Bir insan ne kadar İz bırakabilir?
Bazı insanlar yaşadıkları dönemin insanıdır.
Bazıları ise yaşadığı zamanı aşar.
Aradan yıllar geçse de isimleri anılır, yaptıkları konuşulur, kurdukları eserler yaşamaya devam eder. Çünkü onlar yalnızca kendileri için yaşamamış, arkalarında gelecek nesillere bırakacakları bir değer bırakmışlardır.
Hayrettin Karaca da böyle bir isimdi.
Türkiye'nin “Toprak Dedesi” olarak tanıdığı Karaca'nın hikâyesi, aslında yalnızca çevre mücadelesinin hikâyesi değildir. Aynı zamanda çalışmanın, üretmenin, paylaşmanın ve bir insanın inandığı bir değerin peşinden ömrü boyunca gidebilmesinin hikâyesidir.
Bir çocuk, bir iş ve başlayan hayat
4 Nisan 1922'de Bandırma'da dünyaya gelen Hayrettin Karaca, daha çocuk yaşlarda çalışma hayatıyla tanıştı. Altı buçuk yaşında babasının imalathanesine gidip gelmeye başladı.
Belki o günlerde kimse, küçük Hayrettin'in yıllar sonra Türkiye'nin çevre mücadelesinin sembol isimlerinden biri olacağını tahmin edemezdi.
Ailesinin tekstil işini büyüttü. Sanayici oldu. Üretimin, ticaretin ve iş hayatının içinde yıllar geçirdi.
Fakat hayatının ilerleyen döneminde yönünü değiştirecek başka bir tutku ortaya çıktı:
Doğa...
Yalova ile başlayan başka bir hikâye
Karaca'nın Yalova ile bağı ailesinin meyve bahçesiyle başladı. Zaman içerisinde bu alan onun hayatının en önemli eserlerinden birine dönüştü.
1980 yılında Yalova'da kurulan Karaca Arboretum, bugün Türkiye'nin önemli bitki koleksiyonlarından biri olarak varlığını sürdürüyor. Yalova Belediyesi'nin verilerine göre arboretum yaklaşık 13,5 hektarlık alanda binlerce farklı bitki türü, alttür, varyete ve kültür formuna ev sahipliği yapıyor.
Bugün o alanda dolaşırken aslında yalnızca ağaçları ve bitkileri görmüyoruz.
Bir insanın hayalinin yıllar sonra nasıl yaşayan bir mirasa dönüşebileceğini görüyoruz.
“Toprak” onun için sadece toprak değildi.
Hayrettin Karaca'nın hikâyesinin en önemli dönüm noktalarından biri erozyon meselesiydi.
1984 yılında başlayan görüşmelerin ardından Türkiye'nin asıl sorunlarından birinin yalnızca ağaçlandırma değil, erozyon ve toprak kaybı olduğuna dikkat çekti.
Bu düşünce zaman içerisinde büyük bir toplumsal harekete dönüştü.
11 Eylül 1992'de Hayrettin Karaca ve Ali Nihat Gökyiğit'in öncülüğünde TEMA Vakfı kuruldu. Vakfın temel amacı; erozyon ve çölleşmeyle mücadele etmek, toprağı korumak, doğal varlıkların korunmasına yönelik çalışmalar yapmak ve toplumda bu konuda bilinç oluşturmaktı.
Bugün TEMA denildiğinde, Türkiye'nin büyük bölümünün aklına gelen ilk isimlerden biri hâlâ Hayrettin Karaca.
İşte “iz bırakmak” biraz da budur.
Bıraktığı şey yalnızca bir isim değildi
Hayrettin Karaca 20 Ocak 2020'de, 98 yaşında hayatını kaybetti.
Fakat ardından yalnızca bir isim bırakmadı.
Bir arboretum bıraktı.
Bir vakıf bıraktı.
Bir çevre bilinci bıraktı.
Ve belki de en önemlisi, insanlara şu soruyu bıraktı:
“Bizden sonra ne kalacak?”
