Körfezin Dibinden Yükselen Umut

İnsan, tarihi boyunca doğayla iç içe bir yaşam sürdürdü. Ancak bu birliktelik, âdemoğlunun bilinçsiz tüketimi, çevre duyarsızlığı ve doğal kaynakları hoyratça kullanması sonucunda yaşadığı dünyanın ciddi şekilde zarar görmesine sebep oldu.

Ormanların yok edilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi ve iklim değişikliği

İnsan, günahlarının sonucu olarak; kuyruğundan kendi kendini yiyen yılan misali, neden olduğu çevresel tahribatın sonuçları ile karşı karşıya kaldı.

Ancak her şeye rağmen insan, doğaya zarar verse de onu koruyup yeniden ayağa kaldırabilecek güce de sahip. Yenilenebilir enerji yatırımları, geri dönüşüm projeleri, ağaçlandırma çalışmaları, sürdürülebilir şehir planlamaları ve çevre bilincini artıran sosyal projeler gibi geleceğe umut veren önemli adımlar da yine insan tarafından yapılabilecek şeyler.

Eğitim… Belki de en önemlisi eğitim. Yeni nesillere çevre bilinci aşılanması çok kıymetli ve hayati bir öneme haiz.

Doğaya zarar veren değil, onunla uyum içinde yaşayan bir anlayış benimsendiğinde, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya mümkün.

Bu girizgâhı niçin yaptım?

Şu nedenle…

17-19 Nisan tarihleri arasında Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun (TGK) Kocaeli’de düzenlenen 30. Başkanlar Kurulu Toplantısı’na, Yalova Gazeteciler Cemiyeti’ni temsilen başkan yardımcısı olarak iştirak ettim.

Her başkanlar kurulu toplantısında olduğu gibi bu toplantıda da mesleki açıdan önemli değerlendirmeler yapıldı, sorunlar masaya yatırıldı, sonuç bildirgesinde çözümlere yönelik önemli mesajlar verildi. Gazetecilik alanında ülkemizin en büyük mesleki kuruluşu konumunda olan TGK’nın sektörel konulara bakışı kamuoyuna aktarıldı.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay’ın da toplantıya iştiraki ile toplantı, sektörel taleplerin konunun muhatabı bir kamu yöneticisi nezdinde doğrudan iletilmesine de imkân tanımış oldu. Çay’ın katılımı, meslek temsilcileri ve kamu yöneticilerinin koordinasyonuna güçlü bir fırsat sundu. TGK’nın karar alma süreçlerine doğrudan müdahil olmasına zemin sağladı. Bu vesile ile hem ortak çözümler için ortam oluşmuş oldu hem karşılıklı iletişim ve koordinasyon güçlendi hem de bu birliktelik ile toplantının etkinlik ve prestiji arttı.

Gelelim Kocaeli’ne.

Kocaeli ismi, bölgenin Osmanlı döneminde fethedilmesinde önemli rol oynayan Akçakoca Bey'den geliyor. Tarihî kaynaklarda bölge uzun süre "Koca İli" olarak anılmış, zamanla bu ifade birleşerek Kocaeli şeklini almış.

Kocaeli; Türkiye’nin sanayi ve endüstri başkentliği için yarışan az sayıdaki metropolden biri. Doğal güzellikleri, kültürel ve tarihî değerleriyle de önemli bir önceliğe sahip.

Sadece sanayi konusundaki büyüklüğü ve öncülüğü ile ilgili yüzeysel sayılabilecek bir bilgi aktarımı bile yapmak isteseniz, bir köşe yazısı yeterli gelmeyecektir.

O nedenle ben bu köşe yazımda; Kocaeli’nin bir sanayi kenti olmakla beraber, sahip olduğu doğa kenti olma hüviyetinin bir gereği olarak çevreye sahip çıkma ve gelecek nesillere güzel bir şehir bırakma adına yapılanlara dair, özet de olsa, bir bilgi aktarma çabasında olacağım.

TGK’nın son buluşmasında da yine bir toplantı klasiği olarak bulunduğumuz kentin tarihî, turistik ve kültürel mekânlarını da ziyaret ettik.

İlaveten, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen önemli bazı projeleri yerinde inceleme fırsatını yakaladık. Avrupa’nın en büyüğü olan Güzide Gençlik Merkezi’ni ziyaret ettik. Burası da adeta bir derya. Ama kısa geçiyorum. Gelecek nesillere yapılan bu büyük yatırımı özellikle yerel yöneticilerin araştırmasını ve incelemesini tavsiye ederim.

