Metanoia: Dönüşümün Psikolojisi

Yıllar önce kendi kliniğimi hayallerimde kurarken tek bir isim zihnimde beliriyordu: Metanoia. O günlerde bunun yalnızca kliniğimin adı olacağını düşünüyordum. Oysa zamanla fark ettim ki bu isim, mesleki yolculuğumun da en önemli sorusunu içinde taşıyormuş.

Uzun zamandır psikoloji biliminde tek bir konu üzerine derinleşmek istiyordum. Aylar boyunca okudum, düşündüm, yeniden düşündüm. Her yeni bilgi beni aynı yere götürdü. İnsan davranışlarının ardında ne olduğu kadar, insanın nasıl dönüştüğü sorusu beni giderek daha fazla meşgul etmeye başladı. Sanırım bunun izleri çocukluğuma kadar uzanıyor. Çocukken akşam yanan evlerin ışıklarına bakar, o evlerin içinde nasıl hayatlar yaşandığını hayal ederdim. Sokaktan geçen insanların yüz ifadelerini, yürüyüşlerini ve sessizliklerini izler, onların ruh hâllerini anlamaya çalışırdım. O yıllarda bunun bir oyun olduğunu sanıyordum. Bugün ise bunun insanı anlama merakımın ilk adımları olduğunu görüyorum. Bu merak beni psikolojik danışmanlığa taşıdı. Mesleğe ilk başladığım yıllarda travma alanında çalışmanın insanlara en büyük katkıyı sağlayacağını düşünüyordum. Ancak seans odasında geçirdiğim zaman bana başka bir şey öğretti. İnsanı yalnızca yaşadığı travma tanımlamıyordu. Asıl belirleyici olan, yaşadığı deneyimi nasıl anlamlandırdığı ve o deneyimden sonra kendisiyle nasıl yeni bir ilişki kurabildiğiydi. Bugün beni en çok düşündüren konu tam da bu. İnsan gerçekten değişebilir mi?

Yoksa değiştiğini sandığımız şey, yalnızca davranışların yüzeyde yeniden düzenlenmesinden mi ibarettir?

Psikolojik dönüşüm yeni kararlar almak ya da motivasyon konuşmalarının etkisiyle kısa süreli değişimler yaşamak değildir. Dönüşüm, bireyin kendilik algısının yeniden örgütlenmesidir. Kişinin geçmiş yaşantılarını, duygularını ve yaşam öyküsünü farklı bir perspektiften anlamlandırabilmesidir. Çünkü insanı değiştiren olayların kendisi değil, o olaylara yüklediği anlamdır. Seanslarda bunu defalarca görüyorum.

Bazen yıllardır öfkesini kontrol edemediğini söyleyen bir danışan, öfkesinin altında görülmemiş olmanın acısını fark ediyor. Sürekli kaygıyla yaşayan biri, aslında belirsizlikten değil, kontrolü kaybetme korkusundan kaçtığını keşfediyor. Kendisini değersiz hisseden biri ise yıllardır başkalarının sesiyle konuştuğunu fark ediyor. İşte dönüşüm tam burada başlıyor.

Çünkü farkındalık, değişimin kendisi değildir fakat değişimin vazgeçilmez başlangıcıdır.

Belki de insanın en zor yaptığı şey, kendisini değiştirmek değildir. Kendisine yıllardır anlattığı hikâyeyi yeniden yazabilmektir. Eski savunmalarından vazgeçebilmek, belirsizliğe rağmen yürüyebilmek ve kim olduğunu yeniden tanımlayabilmektir.

Belki de bu yüzden "Metanoia" yalnızca bir isim değil.

İnsanın, kendisine bakışının değiştiği o sessiz ama derin ana verilen isimdir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">