Minibüs Gerçekleri...

Çoğumuz günlük hayatta minibüsü kullanıyoruz. Ben, evimin merkezden uzak olmasından dolayı hemen hemen her gün minibüs kullanıyorum. Bazen minibüsle yolculuk insanı yoruyor. Bir tarafta telefonla bağıra bağıra konuşanlar, bir tarafta avaz avaz konuşan çocuklar... Minibüslerin içinde bir ses uğultusu. Kimse kimsenin umurunda değil. Birkaç kez uyarmama rağmen bunun karşılığında kötü sözlere maruz kaldım.

Minibüsler, bağıra bağıra sohbet edeceğimiz alanlar değildir. Buna çok dikkat etmeliyiz. Sadece kendimizi değil, diğer yolculuk yapan kişileri de düşünmeliyiz.

Bir de ayakta yolculuk yapıyorsanız, bu sıkışıklık ne anlama geliyordur? Şoför ha bire müşteri alıyordur. Sen sıkışmışsın, nefes alamıyorsun; kimin umurunda? Bütün kokuların karıştığı, arabesk müziğin çaldığı bir ortamda beş dakikalık yol saatlermiş gibi gelebiliyor insana. Burada şoförlere değil de yasalara bir düzenleme getirilmeli. Ayakta yolcu almak yasaklanmalı. Bu, gerçekten modern çağa hiç uymuyor. Balık istifi gibi insanlar çok çirkin duruyor. Hele bir de iş çıkış saatine geldiysek, yandık.

Minibüs saatleri daha sık olursa bu sorunun bir nebze de olsa azalacağını düşünüyorum.

Allah’tan şu da var: İstanbul’daki gibi taciz olayları ilimizde çok yaşanmıyor. Erkekler çok dikkat ediyor, hatta çoğunlukla bir bayanın yanına bile oturmuyor. Ama ayakta durmak, yanlış anlaşılmalara sebep olabileceğinden ya da kötü niyetli bir kişinin ekmeğine yağ sürebileceğinden de bahsedebiliriz.

İnternetten minibüs şikâyetlerine bir göz gezdirdim de çoğu kişi ayakta durmaktan ve bununla ilgili yaşanan sorunlardan bahsediyor. Lütfen bu durumlardan şikâyetçiyseniz minibüsçüler odası başkanını arayıp direkt şikâyetinizi bildiriniz.

İnsan gibi yaşamak ve yolculuk etmek hepimizin hakkı...

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">