Irkçılık

Amerika daha dün kurulmuş bir ülke, onlarca ırk, onlarca milletten insan bir arada yaşıyor. Hintlisi, Çinlisi, Arap’ı, Latin’i, Rus’u, İtalyan’ı, İrlandalısı, İngiliz’i, Almanı, Polonyalısı bir arada yaşıyorlar hatta orduda Amerika için savaşıp ölüyorlar. Vatanperverlik adına beraberce savaşıp ölüyorlar. Çünkü onlara Amerikalıyım diyenin Amerikalı olduğu ve herkesin vatandaş olduğu aynı haklara sahip olduğu söylenmiş. Ki bunun yarısı yalan dolan, çünkü Amerika’da halen ırkçılık var, İslam düşmanlığı var, Japon düşmanlığı var, Latin düşmanlığı var.

Bizde bu topraklarda binlerce yıldır beraber yaşadığımız, aynı acıları paylaştığımız, aynı kültürü paylaştığımız ya da çoğunluk aynı dine inandığımız insanlar ile birlikte yaşayamıyoruz. Neden sorun nedir acaba? Aynı topraklarda yaşadığımız komşularımız, aynı camide saf tuttuğumuz insanlar ırkçılık yapıyorlar. Hem de Arap bizim dostumuz, Yahudi – İsrail bizim dostumuz, Avrupa bizim dostumuz ama Türkler düşmanımız diyerek… Bu sözlerini de kimi zaman ümmetçilik kisvesine de büründürerek Türk düşmanlığını kapalı biçimde dile getiriyorlar. Daha da ileriye gidip mazlum numaraları ile ezilmişlik hikayeleri anlatıp terör saldırılarını da buna meşru kılmaya çalışıyorlar.

Ezberletilmiş cümleler ile, safsatalar ile, mitolojik hikayeler ile, hiçbir belgeye dayanmayan uyduruk tarih tezleri ile asimle edilmişliklerini, ezilmişliklerini anlatarak sözde kendi hakları -halkları için çalışıyorlar. Düpedüz düşmanca işlemiş bir ırkçılık. Bu tür ırkçı düşman tavırları ve bundan kaynaklı terörü 40 yıldır PKK dan gördük ve Kürtler adına Kürt köylerini yakıp, kızları dağa kaldırıp tecavüz edip, küçük çocukları kandırıp tecavüz edip, ilaç verip ölüme gönderme haberlerini izledik gördük. Kendi çocukları İngiltere Amerika da özel okullarda okuyan sözde Kürt liderlerin – ki terör destekçisi olukları açık ve net- Kürt halkının çocuklarını dağda terörist olmaya zorladığına hepimiz açıkça şahidiz.

Ancak güncel durumda benzer ırkçı yaklaşımlar bu topraklarda binlerce yıldır yaşayan, kurtuluş savaşını beraberce vermiş diğer etnik öğeler tarafından da dillendirilmeye başladı, artık kendini başka yani Türk dışında kimlikler ile tanımlamış, Türkçe’nin dışında başka bir dili olan ya da ana dili Türkçe olmayan diğer gruplarda ulus devlet yapısının yanlışlığı söylemeye başladılar. Hatta kendi kimliklerini korumak haklılığı savunurken artık Türk düşmanlığı yapılmaya da başlanmıştır.

Ulus devlet mefkuresinin daha iyi tanımlanması ve anlaşılması gerekliliği her gün daha da önemli olmaktadır. Ulus devlet olmak ırk bazlı bir devlet düşüncesi olmadığı tanımlamasının yeniden doğru biçimde yapılması gereklidir. Ulus devlet iddiaları ile kurulmuş tüm Avrupa devletlerinin ideolojilerinin doru biçimde incelenmesi gereklidir. Bu coğrafyada yaşayan bizler tarihsel bağlarımız ve bu topraklardaki geçmişimiz-akrabalıklarımızı göz önüne aldığımızda ırkçılığın hiçbir türünü destekleyemeyeceğimizi bilmemiz gerekmektedir. Bizleri birbirimize bağlaya bağlar bizleri ayrıştıran etkenlerden daha fazla ve daha güçlüdür. Farklılıklarımızı kaşıyıp farklılıklarımız yüzünde bizi bize düşman etmek isteyenlerin asıl fikri bize kendi tasmalarını geçirip kendilerine kul olmamızı istediklerindendir. Birilerinin siyasi üstünlük kurmak, siyasi erk elde etmek için bizleri kullanmasına parçalamasına izin verirsek eninde sonunda hepimiz zarar göreceğiz.

Resûlullah (sav) buyurdu ki, “Ey insanlar! Şunu iyi bilin ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur...” (HM23885 İbn Hanbel V, 411)

“Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? Veyahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegâne şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamın kalır ne rengin belli olur ne de tadın…”

Hükümet Kadın Filminden