyonları, gıda fabrikaları, tüm üretimler, motorla çalışan her şeyin durduğunu düşünelim. Bir gücün böyle delilerin eline geçmesiyle enerjilere saldırıldığını hayal bile etmek insanı geriyor.

Homojen, israftan uzak, sade bir hayatla tüm insanlığa yetecek olan dünyamız, maalesef aç, vahşi, kural tanımayan gözü dönmüşlerin eline geçtiğinde nasıl yaşanmaz bir duruma geldiğine hep beraber şahit oluyoruz.

İslam tarihindeki dünyayı İslam’la tanıştırma seferleri ve girişimlerinin ne kadar kıymetli olduğu bu gün daha iyi anlaşılmaktadır. İslam’ın hakimiyeti altında yaşayan birçok milletler, dinler, felsefi akımlar özgürce kendilerini ifade ederken, ekonomik ve insani haklarını da özgürce kullanır, bir ayırıma maruz kalmazlardı. Ama bu gün İslam alemi de yorgun, vahşetle savaşacak gücü azalmış, zalimle aleyhine de olsa, beraber çalışmak zorunda.

İnsan bütün bu olaylardan ders çıkartamayan veya tersine ders alan, önüne konan oyuncak bombalara sevinen ve onlara sarılan insan yığınlarına sadece üzülüyor ve izlemek zorunda kalıyoruz. Allah feraset ve azim nasip eyleye.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">