Program çerçevesinde ziyaret ettiğimiz Ormanya isimli doğa projesine de hayran kaldığımı söylemeliyim. Kocaeli’ne Allah’ın hediyesi, 2 bin dönümlük doğa harikası muhteşem bir lokasyon. İnce düşünülmüş, akıllı bir konsept ve ince dokunuşlarla şekillenmiş bir proje alanı. Doğa, halkla ancak bu kadar güzel buluşturulur ve kent hayatına adapte edilir.

Ormanya’nın, her biri ziyaretçisini doğanın kalbinde ağırlayan birbirinden güzel bölümleri mevcut. Katılımcısını yormayan yürüyüş parkurları, hayvanlarla birebir zaman geçirebileceğiniz, onlara dokunup sevebileceğiniz ve çocukların en sevdiği bölüm olan hayvanat bahçesi, fantastik film platolarını andıran ve kendinizi Yüzüklerin Efendisi filmi setinde hissedeceğiniz Ormanköy, Kuş Gözlem Noktası…

Tabiat ve doğa temalı şiirleri ile tanınan Orhan Veli’nin sağlığında görse, muhakkak gözlerini kapatıp burası için de bir dörtlük yazacağı ve ormanın sesini huzurla dinleyebileceğiniz Ormanın Sesi bölümü, Tarım Alanı, Orman Okulu, Yaban Yaşam Alanı, Kuş Gözlem Noktası, Böcek Oteli, Kamp Alanı ve Mesire Alanı… Say say bitmiyor.

En güzel bölümlerden biri ise Orman Kütüphanesi. Her yaş ve ilgi alanına uygun kitapları; yeşilin her tonunun içinde bulunduğu bir renk cümbüşünün ortasında, ulu ağaçların gölgesinde, dalların oluşturduğu kubbenin altında, yaprak hışırtıları ve kuş ötüşleri ile ormanın size fısıldadığı bir ortamda okumanın keyfi gerçekten bir başka.

İçinde raflar bulunan ağaç gövdelerinin kitaplara ev sahipliği yapıp onları sakladığı bir kütüphane burası. Bu ağaç kitaplıkların; artık ömrünü tamamlamış kentteki ağaçlara yeniden hayat verilerek değerlendirilmesi yoluyla imal edildiğini öğrenmek ise takdir gerektiren ayrı bir detay. Bir zamanlar yaşadıkları, ama şimdi ebedî istirahatgâhları olmuş ormanda, çok ulvî bir amaç için ayakta durmaya devam ediyorlar.

Bu ve buna benzer birçok vasfı ile Ormanya, yazının başında dile getirdiğim âdemoğlunun ince düşünce ile attığı adım sonrası vücut bulmuş; gelecek neslin temsilcisi çocuklara doğa sevgisinin aşılandığı, her yıl milyonlarca ziyaretçinin uğrak yeri olan, umut verici projelere örnek gösterilebilecek nitelikte.

Gelelim Kocaeli Belediyesi’nin, bence amiral sayılabilecek, doğa dostu bir başka projesine.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı, TGK onuruna verdiği akşam yemeğinde uzun uzun dinlemiş ve proje ile çalışmaları hakkında detaylı bilgi almıştık.

Bunlardan biri de Kocaeli için çevresel açıdan hayati bir proje olan “İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi” idi.

“Hadi canım! İzmit Körfezi’nin altındaki yılların birikmiş çamuru mu temizlenirmiş?” dediğinizi duyar gibiyim.

Buna karşılık, “Haliç’in temizlenmesi de buna benzer bir projeydi. O başarıldıysa bu neden olmasın?” diyenler de çıkabilir.

Ancak bu projenin, Haliç’in hayatını kurtaran projeden daha büyük olduğunu söylemek lazım.

Haliç’te 4 milyon metreküp çamur temizlendi ama burada iki katından fazla çamurun temizlenmesi hedefleniyor.

Bir benzeri olmadığı için Haliç ile mukayese ederek devam edeceğim.

Haliç’in temizliği esnasında toplanan çamurlu deniz suyu, eski maden ocaklarının boş yataklarına isale hattı ile ulaştırılarak bertaraf edilmişti.

