Odalar kimin için var?

Aidat mı topluyoruz, meslek mi geliştiriyoruz?  Ülke gündeminde yine oda seçimleri var. Mühendis odaları, esnaf ve sanatkâr odaları, çeşitli meslek birlikleri seçim sürecine girdi. Afişler asılıyor, listeler hazırlanıyor, adaylar üyeleri arıyor, vaatler sıralanıyor.

Ancak seçim dönemi gelip geçtikten sonra çoğu meslek mensubunun aklında aynı soru kalıyor:

Bu odalar gerçekten ne iş yapıyor?

Teoride cevap çok net. Meslek odaları; üyelerinin mesleki yetkinliğini artırmalı, mesleğin itibarını korumalı, üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmeli, sektörde kaliteyi yükseltmeli ve haksız rekabetle mücadele etmelidir. Yani oda, üyelerinin işini daha iyi yapmasını ve daha iyi kazanmasını sağlayan bir yapı olmalıdır.

Ama sahadaki algı çoğu zaman farklı.

Birçok meslek mensubu için oda; aidat ödenen, seçim dönemlerinde hatırlanan ve günlük mesleki hayata somut katkısı çok sınırlı kalan bir kurum görüntüsü veriyor. Eğitimler yetersiz, sektörel sorunlara müdahale zayıf, genç meslek mensuplarına yön gösteren sistemler sınırlı. Mesleğin itibarı ve ekonomik gücü için yürütülen çalışmalar ise çoğu zaman görünür değil.

Seçim süreçleri de çoğunlukla mesleki gelişim tartışmalarından çok, siyasi veya ideolojik kamplaşmaların gölgesinde geçiyor. Oysa oda yönetimlerinin temel meselesi siyasî pozisyonlar değil, mesleğin geleceği olmalı.

Peki bir oda gerçekten ne yapmalı?

Öncelikle üyelerini sürekli gelişime zorlayan bir sistem kurmalı. Güncel standartlar, yeni teknolojiler, değişen mevzuatlar konusunda düzenli eğitimler vermeli. Mesleğe giriş ve uygulama standartlarını yükseltmeli.

İkinci olarak, üyelerinin ekonomik haklarını korumalı. Haksız rekabeti önlemeli, meslek değerini düşüren uygulamalara karşı durmalı, emeğin karşılığını savunmalı.

Üçüncü olarak ise mesleğin saygınlığını toplumda artırmalı. Gençlerin mesleğe yönelmesini sağlamalı, kamuoyuna mesleğin önemini anlatmalı ve devlet ile sektör arasında güçlü bir köprü olmalı.

Aslında mesele sadece oda yönetimleri değil. Odalar, üyelerinin seçtiği yöneticiler tarafından yönetiliyor. Üyeler sürece katılmaz, beklentilerini net şekilde ortaya koymaz ve sadece seçim dönemlerinde ilgilenirse, sonuç değişmiyor.

Belki artık seçim dönemlerinde sormamız gereken soru şu: “Kimi seçelim?” değil,

“Bu oda bize gerçekten ne kazandıracak?”

Çünkü güçlü meslekler, güçlü kurumlarla ayakta kalır. Güçlü kurumlar ise ancak üyeleri gerçekten sahip çıkarsa ortaya çıkar.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">