2026 yılında vefatının altıncı yılında yeniden anılan Karaca'nın mirasının hâlâ yaşatıldığı görülüyor. Anadolu Ajansı da onun Yalova'daki Karaca Arboretumu ve TEMA üzerinden oluşturduğu mirasa dikkat çekiyor.
TEMA ise Karaca'nın en büyük miraslarından birinin bugün 1 milyonu aşan gönüllüyle büyüyen çevre hareketi olduğunu belirtiyor.
Yalova için anlamı başka
Hayrettin Karaca'yı Türkiye'nin çevre mücadelesinden ayrı düşünmek mümkün değil.
Ama Yalova açısından hikâyesi daha da özel.
Çünkü burada yalnızca adı yaşamıyor.
Eseri yaşıyor.
Karaca Arboretum, onun yıllar önce kurduğu hayalin bugün hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.
Belki de bu yüzden Hayrettin Karaca'yı anlatırken “öldü” demek yeterli değil.
Çünkü bazı insanlar hayatlarını tamamlar ama hikâyeleri tamamlanmaz.
Onların bıraktığı değerler başkalarının hayatında yaşamaya devam eder.
Son söz
Bugün şehirler büyüyor.
Binalar yükseliyor.
Teknoloji değişiyor.
İnsanların hayatı hızlanıyor.
Ama bütün bu değişimin içerisinde bazı şeylerin değeri hiç değişmiyor:
Toprak.
Ağaç.
Su.
Doğa.
Ve insanın geride bıraktığı güzel işler.
Hayrettin Karaca'nın hayatına baktığımızda belki de en önemli ders burada saklı:
Bir insanın ömrü sınırlı olabilir. Ama yaptığı iyiliğin, yetiştirdiği ağacın ve gelecek nesillere bıraktığı düşüncenin ömrü çok daha uzun olabilir.
İşte bu yüzden bazı insanlar yalnızca yaşamaz.
İz bırakır.
Hayrettin Karaca da Yalova'nın ve Türkiye'nin hafızasında iz bırakanlardan biri olarak yaşamaya devam ediyor.
Bu mirası yaşatanlara…
Toprak, ağaç ve doğa için gönüllü olarak emek veren; gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışan tüm TEMA gönüllülerine gönülden teşekkür ediyorum.
Benim için bu teşekkürün ayrı bir anlamı daha var. Kızımın TEMA ile tanışmasına vesile olan, öğrencilerini çeşitli etkinliklerle doğayla buluşturan değerli öğretmenimiz Tülay Karadeniz’e özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Çocuklarımızı yalnızca TEMA gönüllüsü yapmakla kalmayıp; onları doğayla tanıştıran, eğlendirirken doğanın önemini anlatan, bir fidanla başlayan o küçücük kalplere doğa sevgisini, koruma bilincini ve sorumluluk duygusunu aşılayan bu emek gerçekten çok kıymetli.
Çocukların doğayı sevmesinin, korumasının ve bu bilinci küçük yaşlarda kazanmasının geleceğimiz için ne kadar önemli olduğunu bilen ve bunun için emek veren TEMA gönüllülerine; başta Arzu Hanım olmak üzere, ismini burada sayamadığım tüm TEMA çalışanlarına ve gönüllülerine yürekten teşekkür ediyorum.
Çünkü bazı insanlar hayata veda eder; ama bıraktıkları iz, başkalarının ellerinde büyüyerek yaşamaya devam eder.
Hayatta böyle önemli izler bırakmak dileğiyle....
#HayrettinKaraca #ToprakDede #TEMA #TEMAVakfı #TEMAGönüllüsü #TEMAGönüllüleri #Doğa #DoğaSevgisi #DoğayıKoru #Çevre #ÇevreBilinci #Ağaç #Fidan #FidanDikimi #YeşilGelecek #GeleceğeNefes #ÇocuklarVeDoğa #DoğaEğitimi #ÇocuklardaDoğaSevgisi #İzBırakanlar #Yalova #YalovaHaber #YalovaGündem #GündemPlus77 #GündemPlus #YalovanınDeğerleri #Doğaİçin #GelecekNesiller #SürdürülebilirYaşam #ÇevreDostu