Kocaeli’de ise çok daha ileri teknoloji barındıran ve daha çevreci bir yöntem uygulanıyor.

Körfezin belirlenen noktalarına konuşlandırılan yüzer platformlar vasıtasıyla dip çamuru önce çekiliyor. Bu esnada özel ekipmanlar sayesinde sadece kirli çamur deniz dibinden alınıyor. Ardından çamur, kıyıdan uzak bir noktadan alınması sebebiyle, arada bulunan terfi istasyonları vasıtasıyla debi kaybına uğramadan kolaylıkla kıyıya taşınıyor.

Taşınan bu kirli ve yoğunluğu yüksek deniz suyu, tanklarda işleme alınarak içine özel bir polimer karıştırılmak suretiyle muhtevasındaki çamurdan fiziksel olarak ayrıştırılıyor. Sonra Fransa’dan ithal edilen, devasa boyutlardaki ekipmanlar olan özel tüplere dolduruluyor. Bu dev tüpler; bir nevi çek valf görevi gören özel dokusu sayesinde, gözeneklerinden dışarıya deniz suyunun atılmasına ama tekrar içeri girişine mani olurken, çamurun dışarı çıkmasına da müsaade etmiyor. Süzülen temiz deniz suyu, kanallar vasıtasıyla çamurdan arındırılmış ve sağlıklı bir halde yeniden körfezin derinliklerine deşarj ediliyor. Sürekli beslenerek bu döngünün devam ettiği tüpün içinde, belirli bir müddet sonra oldukça yoğun ve artık fiziksel olarak katı forma çok yakın macunsu bir çamur kitlesi birikiyor. Ardından bu tüpler, tek kullanımlık olduğu için açılıyor ve içindeki çamur tamamen kuruduktan sonra Marmara Otoyolu yapımı esnasında dolgu malzemesi alınan hafriyat bölgelerinin yeniden doldurulmasında kullanılıyor. Dolgu öncesi zemin izolasyonu sağlandığı için çamur, doğaya zararı olmayacak şekilde stoklanmış oluyor.

İlaveten, bu çamurun ekonomik olarak bir hammadde olarak kullanılabilmesi için Ar-Ge çalışmaları da bir taraftan sürdürülüyor.

Çılgın bir proje.

Akıl işi değil.

Adeta iğne ile kuyu kazılıyor.

Toplamda 3 etapta tamamlanacak proje kapsamında, 700 futbol sahasına yakın bir alanda, 9 milyon metreküpe yakın çamurun körfez zemininden temizlenmesi hedefleniyor.

Biraz daha anlaşılır hâle getirmek için daha çarpıcı bir örnekle projenin büyüklüğünü anlatayım. Şu ana kadar körfez dibinden çıkarılmış ve bertaraf edilmiş kurutulmuş çamur miktarı 120 bin kamyon. Evet, yanlış duymadınız. Bu, korkunç büyüklükte bir rakam ve şapka çıkarılacak bir başarı.

İlk etabı tamamlanan projede Kocaeli Körfezi, şimdiye kadar 100 hektara yakın bir alanda, 1 milyon metreküplük çamurdan kurtarılmış. Harika bir sonuç. Şimdiden bu bölgede doğal yaşamın kendini nasıl yenilediğini ve canlı çeşitliliğinin nasıl arttığını öğreniyoruz.

Yunuslar, kırlangıç balıkları, kalamarlar ve sayısız deniz canlısı yeniden can bulan İzmit Körfezi’ne geri dönmüş.

“İzmit Körfezi’ni Dev Bir Akvaryuma Dönüştürme” vizyonuyla başlatılan bu proje; Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük çevre temizlik projelerinden biri olmasının yanı sıra, yıllardır sanayi ve şehirleşme baskısı altında körfezin dibinde biriken milyonlarca tonluk çamurun temizlenerek, denizin oksijen seviyesini artırıp biyoçeşitliliği yeniden canlandırma yolunda etap etap hızla ilerliyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile 2023 yılında ortaklaşa başlatılan ve TÜBİTAK ile İstanbul Üniversitesi’nin bilimsel raporları ışığında yürütülen bu dev operasyon ile suyun altındaki sirkülasyonu engelleyen ve lodoslu havalarda kokuya neden olan ölü tabakayı ortadan kaldırarak denizin oksijenle yeniden buluşması hedefleniyor.

