Huzur mu, huzursuzluk evi mi?

Geçtiğimiz günlerde televizyonda yayınlanan bir haber hepimizin içini yaktı. Bir huzurevinde yaşlı insanlara kötü davranıldığı görüntüler ortaya çıktı. İzleyen herkesin vicdanı sızladı. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Asıl vicdansızlık hangisi?

Bizi büyüten, yemeyip yediren, okutan, hayatını evlatlarına adayan anne ve babaları huzurevine bırakmak mı?

Yoksa ekmeğini yediğin, bakımını üstlendiğin o yaşlı insanlara kötü davranmak mı?

Etrafımda çocukları tarafından aranmayan, unutulmuş o kadar çok anne baba görüyorum ki… Çoğu artık “yük olmamak” için huzurevine gitmeyi düşünüyor. Ne acı…

Bugün insanlar evlerinde hayvanlarına yer bulabiliyor ama kendi anne ve babalarına aynı sıcaklığı gösteremiyor. Oysa yaşlandıklarında en çok ihtiyaç duydukları şey sevgi, ilgi ve bir çift sıcak söz.

Yıllar önce Hollanda’da dil stajı için beni bir huzurevine göndermişlerdi. Görevim yaşlılarla sohbet etmekti. Ama ben konuşamadım bile…

Ağlamaktan kendimi tutamadım. Sürekli çocuklarını görmek istiyorlardı. “Ne olur çocuklarımı ara” diye yalvarıyorlardı. Aramak kolaydı belki ama çocukları konuşmak istemiyordu.

İşte insanın içini en çok acıtan da buydu.

Şükür ki bizim toplumumuzda hâlâ Allah korkusu ve vicdan taşıyan insanlar var. En azından anne babasını arayıp soran, ziyaret eden evlatlar hâlâ mevcut. Ama bu bile artık “iyi evlat” sayılmak için yeterli görülüyor. Oysa anne baba sevgisi bir görev değil, vefa meselesidir.

Bu yüzden gençlere en büyük tavsiyem; vicdanlı ve merhametli insanlar seçmeleri. Çünkü ileride anne ve babanıza nasıl davranılacağını biraz da hayatınıza aldığınız insanlar belirliyor. Eşiniz istemeyebilir, şartlar zor olabilir…

Ama insan gerçekten isterse mutlaka bir yol bulur.

Olmadı her gün gidemezsiniz, haftada birkaç gün uğrayın. Bir çay içirin, sohbet edin, dertlerini dinleyin. Oradaki çalışanlara anne ve babanızın sizin için ne kadar kıymetli olduğunu hissettirin.

Elbette huzurevi yönetimlerine ve çalışanlara da büyük sorumluluk düşüyor. Kamera sistemleri neden var? Denetimler neden yetersiz? İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Hele ki söz konusu bizim anne ve babalarımızsa…

Devletin hasta bakım desteği gibi yaşlı bakım konusunda da daha güçlü destekler sağlaması gerektiğine inanıyorum. Çünkü birçok insan çalışmak zorunda olduğu için anne babasını huzurevine bırakıyor. Maddi ve manevi destek artsa, eminim birçok yaşlı kendi evinde, evladının yanında yaşlanabilir.

Peki ya hiç çocuğu olmayanlar?

Onların hakkını kim savunacak?

Kim kapısını çalacak, kim hâlini soracak?

İşte bu yüzden huzurevlerinin çok daha sıkı denetlenmesi gerekiyor.

Çünkü bizim kültürümüzde anne baba “ata” dır. İnancımızda ise kutsaldır. Onlar önce Allah’a, sonra devlete emanettir.

Ve bir toplum, yaşlılarına gösterdiği merhamet kadar insandır.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">