ŞUBAŞI GÜNDEMİ

 Subaşı beldemiz, Karamürsel–Altınova’nın eski büyük gelişmiş köylerinden birisiydi, köyde Kırım Tatarları, Bulgaristan’dan gelmiş alevi Türkmenler ve 1940 yılında gene Bulgaristan’ın Totrakan bölgesinden az sayıda Sünni Türkmenler yaşamaktaydı. Köy 3 mahalleye bölünerek aşağı, orta ve yukarı mahalle olarak isimlendirilmiş. Alevi Türkmenler daha çok aşağı ve orta mahallede Kırım Tatar ve Sünni Türkmenler orta ve yukarı mahallelere yaşamaktaydılar. İsmini bölgede konaklayan subaşı askerlerinden aldığı söylenen köy 1992 yılında belde statüsünü kazanmıştı ancak yaşadığımız büyük deprem sonrasında kalıcı konutlardan bir etabının burada yapılması sebebi ile kasaba konumuna büründü. Belde mücavir alanı oldukça geniştir hatta şimdiki tersaneler bölgesinin bir kısmı bile bu mücavir alan içerisinde idi. Hatta bu bölgeye tersanelerin kurulmaması için mücadele etmişler ve kampanyalar yapmışlardı. Çünkü beldenin büyük geçim kaynağı kivicilik ve diğer tarımcılıktır.

Kalıcı konutların yapılması, tersanelerin faaliyete geçmesi ile birlikte belde nüfusu oldukça artmış ve bu sebeple de sorunlar dağ gibi büyümüş durumdadır. Bölgede yaşayan insanların hem yerel yönetimlerden alması gereken hizmetler anlamında hem de merkezi yönetimin getirmesi gereken hizmetler anlamında ciddi problemleri vardır. Subaşı  anayoldan uzak olduğu için sanki gözden ırak gönülden ırak durumdadır. Belki de bu durumda yerel yönetimde iktidar partisinin olmaması da sebep olabilir. Çünkü yerelde yapılan serzenişler sırf biz iktidar partisi olmadığımız için hizmet verilmiyor türündendir. Ancak ne olursa olsun bölgede yerel yönetime talip olanlar en başında her türlü sorun ve duruma hazırlıklı olmaları gerekiyor. Yani zaten başkanlığa aday olan kişi tüm bu durumların oluşacağını biliyor olmalı. Ayrıca il genel meclisine bölgeyi temsilen girenler de neyin ne olduğunu bal gibi biliyorlardı. Ancak bugüne kadar yapılanlar ve verilen hizmetlere bakıldığında işlerin hiç iyi gitmediği ve içler acısı bir durumda olduğu açıkça görülecektir.

Mesela kalıcı konutlar bölgesi subaşı beldesine bağlı iki mahalleye bölünmüş durumdadır, Altınkent ve Denizgören mahallesi ve Subaşı beldesinin üçte ikilik bölümü bu iki mahallede yaşamaktadır. Merkez mahalle il (burası eski köyün olduğu kısım) bu iki mahalle arasında oldukça uzun bir mesafe vardır–yürüme olarak düşünüldüğünde bu mesafe daha da uzamaktadır.

Ancak gelin görün ki belediye merkez binası merkez mahallesindedir ve yukarıdaki iki mahalleye hizmet verecek küçük bir hizmet ofisi vardır, haftada bir gün Salı günleri hizmet vermektedir. Bunun dışında herhangi bir belediye hizmeti almak ya da bilgi almak için merkez mahalleye gitmek gerekmektedir, yürüyerek gitmek oldukça zor bir durum eğer arabanız yoksa illa ki minibüs ile gitmek zorundasınız. Su parası yatırmak isteseniz 20 Tl’lik fatura ödemek için 5 Tl yol parası vermelisiniz.

Sağlık ocağı yine merkez mahallededir eğer bir sağlık hizmeti almak isterseniz ve merkezde oturmuyorsanız vay halinize. Haftada bir gün gelecek olan doktoru bekleyeceksiniz ya da o gün dışında hasta olmayacaksınız eğer olursanız merkez sağlık ocağına gitmek durumundasınız. Eğer ambülanslık falan bir durumunuz varsa o zaman size Altınova’dan gelecek, yani Subaşına ait bir ambülans yok.

Toplu taşıma ise en büyük sorun, minübüsler dışında birkaç ay öncesine kadar iki tane eski belediye otobüsü biri Yalova diğeri ise Karamürsel’e sefer yapıyordu onlarda bir sabah bir akşam, hemde kimi zaman arıza yapıp bir kaç gün sefer yapamıyordu, şimdilerde ise seçim yatırımı olduğu söylenen günde 4 – 6 kez sefer yapılıyor çünkü iki adet hibe eski belediye otobüsü daha alındı. Ancak yine otobüs sayısı 3 e düşmüş otobüsler eski olunca sürekli arıza yapıyor tabiî ki. Şimdi minübüscü arkadaşlar kızabilirler belki ancak belediyelerin asli görevlerinden biri toplu taşımadır, yani herkes ekmeğini kazanacak tabiî ki ancak belediye de vatandaşa ucuz taşıma hizmeti sağlayacak.

Birde başıboş dolaşan köpekler var, sanki çete oluşturmuşlar grup grup geziyorlar, belediye köpekleri kısırlaştırdığını söylüyor ancak korkulan köpekleri cinsel taciz yapması değil ki, korkulan köpeklerin ısırmasıdır. Köpekleri kısırlaştırmak ısırmalarına engel değil, üstelik başıboş kalan köpekler yarı vahşi hale gelmişler. Geceleri çete halinde gezip yiyecek arıyorlar. Sadece kısırlaştırmak yetmiyor, bir hayvan barınağı olmalı köpekler rehabilite edilmeli ve sağlık kontrolleri yapılmalı dileyen insanlara da verilmeli. Tüm modern belediyecilik hizmetlerinde böyle yapılmıyormu? İşinize geldiğinde modern çağdaş işinize geldiğinde umursamaz olmazsınız.

Altınkent ve Denizgören mahallelerindeki çocuk parkları, parklar ve sosyal alanların durumu da gerçekten içler acısı, parklar bakımsız, çocuk parkları yıkılıp dökülüyor, ağaçlar neredeyse kendi haline bırakılmış.

Ayrıca hem istihdam hemde geçimle ilgili bölgede ciddi sıkıntılar var, tarım arazilerinin istimlak edilmesi, 1/25.000 planlarda bölgenin büyük bir kısmının sanayi alanı ilan edilmesi sebebi ile bölge insanları bugüne kadar devam ettikleri geçim yollarına artık devam edemeyeceklerdir. Üstelik köprü ve otoyol projesi ile beraber bölgede artık iyi şarlarda tarım yapılabilmesi de pek olası gözükmemektedir.

Bölge insanın geleceği konusunda birden çok belirsizlikler vardır, bu belirsizlerin giderilmesi için yetkili-etkili kişiler tarafından projeler hazırlanması gerekmektedir. Şimdi seçim öncesi hem yerel yönetime hemde il genel meclisine talip olanlar benim yazdığım sorunlar buzdağının sadece gözüken kısmıdır bilesiniz. Yönetime-temsile talip olduğunuz bölgenin tüm sıkıntı ve sorunlarını iyice araştırıp sorunların çözümü için projelerinizi hazırlayıp halkın karşısına öyle çıkın derim.

 

Hiçbir şeye cesaret etmeyen, hiçbir şeye ümit beslemesin.

Schiller

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">