KÖTÜ HABERLERE ALIŞMAK: NORMALLEŞEN TRAVMA

Eskiden sarsan haberler artık sadece “bir haber” gibi geçip gidiyor. Bir ekran kaydırması kadar sürüyor duygumuz. Bu durum çoğu zaman “alıştık” diye tanımlanıyor. Oysa psikolojide bunun adı alışmak değil: duygusal uyuşma.

Duygusal uyuşma, zihnin travmatik uyaranlara verdiği bir öğrenilmiş tepkidir. Sürekli felaket, şiddet, kayıp ve tehdit içeren içeriklere maruz kalan sinir sistemi, kendini koruyabilmek için duygusal yanıtı kısar. Bu bir güçlenme belirtisi değil; aşırı yüklenmiş bir sistemin savunma refleksidir. Hissetmemek, etkilenmemek için geliştirilmiş geçici bir çözümdür. Ancak psikolojik iyileşme, hislerin kapanmasıyla değil; düzenlenmesiyle olur. Kötü haberlere karşı duyarsızlaşmak, bireyin vicdanını kaybettiğini değil; taşıyabileceğinden fazlasına maruz kaldığını gösterir. Zihin, baş edemediği yoğunlukta uyarana maruz kaldığında “duygu kapatma” yolunu seçer. Çünkü hissetmek artık güvenli değildir. Zihin, duygunun beraberinde getirdiği yükü taşıyamayacağını öğrendiğinde, hayatta kalmak için hisleri kısmayı tercih eder. Bu, bilinçli bir karar değil; sinir sisteminin otomatik bir düzenleme çabasıdır. Ama bu düzenleme, acıyı azaltırken aynı anda yaşamla kurulan bağı da zayıflatır.

Zamanla bu duygusal kapanma sadece travmatik içeriklere karşı değil, günlük yaşama karşı da genelleşir. İnsan yalnızca kötüye değil, iyi olana da mesafe koymaya başlar. Sevinen, umutlanan, heyecanlanan taraf geri çekilir. Böylece kişi daha az üzülür gibi görünür; fakat aynı zamanda daha az hisseder.

Bu hâl çoğu zaman güçlenme, olgunlaşma ya da “artık etkilenmiyorum” şeklinde yorumlanır. Oysa psikolojik açıdan bu, esneklik değil; katılaşmadır. Esneklik, duygular arasında geçiş yapabilme becerisidir. Uyuşma ise bu geçişi askıya alır.

Duygular bastırıldığında kaybolmaz. Yalnızca ifade edilecek güvenli bir alan bulamadıkları için geri çekilirler. Ve bastırılan her duygu, zamanla bedensel gerginlik, anlamsızlık hissi ya da içsel boşluk olarak geri döner. Psikolojik iyilik hâli, hissetmemekle değil; hissedebildiğini düzenleyebilmekle mümkündür. Çünkü insanı koruyan şey, duyguların kapanması değil; duygularla güvenli bir temas kurabilme kapasitesidir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">