Her Şey Zamanında Güzel

“Her şey zamanında güzel” derler…

Ne kadar doğru bir söz.

İnsan gençken bunun kıymetini pek bilmiyor. Hep ileriyi düşünüyor; daha çok kazanayım, daha iyi şartlara ulaşayım, ileride rahat edeyim…

Ama hayat her zaman planladığımız gibi ilerlemiyor.

Çevremde bunun pek çok örneğini görüyorum. Bir dayım var; yıllarca çalıştı, didindi, birikim yaptı. Yaşlandıktan sonra kendine bir araba aldı. Ama şimdi gözleri eskisi gibi görmüyor. O arabayı rahatça kullanamıyor. Yani hayalini kurduğu şey, tam da ona kavuştuğu zamanda anlamını yitirdi.

Sadece bu da değil…

İnsan gençken ev alabilmek için yıllarca dişinden artırıyor. Ama yaş ilerleyince o evi temizleyecek gücü bile bulamıyor. “İkinci baharı yaşayayım” diyor, ama bu kez de beden izin vermiyor. Ağrılar, hastalıklar derken hayatın tadı kaçıyor.

Bu yüzden insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Biz neyi ne zaman yaşıyoruz?

Elbette geleceğimizi güvence altına almak çok önemli. Ama o geleceğe ulaşacağımızın bir garantisi var mı?

Yok...

O halde belki de en doğrusu dengeyi kurmak: Hem biriktirmek hem de yaşamak…

Şimdi sağlığımız yerindeyken, zamanımız varken; gezmek, görmek, sevdiklerimizle vakit geçirmek, şükretmek…

Bunları ertelememek gerekiyor.

Yakın zamanda duyduğum bir olay beni çok etkiledi. Hollanda’da yaşayan bir tanıdık, yıllarca çalıştıktan sonra “Artık Türkiye’ye döneceğim, hayatımı orada yaşayacağım, ibadetlerime de orada başlayacağım” diyordu. Ama dönüş yolunda geçirdiği bir kazada hayatını kaybetti.

İnsanın planları var, ama hayatın da kendi planı var.

Bu yüzden sadece maddi değil, manevi hayatımızı da ertelememeliyiz. “İleride yaparım” dediğimiz ibadetler, belki de hiç fırsat bulamayacağımız şeylere dönüşebilir. Gençken yapılan bir ibadetin, yaşlılıkta yapılması çok daha zor. Umreye gitmek, tavaf etmek, Hac yapmak… Hepsi güç ve sağlık istiyor.

Bir diğer acı gerçek ise yaşlılıkta yalnız kalan insanlar…

Bugün görüyoruz ki birçok anne ve baba, yıllarca çocukları için fedakârlık yapmış. Onları büyütmüş, okutmuş. Ama yaşlandıklarında aynı ilgiyi göremiyorlar. Hatta bazıları tamamen yalnız kalıyor.

Evleri olmayan, geçinemeyen, bakıma muhtaç yaşlılar var. Çocukları ilgilenmiyor, arayıp sormuyor bile. Oysa bir zamanlar onlar, çocukları için her şeylerinden vazgeçmişlerdi.

Bu yüzden toplum olarak da düşünmemiz gerekiyor:

Yaşlılarımız için daha fazla destek, daha fazla dayanışma şart. En azından huzurlu bir yaşam sürebilmeleri için kira ve bakım gibi temel ihtiyaçların karşılanması gerekiyor.

Sonuç olarak…

Hayat, ne sadece geleceği düşünerek ertelenecek kadar uzun, ne de tamamen boş verilecek kadar değersiz.

En doğrusu; bugünü yaşarken yarını da unutmamak.

Sevdiklerimizin kıymetini bilmek, sağlığımıza şükretmek ve elimizdeki anın değerini fark etmek.

Çünkü bazı şeyler gerçekten sadece zamanında güzel…

Ve bazı anlar, bir daha asla geri gelmeyecek.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">