Üstelik evsel atıkların artık arıtılarak körfeze bırakılması ve sanayi kuruluşlarının da etkin denetimi sayesinde, bu başarının sürekliliği de garanti altına alınmış durumda.

Biz bu projeyi Başkan Büyükakın’ın kendi dilinden dinledik ama yerinde de gördük.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin, kentin güzelliklerini ve belediye projelerini hem kent halkına hem de kent konuklarına tanıtmak amacıyla hayata geçirdiği bir “Gez-Gör Kocaeli Projesi” bulunuyor. İşte biz de bu proje vasıtasıyla, körfez temizliğine yönelik çalışmanın şantiyesini yerinde ziyaret ederek, uzman isimlerin bilgilendirmesi ve bizzat yapılan işi görsel teknik sunumları eşliğinde inceleme fırsatını yakaladık. Polimer vasıtasıyla kirli deniz suyunun, bir illüzyon gösterisi gibi nasıl çamurdan ayrıştırıldığını deneyimledik. Dev tüplerin üzerine çıkıp çamurun nasıl biriktirildiğine şahit olduk.

Tüm bunları tecrübe ederek şunu bir daha idrak ettik ki bu proje, ütopya olmaktan çıkıp zafere dönüşmüş bir başarı hikâyesi.

Yine yazının başında değindiğim; insanın kendi eliyle zarar verdiği doğayı, inanır ve organize olursa, nasıl yeniden ayağa kaldırabileceğinin en somut örneğidir bu proje.

Proje tamamlanıp temizlenen alanlarda planlanan su sporları ve biyoçeşitlilik parkını da ziyaret etmek nasip olur inşallah.

“Peki, nisan ayındaki programı neden şimdi kaleme alıyorsun?” diye soranlar olabilir.

Onu da şöyle açıklayayım.

TGK toplantılarında genelde, etkinliklere dair video görselleri hazırlayıp anıları ölümsüzleştiriyor, kaleme aldığım köşe yazıları ile de tanıklıklarımı aktarmaya gayret ediyorum.

Bu defa, toplantı sonrası gerçekleştirdiğim bir yurt dışı seyahati ve sonrasındaki yoğun iş temposu, köşe yazısını akamete uğrattı.

TGK toplantıları sonrasında o bölgede yer alan basın kuruluşlarının sosyal medya hesaplarını takibe alıyorum. Bu sayede o kent ile bir nevi bağımı sürdürmüş oluyorum. Bu toplantıda da böyle oldu ve sonrasında bu takipler sayesinde önüme düşen bir görüntü, gözden kaçırdığım bu gerçeği hatırlattı.

İzmit Körfezi’ndeki temizlik çalışmaları ile birlikte balık popülasyonunun artmasına vesile olmak amacıyla, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenli olarak gerçekleştirdiği denize balık bırakma töreninde gözüme bir tanıdık ilişti.

TGK Başkanlar Kurulu Toplantısı’nda bizi Kocaeli’de; her bir detayı iyi planlanmış, harika bir organizasyon ile ağırlayan TGK Kocaeli Temsilcisi ve Gebze Yenigün Gazetesi İmtiyaz Sahibi sevgili Uğur Saray’ı, körfeze bırakılan balıklar için düzenlenen bir törende “Ya Allah, Bismillah!” diyerek suya koca bir lüfer bırakırken gördüm.

Bu etkinlikte; levrek, çipura, kalkan ve mersin balıklarından oluşan 6 bin balık törenle İzmit Körfezi’ne bırakılırken, balıkların yuva yapıp üremelerine imkân sağlayacak 100 adet beton yapay resif de denize indiriliyordu.

Gördüğümüz bir dost siması, o an bu doğa dostu projeyi aklıma düşürdü ve bu köşe yazısına vesile olmuş oldu.

Buradan Uğur Saray’a selam olsun.

Harika misafirperverliği için kendisine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

Bu örnek proje vesilesiyle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni, Başkan Tahir Büyükakın’ı ve projede emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Gelecek nesiller adına şükranlarımı sunuyorum.

Bu projenin, aynı dertten mustarip tüm kentler için örnek olmasını temenni ediyorum.

Temiz bir dünya ve güzel yarınlar adına atılacak adımlar için henüz geç ve hiçbir gayretli çalışma da imkânsız değil.

Yeter ki insan istesin.

Zoru başarır, imkansız biraz zaman alır.

Kalın sağlıcakla.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">