Üretken ve Tüketenlerin Hikayesi

Toplumda iki türlü insan vardır, Üretenler ve tüketenler. Bu insan tipleri bazen birbiriyle savaşır, bazen de birbirinin varlığından yararlanırlar.

Üretken insan tipleri asla boş duramazlar. Neyi becerirse onu üretir. Fikir adamları fikir üretir, bu fikirler bazen doğanın, toplumun, devletin, ailenin yararına, bazen de zararına olur. Fikir üretkenleri toplumu manen batırabilir de, uçurabilir de. Ürettiği fikre bağlıdır bu. Toplumu kutuplaştıran, geren, karamsarlık yayan, umutları körelten, pısırıklaştıran, tembelliği öven fikirler toplumun baş belasıdır. Tersine olumlu fikirler de toplumun uçma yakıtıdır.

Fikir tüketicileri, kendi düşünmez, fikir üreterek yorulmaz, araştırmaz. O hazır fikirleri uygular, başkası adına çalışır, yararına veya zararına bakmaz, edilgen olarak daima birilerinin güdümünde yaşar, kullanılmaya müsait ve parayla en kolay satına alınabilecek kişidir.

Bir sanatkar, mucit ürettiği cihaz ve makinalarla insanın hayatını kolaylaştırır. Ürettikleri hem kendini kazandırır, hem başkalarının işini kolaylaştırır. O toplumun ihtiyaçlarını görür, hatta gelecekte doğacak ihtiyaçları hayal edip, yeni üretimlere kapılar açar. Toplumu geliştirir. Hayatı kolaylaştırır, kazancını artırır.

Bu ürünlerin kullanıcıları yani tüketicileri her yeni ürün çıktıkça çok heyecanlanırlar. İşlerini daha kolay ve hızlı yapacaklarını düşünürler. Kazandıklarını bu ürünlere yatırıp işlerini kolaylaştırırken, tüm emek ve tasarruflarını yeni imalatlara verirler ve hamallıktan bir türlü kurtulamazlar. Bu gün teknolojik cihazlardaki talepleri bir hayal edelim…

Üretkenler asla boş duramazlar. Tarım yapsa, tarımın her türlü bitkisini en geniş şekilde nasıl üretirim diye hesabını yapar. Hayvancılık yapsa, bunu büyütmeyi ve çeşitlendirmeyi, hatta gübresinden bile kaç kalem ürün yapıp nasıl pazarlarımın hesabını yapar.

Üretimlerin çeşitliliği daima tüketicilerin ağızını sulandırır. Bu yeni ürünlere nasıl ulaşırım diye daha çok çalışma azmini geliştirir. Ancak bir süre sonra çalışmayla bu ürünlere ulaşamayacağına kanaat getirirse, gayri meşru yollara başvurmanın hesaplarını yapar. Bu üretme ve tüketme hırsı kontrol edilemediğinde artık zararlarını da kontrol edemez hale gelebilmektedir durumun sonucu.

Aslında toplumda her insan hobi düzeyinde de olsa tüketime odaklandığı kadar, üretime de odaklanmalıdır. Bu gün herkesin evinde kullanmadığı geri dönüşüme gidecek eşyaları dönüştürerek farklı ürünler imal etmeyi denemelidir insan. Evinin kenarında boş bir alan veya arsa varsa, bu alanın kullanımı, buranın düzenlenmesi, temizliği, ekilip biçilmesi gibi küçük üretimler her yönüyle çok anlamlıdır. Düşünün 40 bilyon insan 30 m2’lik bir bahçe yapsa, üretilecek mahsullerin ülke çapındaki kıymetini. Bu sadece mal üretme değil, üretimin nasıl yapıldığını ve yeni nesillere de öğretilmesini sağlar.

Bu üretme alışkanlıklarını sadece okulda değil, evlerdeki eski kağıt, karton ve geri dönüşüm eşyalarından çocuklarımızla bir çok şeyler üretebilir, çocukların sadece tüketime değil üretim ve zekasını geliştirmesine de katkı sağlamış olurduk.

Toplumdaki akışın yönünü değiştirecek olan biz insanlarız. Bu nedenle, alışılmışın dışına çıkıp, neden yapmıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, israf ediyorsunuz gibi cümlelerle başkalarını eleştirme yerine, bizler ne yapabilirizi konuşmak gerekir. Bunun yollarını açmamız lazım. Herkesin işe yarayacağı çok değişik alanları bulmamız gerekir. Bunun için de önce kafa yapımızı değiştirmemiz lazım.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">