Siyaset ve İkiyüzlülük Üzerine

Dünyanın neresine giderseniz gidin, siyaset sahnesinde değişmeyen bazı gerçekler vardır. Bayraklar değişir, partiler değişir, liderler değişir, ideolojiler değişir; fakat bazı davranış biçimleri neredeyse aynı kalır. Bunlardan biri de hiç kuşkusuz siyasal ikiyüzlülüktür.

Siyaset, toplumun ortak sorunlarını çözmek için yapılan bir faaliyet olmalıdır. Ancak uygulamada çoğu zaman ilke ve değerlerden çok güç mücadelesinin ön plana çıktığını görüyoruz. Dün eleştirdiğini bugün savunanlar, bugün savunduğunu yarın inkâr edenler, kendi yaptığında normal gördüğünü rakibi yaptığında felaket olarak nitelendirenler siyasetin her döneminde ve her coğrafyada karşımıza çıkıyor.

Türkiye bu konuda yalnız değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da ve Güney Amerika’da da benzer örnekler görmek mümkündür. Muhalefetteyken şeffaflık isteyenlerin iktidara gelince bilgileri saklaması, özgürlük söylemleriyle yola çıkanların eleştirilere tahammül edememesi veya devlet harcamalarını eleştirenlerin göreve geldiklerinde aynı uygulamaları sürdürmesi artık sıradan hale gelmiştir.

Aslında siyasetçilerin ikiyüzlü davranabilmesinin temel nedeni toplumların da zaman zaman aynı çelişkilere düşmesidir. Kendi görüşümüze yakın olanların hatalarını görmezden gelirken karşı tarafın en küçük yanlışını büyütebiliyoruz. Bu durum siyasetçileri ilkeli olmaya değil, taraftarlarını memnun etmeye yönlendiriyor. Sonuçta ortaya ilkelere göre değil, kişilere göre değişen bir siyaset anlayışı çıkıyor.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde seçmenlerin siyasete olan güveninin azalmasının temel sebeplerinden biri de budur. İnsanlar artık verilen sözlere değil, yapılan işlere bakmak istiyor. Çünkü seçim dönemlerinde söylenenlerle seçim sonrasında yapılanlar arasındaki fark her geçen gün daha görünür hale geliyor.

Gerçek liderlik ise rüzgâra göre yön değiştirmek değil, doğru olduğuna inanılan ilkeleri zor zamanlarda da savunabilmektir. Demokrasi sadece seçim kazanmak değildir; aynı zamanda hesap verebilmek, eleştiriye açık olmak ve herkes için aynı standartları uygulayabilmektir. Bir davranış rakip yaptığında yanlışsa, siz yaptığınızda da yanlış olmalıdır. Hukuk, ahlak ve demokrasi ancak bu şekilde anlam kazanır.

Belki de toplumlar olarak sormamız gereken en önemli soru şudur: Biz gerçekten ilkeleri mi destekliyoruz, yoksa sadece bizim tarafta olanları mı?

Bu soruya dürüstçe cevap verebildiğimiz gün, siyasetteki ikiyüzlülüğün önemli bir kısmı da ortadan kalkmaya başlayacaktır. Çünkü siyasetçiler çoğu zaman toplumun aynasıdır. Aynadaki görüntüden rahatsızsak, önce aynaya değil kendimize bakmamız gerekir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">