Bu ayet aslında asırlar boyu insanca nasıl yaşanacağını bize göstermiş, ecdadımız da bunu uygulayarak göstermiştir. Ayetten anladığımız kadarıyla insanların hepsini Allah yaratıyor. Kim İngiliz, Kim Alman, Türk, Kürt, Çerkez, Laz vb. doğacağına Allah karar veriyor, bizim bu kader konusunda hiçbir tercihimiz yok.
Dolayısıyla herkesi yaratan Allah, insan olarak kimseyi kimseden üstün yaratmadığını, üstünlüğün ancak takva dediğimiz Allah’a bağlılık, onun emirlerine sadakat, yasaklarından sakınmakla olduğunu yaratıcı olarak o söylüyor.
Dolayısıyla; Türkçülük, Kürtçülük, Lazcılık, Almancılık, Arapcılık yapmanın, ırkının üstün ırk olduğunu söylemenin bir cehalet olduğu bu ayetten açıkça anlaşılmaktadır. Bütün ırkların içinde ahlaklı ve ahlaksızlar vardır. Dolayısıyla nasıl bir ırk, toptan üstün ırk olabilir. Bu uygulamada da bir çok tezat ve çıkmazları olan sorunlu düşüncelerdir.
Özelden örnekler verecek olursak, Türk olup haramın her türlüsünü yapan, hatta İslam’ı bile inkar eden, komşusuna, topluma onlarca zararı olan, bir çok yüz kızartıcı suçu işleyen bir Türk nasıl üstün olabilir. Bu Siyonizmin inandığı Yahudi Üstün ırk anlayışından ne farkı vardır. Ama Türk veya başka bir ırktan bir insan, haramı- helali bilen ve gereğini yapan, ahlaklı, toplum, ailesine yararlı bir insanın ırkının ne anlamı vardır.
Şu kadar var ki, bazı toplumlar ve milletler, toplum olarak koruyan, yardım eden, ahlakı prensip edinene, kötülük ve zulme direnen, kim olursa olsun bir mazluma zulmedildiğini görünce ona yardım etmeyi görev bilerek kabileler, toplumlar ve milletler vardır. Bunlar bu güzel hasletleriyle bilinir ve tanınırız. Elbette, bunların övünme hakkı vardır. Bunlar toplum ve ırk olarak da övünebilir. Çünkü burada öne çıkan ırkları değil, iyilikleridir.
Bu ırkçılık ve taassup belası, bir buçuk milyarlık bir gücü, bir toplumu paramparça yapmayı başarmıştır. Savaşla, bombalarla yenilemeyen bu toplumlar, ırkçılığı öne çıkartıp, Müslümanların buna inandırılmasını başaranlar; Türk, Kürt, Arap, Zaza vb. sıfatlarıyla isyanlar çıkartmışlar, devlet kurma, sömürülme ve üstün ırk gibi bahanelerle, ümmetin birliği tarumar edilmeye çalışılmaktadır.
Garip olan bu sapık düşüncelerin İslam’ı tam anlamayan Müslümanlar arasında yer bulmasıdır. Sadece ırk değil, mezhepçilik, ayrımcı farklı fikirler, hatta meslek ve sanatları da bölünme unsuru olarak kullanarak, ha bire fitne üreten ideolojilerle toplum zehirlenmeye çalışılarak üstün özelliklerle donanmış milletler maalesef tarumar olmayı durduramamıştır.
Daha kötüsü, bu kardeş toplumları da bir biriyle savaştırıp, can, mal ve huzurlarını da ellerinden almıştır.
İslam ve Müslüman olduğunu söyleyen biz ve bizim gibiler, ümmet anlayışıyla tekrar toparlanabileceğimizi unutmamamız gerekir. Irkımız veya ailemizin üstün ahlakıyla elbette övünme hakkımız vardır. Bu iyiliklerimizi toplumumuzda yaşatmamız, memleket içinde veya dışında tüm Müslümanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurup, İslam Birliğini oluşturamazsak, ağızını açmış doymayan canavara yem olma dışında bir işe yaramayız.