Gerek tarihsel süreçte, gerekse günümüzde değişik isimler altında birleşen oluşumlar, idareciler ve kendini güvende görmeyenler tarafından onları ortadan kaldırmak için değişik planlar yaparlar. Bunlardan biri ve belki en ucuzu, bu oluşumları kendi içinde bölüp parçalayarak bazen kendi kendileriyle savaşarak bu güçleri etkisiz hale getirirler.
Bu cihetten baktığımızda İslam dini toplum içinde farklı zihniyetlerle en barışık yaşayabilecek anlayıştır. Çünkü farklı fikir ve düşünceleri zorla değiştirip İslamlaştıramaz. Yaşadığı toplumla sosyal uyum içinde olmak zorundadır, üretken ve çalışkandır, fitnecilik, bozgunculuk yasaktır. Kendilerine veya başkalarına haksızlık, zulüm, saldırı, sömürme gibi insanın temel haklarına saldırı olmadığı sürece sulh ve barış içinde yaşamakla görevlidirler.
Durum böyle olsa da Müslümanların birlik ruhu zalimler ve sömürgeci zihniyetler tarafından her zaman tehlikeli görülmüş ve bu birlik ruhu her fırsatta parçalanmaya çalışılmıştır. İşe bu yönüyle baktığımızda da Müslümanlara dışarıdan başka düşmana gerek olmadan ömürlerini birbirinin enerjisini ve gücünü yok etmekle geçirdiklerini görmekteyiz.
Bu gün ilmiye sınıfına baktığımızda akademik camiadan çıkan medyatik hocaların tamamı İslam’la ilgili farklı yorumları, bu yorumların tek doğru olduğunu lanse ederek bir kutuplaşma getirdiklerini, Müslüman camiada bir bölünme oluşturduklarını rahatça görmekteyiz.
Tasavvufun ortaya çıkışında, gelişmesindeki güzel hasletlerin yerini, ticaret, dışlama, kendinden başka fırkayı naciye görmeyen aşamaya gelmişlerdir. Kurulan cemaat yapılarında durum daha farklı olmadığı gibi, bazı cemaat yapıları güvenlik sorunu haline bile gelebilmektedir.
İslam’a düşmanlığını açıktan yapanlar, İslam toplumu için hiçbir zaman tehlike olmamıştır. Düşman ve niyeti belli, buna göre birlik ruhu ile bu düşmanlar er geç yok edilmişlerdir. Yalancıyı, hırsızı, katili, eşkıyayı açıktan biliyorsanız, alacağınız önlemlerle bu işin üstesinden gelebilirsiniz.
Ama ağızından ayet – hadisleri düşürmeyen, İslam alimlerini, Kuran’ı referans gösteren, kendini yapıcı, birleştirici, yararlı, iyi niyetli, irşatçı yardımsever vs. gösteren din görünümlü düşmanları tespit edemezsek bu gerçekten açık düşmandan çok daha tehlikelidir.
Biz bu gün bu sorunu yaşıyoruz. Bakıldığında zulme, fitneye karşı, adaleti, merhameti, yardımlaşmayı, ibadetin önemini, kul hakkını, hakikati söylemeyi, aile hayatı vs. savunuyor gibi konuşan, bu düşüncelerini ayetlerle, hadislerle delillendiren Müslüman görünümlü kendini deşifre etmeyen münafık gruplaşmalar bizim asıl tehlikeli sorunumuzdur.
Çünkü dini anlatmak başka, dini temsil etmek başkadır. İnsan kürsüye çıkabilir, güzel konuşabilir, milyonlarca insan tarafından takip edilebilir.
Dini kavramları ustalıkla kullanabilir. Fakat bütün bunlar tek başına samimiyetin ölçüsü değildir. Ölçü; hal ile kalin, söz ile tavrın uyumlu olmasıdır..
Bu gün ülkemizde kendini İslam Şemsiyesi altında gösteren, onlarca cemaat, tarikat, STK, grup vardır. İslam da dört mezhebi bölünme olarak tanımlayanlar, radikalinden, tekfircisinden, suya sabuna dokunmayanından, siyasallaştırılmış Müslümanlığından, kendi dışındakileri Müslüman görmeyeninden, dini ticari olarak kullananından, kısaca bir çok çıkar amacına matuf kullanan kitleler oluşturmuştur. Bunların her biri de kendine maalesef taraftar bulmakta da zorlanmıyor. Toplumda serseri mayın gibi dolaşanlara kanca atsa zaten yetiyor bile.
Bu nedenle benim tezim şudur ki, bu gün mutedil, aşırılıklardan arınmış, din işlerini yüksek bir kurulla çözen, verdiği fetvalarıyla İslam çizgisinin dışına taşmayıp, uygulanabilir, zamanın ruhuna uygun fetvalarıyla, aşırılıklardan törpülenmiş, akla ve nakle uygun, halk ve devletçe denetlenebilir, yer altında değil, gayet açık seçik görev icra eden en uygun yapılanma DİYANETTİR. En sağlıklı dini çalışmalar, Diyanet bünyesinde yürütülmektedir.
Tabii ki, 150 bin mensubu olan bir yapının içinde hantallıklar, art niyetliler, çarık-çürükler de vardır. Bir hantallık, tembellik içine düşen becerikliler de vardır. Ama bu tamir olabilecek bir durumdur.
Sivil İnisiyatif tamamen devre dışı kalmalı mıdır?
Buna da evet diyemeyiz. Çok seçici, rijit söylem ve davranışlardan uzak, kendine adam yetiştirme yerine topluma iyi insan yetiştirme gayretinde olan sivil dini faaliyetler de elbette olmalıdır.
Bu gün ülkemizde sürekli tehdit oluşturmakla ve kötü amaçlı faaliyetleriyle gündeme gelen kişi veya kurumsal yapılar, bu yozlaşmanın örnekleridir.
Allah Müslümanlara akıl izan nasip etsin…