Meşhur Olma Yöntemleri

Eskiden bizim gençliğimizde ülkede meşhur olabilmek çok zordu. İletişim araçlarına ulaşmak zordu çünkü. Bu nedenle meşhur olmanın yöntemleri değişikti.

Mesela sinemacı veya ses sanatçısı olmak en bilinen yöntemdi. Ama oralara ulaşmak zordu, bir de çok testlerden geçmeniz gerekirdi. Sporcu, mucit gibi seçenekler de nadirattan ve zordu. Daha sonraki dönemlerde “Kızılay’da soyunma” modası çıkmıştı. Bir tepki vermek isteyen Kızılay’da soyunurdu, bağırarak demecini verirdi. Bazıları da kendini benzin gibi bir yanıcı madde ile yakarak ülke çapında meşhur olabilirdi.

Günümüzde iş değişti. Bir meclis konuşması, sosyal medyadan bir beyanat, Toma’nın üzerine çıkıp Toma’ya zarar vermek gibi eylemlerle bir saatte ülkede değil dünyada meşhur olabiliyorsunuz. Bir haftadır Rümeysa Eker konuşuluyor ülkemizde, hatta dünyada. Ne yapmış bu bayan, Terme Belediye Meclis Üyesi ülkedeki kötü alışkanlıkların neredeyse tamamına mensup olanların kendilerini Kemalist olarak tanımladıklarını söyledi. Beyanatlarından bazıları da şöyle:

“Bu ülkede halkı soyan tefeciler, Kemalist olduğunu söyler ve solu destekler.

Bu ülkede bar, pavyon, alkollü restoran, ocak başı vs. işletenler, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede “elletirim, belletirim evlenmem” diyenler, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede LG*BT’ciler, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede dizi filmlerle toplumu türlü ahlaksızlıklarla manipüle edenler, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede uyuşturucu tacirleri, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede sadece İslam’a düşman, diğer bütün inançlara saygı duyanlar, Kemalist ve solu destekler.

Bu ülkede “M. Kemal olmasaydı Yorgo olurdunuz” diyenler ve en çok Yorgo’ya benzeyen, benzemek için kırk takla atanlar, Kemalist ve solu destekler…”

Bu ifadeler doğru mu, yanlış mı, konuşulmalı mıydı, konuşulmamalı mıydı konusuna girmeyeceğim. Ancak benim dikkatimi çeken şu, bayan kendince bir tespit yapmış. Bayan adeta diyor ki, “birçok kötülüğü yapan, savunan, yayılmasına çalışanların neredeyse tamamı, kendilerini Kemalist ve solcu olarak tanımlıyorlar. Topluma baktığımızda da bunu gözlemliyorum bende.” Bunu dikkat çekici görüyor ve uzunca bir metin okuyor.

Toplumda ve sosyal medyada ne oldu?

Herkes Rumeysa’ya küfürler, hakaretler demediklerini bırakmadı. Aslında bu ifadeler yenilir yutulur şeyler değil, bu tepki normal de aynı zamanda. Ama ben öncelikle şunu beklerdim şahsen. Kardeşim bu bayan ne diyor?

Evet ben LGBTciyim, ben bar, pavyon, içki, kumar vs. işletiyorum, faizciyim, tefeciyim, hırsızım vs. ama Kemalist değilim, solcu hiç değilim. Bunlar iftira, yalan, bu kadın zırvalıyor…” gibi cümleler bekliyordum. Orada listelenen özellikleri kapsayan kimseden sosyal medyada, “Evet ben bu işleri yapıyorum ama ben Kemalist değilim.” Şeklinde bir açıklama görmedim. O zaman bu kadına yapılanlar haksızlık olmuyor mu?

Var olan bir vakıayı söylediğini düşünüyor. Bu düşüncesindeki yanılgısını ispatlamak gerekmez mi?

Burada bir sorun daha karşımıza çıkıyor. Bütün Kemalistlerin böyle olduğunu söylemek büyük saçmalık olur. Bu ahlak dışı davranışlarla alakası olmayan Kemalistler de ülkemizde çoktur. Ancak kötü ahlak sahipleri kendilerini neden Kemalist olarak tanımlıyor, sorusunu sormadan geçersek olmaz. Sapla samanı birbirine karıştırmış oluruz.

Bu sayılan kötülük sahipleri gerçekten Kemalist ise, neden bunlar Kemalistler?

Kemalizmi biz mi yanlış biliyoruz?

Yoksa ahlaksızlıklarını Kemalizm örtüsü ile mi örtüyorlar. Mesela bir eşcinsel “Ben Kemalistim” dediğinde kendine kimsenin dokunamayacağını mı düşünüyor. Yoksa Kemalizm böyle bir şey mi?

Burada hakiki Kemalistler ve çakma Kemalistler diye bir ayrım mı yapmak lazım acaba?

Hakiki Kemalistler bence burada içlerine sızmış bu ahlaksız grupların, “ben solcuyum, Kemalistim“ diyenleri içlerinden kovmalılar. Çıkıp basın karşısında “Evet her kötülüğü yapan, kendini Kemalistim, solcuyum diye tanımlasa da, bunlar asla Kemalist olamaz, bunları içimize alamayız, bu kötü mahlukları reddediyoruz. Kemalizm’i kimse kirletemez, biz buna müsaade edemeyiz. Rumeysa Eker de burada öbeklenmiş bu ahlak dışı marjinallere dikkat çektiği için ona da teşekkür ediyoruz” gibi bir beyanda bulunsa, bence bu çok daha yerinde ve sağlıklı olurdu. Biz Rumeyza’yı defe koyup çalsak da bu beyanatı okuyanlar, “Gerçekten bu fiillerin failleri gördüğümüz kadar kendini Kemalist ve solcu tanımlıyor. Demek ki solculuk ve Kemalizm böyle bir şeydir, diye inanmaya başlarlar.

Bu konuyu burada bitirirken bir de son hafta 6 yerleşim yerinde yapılan seçimlerde Cumhur ittifakı 5, CHP 1 seçim kazandı. AK Parti gitti, gidiyor, %25’lere düştü beyanlarının da bir rüzgar olduğunu gördük.

Millet ortalığı vaveylaya verenler gibi bağırmıyor, sandığa gittiğinde aklını kullanarak seçimini yapıyor. Reis bir dönem daha ülkenin başında olacak demektir. Millet feraset sahibidir... Vesselam...

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">