Belirsizlik insanı sadece korkutmaz onu ikiye böler. Bir yanı ilerlemek ister, diğer yanı geri çekilir. İnsan çoğu zaman bilinmeyenden değil, bildiği acıyı kaybetmekten korkar.
Çünkü belirsizlik kontrolün bittiği, zihnin tutunacak dal bulamadığı yerdir. Tam da bu yüzden, çoğu insan büyümenin eşiğinde durur…ve geri döner. Bunu en net günlük hayatta görürüz. Bir ilişkide mutsuzdur ama ayrılamaz. Çünkü yalnızlık mı daha ağır, bilinmez. İşinde tükenmiştir ama bırakamaz. Çünkü yeni bir başlangıcın garantisi yoktur. Ve insan çoğu zaman şunu seçer: Kesin olan sıkıntı, bilinmeyen ihtimalden daha güvenli gelir. Ama mesele sadece dış dünya değildir.
Belirsizlik, insanın kendi varlığıyla yüzleştiği bir eşiğe dönüşür.
Zihin kesinlik ister. Çünkü kesinlik, kontrol yanılsaması yaratır.
Oysa varoluş buna karşıdır. Friedrich Nietzsche bunu başka bir yerden söyler: İnsan, kaostan korktuğu için kendine düzen masalları anlatır. Oysa dönüşüm tam da o kaosun içinde saklıdır. Ve asıl problem korku değildir—içsel çatışmadır.
İnsan aynı anda iki zıt gerçeği taşır: Bir yanı değişmek ister, diğer yanı olduğu yerde kalmak. Zihin der ki: “Kal, burası güvenli.” İçsel dürtü fısıldar: “Git, burada büyüyemezsin.”
İşte insan tam burada sıkışır. Ne tamamen kalabilir, ne de gerçekten gidebilir. Bu bölünmüşlük zamanla şuna dönüşür: kararsızlık, erteleme, içsel huzursuzluk… Ve en sonunda kendine öfke.
Farkındalık bu çatışmayı çözmek değildir. Onu dürüstçe görebilmektir. Çoğu insan “kararsızım” der. Ama aslında değildir. İçinde iki net ses vardır sadece seçimin bedelini görmek istemez. Çünkü her seçim bir kayıptır. Kalmak, ihtimallerden vazgeçmektir.
Gitmek, güvenlikten. Ve zihin bu kaybı görmemek için çatışmayı bulanık tutar. Sonunda mesele belirsizlik değildir.
Mesele, kendinle ne kadar dürüst kalabildiğindir. İnsan çoğu zaman adım atamadığı için değil, attığı adımın bedelini kabullenemediği için durur. Ve dönüşüm… korku geçtiğinde değil, korkuya rağmen hareket edildiğinde başlar. Çünkü büyüme, konfor alanının dışında değil, kendinle yüzleşmeyi seçtiğin yerde başlar.