Günümüzdeki Kent Konseyleri

Sivil toplum kuruluşlarının çatısı konumunda olan “Kent Konseyi” konusunu bu yazımda ele alacağım.

Yalova ilimizde ve bazı ilçe ve beldelerde kent konseyi faaliyetlerini devam ettirmektedir. Diğer ilçelerimizde de bu yapının oluşması için oldukça geç kalındığını belirtmek istiyorum. Yerel seçimler sonrasında belediye başkanlarımızın ilk yapacakları işin eğer oluşturulmamışsa “Kent Konseyi”ni derhal yapılanma çalışmaları olmalı. Bazı ilçelerimiz kendileri için ‘lüks yada ne gereği var’ diyeceklerdir. Ama inanınız ki ne lükstür ne de gereksizdir. Zamanla ‘keşke daha evvelden oluştursaydık’ diyeceklerdir. Biraz konuyu açmak istiyorum.

Nedir Kent Konseyi?

Kent Konseyleri bir şehrin şehirlilik kültürü adına adeta harç durumundadır. Kent Konseyinin “Gönüllülük” esasına dayanması daha da güçlü kılmaktadır Kent Konseyinin yasal dayanağında şu ifadeler geçiyor: “Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışan kent konseyleri… Bu dört satır bile pek çok konuyu kapsıyor.

Kent konseyinin görevleri yasada şu şekilde sayılıyor:

a) Yerel düzeyde demokratik katılımın yaygınlaştırılmasını, hemşehrilik hukuku ve ortak yaşam bilincinin geliştirilmesini, çok ortaklı ve çok aktörlü yönetişim anlayışının benimsenmesini sağlamak,

b) Sürdürülebilir gelişmenin sağlanması ve bu konuda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik planların hazırlanması ve uygulanmasını sağlamak,

c) Kente ilişkin temel stratejiler ve faaliyet planlarının belirlenmesinde, uygulama ve izleme süreçlerinde tüm kenti kapsayan ortak bir aklın oluşturmasına katkıda bulunmak,

ç) Yerellik ilkesi çerçevesinde katılımcılığın, demokrasiyi ve uzlaşma kültürünü geliştirmek,

d) Kentin kimliğine ilişkin tarihi, kültürel, doğal ve benzeri değerlere sahip çıkmak ve geliştirmek,

e) Kent kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımına katkıda bulunmak,

f) Sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı kentin yaşam kalitesini geliştiren, çevreye duyarlı ve yoksulluğu giderici programları desteklemek,

g) Sivil toplumun gelişmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmak,

h) Çocukların, gençlerin, kadınların ve engellilerin toplumsal yaşamdaki etkinliklerini arttırmak ve yerel karar alma mekanizmalarında aktif rol almalarını sağlamak,

ı) Kent yönetiminde saydamlık, katılım, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik ilkelerinin uygulanmasına katkıda bulunmak,

i) Kent konseyinde oluşturulan görüşlerin değerlendirilmek üzere ilgili belediyeye gönderilmesini sağlamaktır.

Kent Konseyinin günlük yaşamımızda kentlilik bilinci adına çok kapsamlı yeri olduğunu görüyoruz. Elbette hepimizi doğrudan ilgilendiriyor. Burada Sivil Toplum Örgütlerinin yanı sıra kamuyu temsil eden atanmışlarla birlikte oluşan Kent Konsey’leri bir şehre hizmet edebilmenin bence en güzel oluşumunu sergiliyor. Karşılık beklemeden kente bir şeyler verebilenler için en güzel fırsat.

Tüm kenti kucaklayarak, kent ortak paydası ve menfaatleri doğrultusunda “Eğriye eğri, doğruya doğru” diyebilmenin yeri. Yaşamımızda bazen gölge ediyorlar, kafanızdakileri maalesef gırtlağınızda yutkunmak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü görüşleriniz bir yere kadar geçerli oluyor...

O noktadan sonra içinde bulunduğunuz kurumun bağlayıcılığı ve endirekt etkiler istemediğiniz bir sonuç bile olsa katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu ikilem hayatımızda hep var. Sonuna kadar doğruyu söyleyip doğru olanı yapmayı hedef edinmişler için elbette doğru kalmak kolaydır. Ne kadar yanlış olan olursa olsun siz hep doğru kalırsınız. Altın kuyumcu vitrininde de altındır, küllerin arasında da altındır.

Kent Konseyinin görev alanına giren ve özellikle sivil toplum örgütlerinin ortak tavrıyla rüzgar etkisi yaratılarak daha aydınlık sinerji oluşturulabileceği düşüncesindeyim.

Kent konseyleri sivil toplum örgütlerinin katılımının daha da genişletilmesi, çalışma gruplarının etkinleştirilmesi ile daha da etkin olabilir. Her bir ilçemizin özellikle genç ve dinamik nüfus yapısının üzerinde durulmalıdır. Üniversite gençliğinin ilimize katacağı çok şey olacaktır. Yalova cazibe merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerlerken ilçelerle eşgüdüm gerekiyor. Bu eşgüdüm ile bu ivme daha da hızlanacaktır. Çevre illerin çalışmaları değerlendirildiğinde ilimiz ve özellikle Çiftlikköy için yapılacak daha çok şeyin olduğu görülüyor. Adeta sivil toplum örgütleriyle toplumu kucaklamış, tüm alanlara sirayet ederek şeffaf ve katılımcı yönetimle toplum kendisini bulmuş. Elbette iş bütçeye bakıyor. Bu bütçeyi oluşturmak ta bizim elimizde değil mi?

Çünkü ‘benim yaptığım yeterlidir’ derseniz yerinizde sayarsınız. Yerinizde sayarsanız da tökezlersiniz. İlçelerimiz büyüyen ve potansiyel olarak da belki 3-5 senede mevcut durumunun 2-3 katı büyümeye elverişli yapıya sahip. Bu potansiyeli ve enerjiyi düşünen-üreten bir yapıya dönüştürerek adeta ikinci bir Çiftlikköy elde edebiliriz.

Gelecekte, tüm ilçeleriyle Yalova’mızda elbette daha mutlu ve refah seviyesi artmış bireyler ile daha iyi noktaya gelecektir. Bu amaç doğrultusunda yeter ki Yalova ortak paydasında buluşulabilsin.

Başka bir yazımda buluşuncaya kadar kalın sağlıcakla.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">