İsraf ve Tasarruf

Sıcak günlerin başladığı, siyasetin de gündemi iyice ısıttığı şu günlerde hepimizi çok yakından ilgilendiren farklı bir konudan bahsetmek istiyorum.

Önce İsraf nedir?

Sahip olduğumuz kaynakların gereksiz, ölçüsüz ve savurganlıkla kullanılmasıdır. Ülkemizde sadece günlük ekmek israfı senede 1,5milyar TL. (Bu parayla 80 hastane, 500 okul yaptırılır.)

Tasarruf ise; İhtiyacınızdan fazlasını saklamak, biriktirmek gereksiz yere harcamamaktır. İsraf, yeme, içme ve zamanda olduğu gibi en büyük israf hızla artan İnsan kaynağıdır. Yani aktif, verimli olması gereken insanların boşta olması atıl duruma düşmesi.

Özellikle kamuda çalışanlar arasında yapılan değişiklikler ve atamalarda boşta kalan ve bir şekilde maaşını alan en alt memurdan, en üst yöneticiye kadar bir çok insanın boşta kalması büyük bir israf ve devlete maliyettir.

Tabi ki kamuda görevden almalar ve görev değişikliği olacaktır. Ancak yapılan değişiklerde bir çok insanın boşa düşmesi ve çalışmadan maaş alması o kişiler için sıkıntılı olduğu kadar ülke için bir kayıp ve zarardır ( israftır.)

Halbuki bu kişilerin okuması, yetişmesi ailelerine ve devlete büyük bir maliyettir ve kazandıkları tecrübe de çok önemlidir. Dolayısıyla (sicili bozuk değilse) bir şekilde bu beyinlerden farklı görevlerde istifade etmek gerekir. Yoksa onlar yatmaya alışınca, pasifleşiyor ve faydasız hale geliyorlar, çalıştıkları kuruma ve devlete yan gözle bakıyorlar! Ve savunmaları da ‘Ne yapalım bize görev vermiyorlar ki’ oluyor..!

Bazı kamu kurumlarında rahat çalışma ortamı ve imkanı varken, bazı kamu kuruluşlarında yoğun bir çalışma ve yetersiz personel durumu söz konusu olabiliyor! Eşit işe eşit ücret, mesai ve bazı sosyal haklardaki farklılıklar işte bütün bunlar kamudaki ücret ve çalışma adaletsizliği, moral, motivasyon desteği değerlendirilmelidir.

Tabi bunlar için kamu reformu ve personel kanununda yapılması gereken yasal ve idari düzenlemeler çok önemlidir. Zaman zaman gündeme gelen ve sonra unutulan veya uygulanmayan bir konu da Kamuda Tasarruf dur.

Kamuda Tasarrufa önce insan israfından bakmak (yukarıda açıklamaya çalıştım) daha sonrada insanların yetkisinde olan imkanları nasıl ve ne şekilde kullandığına bakmak lazım. Üzülerek görüyoruz ki kamu malını kullananlar çok hoyratça ve hesapsızca kullanmakta, ne yasal hükümlere ne de vicdani sese kulak vermeden hareket etmektedirler.

Tabi çok hassas olanlar, devlet hizmetiyle, kendi görevini birbirine karıştırmayanlar var. Onları tenzih ederek takdirle karşılıyoruz. Bu konularda hep batılı yöneticileri ve siyasileri örnek veririz. Halbuki biz bu konularda örnek olmalıyız. Bir Müslüman olarak, helal- haram bizi daha çok düşündürmeli ve dikkat etmeliyiz.

Şu sözü çok kullanırız ve söyleriz; “Tüyü bitmemiş yetimin (insanın) hakkını yemeyeceğim ve yedirmeyeceğim” Bu güzel de asıl olan tüylü bitmiş ve beraber yaşadığımız insanların hakkını yememek ve yedirmemek önemli değil mi?

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">