Günümüz insanı, çoğu zaman yaptığı işlerden çok yapamadıklarına odaklanıyor. Terfi edemediğini, istediği hayatı kuramadığını, eksik kaldığını düşünüyor. Zihni, başarılarından çok eksiklerini kayıt altına alıyor. Oysa bu durum yalnızca bir bakış açısı değil, beynimizin çalışma biçiminin de bir sonucu. Hayatta kalabilmek için gelişen zihnimiz, olumsuzlukları fark etmeye olumlu deneyimlerden daha yatkındır. Bir zamanlar bizi tehlikelerden koruyan bu eğilim, bugün çoğu zaman kendimizi yalnızca eksiklerimiz üzerinden değerlendirmemize neden oluyor.
İşte ben bugün bu bakış açısını tepetaklak çevirmek istiyorum. Çünkü bazen hayatı düz görebilmek için ona tersinden bakmak gerekir. İnsan çoğu zaman yapamadıklarıyla kendini tanımlar. Oysa kişiliğini şekillendiren, çoğu zaman ulaştığı sonuçlar değil o sonuçlara ulaşmaya çalışırken verdiği mücadeledir.
Danışanlarımla yaptığım görüşmelerde onlara bazen tek bir soru soruyorum: "Bugüne kadar hangi mücadelelerin üstesinden geldiniz?"
O ana kadar yalnızca yapamadıklarını anlatan insanlar bir anda duruyor. Sessizlik oluyor. Çünkü çoğu, ilk kez başarılarından değil, mücadelelerinden söz etmeye başlıyor. Kimi ağır bir kaybın ardından yeniden ayağa kalktığını hatırlıyor, kimi yıllarca sürdürdüğü emeği, kimi ise kimsenin bilmediği sessiz savaşlarını...
Ben sorana kadar fark edilmeyen bu hikâyeler aslında kişinin en güçlü tarafını oluşturuyor. Çünkü insanı büyüten yalnızca kazandığı başarılar değildir. Düştükten sonra yeniden ayağa kalkabilme cesaretidir. Belki de bu yüzden insanlar en çok anlaşılmak istiyor. Çünkü görülmeyen her mücadele, zamanla kişinin kendi gözünde de görünmez hâle geliyor. Görülmediğini hisseden insan ise yavaş yavaş içten içe erimeye başlıyor. Bazen yalnızca bir kişinin gerçekten dinlemesi, yargılamadan anlamaya çalışması bile bu döngüyü değiştirebiliyor.
Uzun süre soğukta kalmış bir bedenin yavaş yavaş çözülmesi gibi, görülmenin ve anlaşılmanın sıcaklığı da insanın kendisiyle yeniden bağ kurmasını sağlayabiliyor. Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur: Bugün yapamadıklarımı saymak yerine, bugüne gelene kadar hangi mücadeleleri verdim?
Hep söylediğim gibi...
Bakış açımız değiştiğinde, hayatımız da değişmeye başlar. Belki de kendimizi eksiklerimizle değil, verdiğimiz mücadelelerle görmeye başladığımız gün, yalnızca kendimize bakışımız değil, yaşamla kurduğumuz ilişki de değişecektir.