Her yönüyle bir maçtan fazlası

Cumartesi sabah A Milli Futbol Takımımızın performansı, topa sahip olma oranındaki aldatıcı üstünlüğe rağmen büyük bir hayal kırıklığıydı. İlk dakika dolmadan yediğimiz gol, aslında maçın geri kalanının acı bir habercisiydi.

Turnuvadaki iki maçın ardından A Milli Futbol Takımımızın hakkındaki kanaatim net: Top bizdeyken tempoyu yükseltemiyor, rakibin dengesini bozacak bir pas trafiği yaratamıyoruz.

Aksine, rakip baskı kurduğunda kolayca top kaybediyoruz. Bunun temel nedeni, oyuncularımızın topu zihninde değil, sadece ayağında gezdirmesi.

Modern futbolun en basit kuralı olan "tek veya iki dokunuşla oynama" prensibini bir türlü oturtamadık.

Oyun bilgisi konusundaki eksikliğimiz ise daha düşündürücü. Eğitimlerini ülkemizde alan oyuncularımızın büyük çoğunluğu, topu hep rakip kaleye sırtı dönük karşılıyor. Bu tercih; kontrolü, dönmeyi ve adam eksiltmeyi zorunlu kılıyor; oyun yavaşlıyor ve rakibin baskısı kolaylaşıyor. Rakip on kişi kaldığında bile net pozisyon üretemememizin sebebi bu statik oyun anlayışıdır.

İşin fiziksel tarafı ise daha vahim. Hangi ülkenin formasını giyerse giysin, turnuvadaki rakiplerin kondisyonu, sürati ve mücadele gücü ortada. Bizim takımımız ise maalesef fiziksel olarak bu seviyenin gerisinde kalıyor.

Bana göre bu tablonun temelinde, ülkemizde kök salmış bir futbol kültürünün olmayışı yatıyor. Futbol artık sadece sahada oynanan bir oyun değil; kondisyonerlerin, veri analistlerinin, psikologların ve uzmanların dahil olduğu dev bir organizasyon. Biz ise hala bu sistemin bir parçası değil, günü kurtaran bir ekibiz.

Yönetim kademelerinde liyakat ve vizyon eksikliği, saha içindeki kaosun en büyük gerekçesidir.

Burada bir parantez açmak isterim: Biz spor dünyasında "birincilik" ile "şampiyonluk" kavramlarını sıkça karıştırıyoruz.

Talep neyse arz da ona göre şekillenir. Kamuoyu, yöneticiler ve futbolseverler daha yüksek bir kalite talep etmedikçe; futbolun tüm paydaşları bu eksiklerle yüzleşmedikçe, bu kısır döngüden çıkmamız mümkün görünmüyor.

Şimdi kendimize şu soruyu sorma vakti: Biz gerçekten şampiyonluk mu istiyoruz, yoksa zaman zaman gelen birinciliklerle avunmaya devam mı edeceğiz?

Bu konunun takibini sizlerin düşünce ve yorumları ile yapmaya çalışscağız.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">