Yalova’da benim hatırladığım kadarıyla özellikle Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yıllardır aynı şekilde geçiyor. Her seçim döneminde aynı tablo: koltuk kapma yarışı, güç mücadelesi ve adeta bir “güç yarışı”.
Ama ortada konuşulmayan çok basit bir soru var:
Bu yarışın sonunda gerçekten kim ne yapıyor?
Kendi sektörüm açısından konuşuyorum. Bugüne kadar bizim sektörden meclise girmiş, mecliste görev almış ya da sektör komitelerinde yer almış birçok isim oldu. Ancak açık söylemek gerekirse; hiçbir ekibin, hiçbir grubun, hiçbir temsilcinin sektör adına kayda değer bir hizmet yaptığını görmedim. Aslında tabi ki – kesinlikle yapmıştır ama benim gözüm kör olduğu için ben görememişimdir belki de !
Daha da ilginç olan şu:
Seçim döneminde ortaya çıkıp “şu projeyi yapacağız”, “sektörü şu noktaya taşıyacağız”, “şu sorunları çözeceğiz” diyen kimse de pek olmuyor.
Onun yerine seçim süreci genellikle başka şeyler üzerinden ilerliyor:
Ahbap-çavuş ilişkileri
Siyasi bağlantılar
Kulisler ve dengeler
“Bizden olsun” yaklaşımı
Sonuçta oylar veriliyor, seçimler yapılıyor.
Peki sonra ne oluyor?
Sonrasında seçilen kişilerin bir kısmı meclis toplantılarına bile gitmiyor.
Sektörle ilgili bir proje yok.
Firmaların sorunlarına yönelik bir çalışma yok.
Arayıp “sektörde ne oluyor, sıkıntınız var mı?” diye soran yok.
Kısacası tablo çoğu zaman şu oluyor:
Körler sağırlar birbirini ağırlar.
Bir dönem geçiyor, sonra aynı isimler tekrar sahneye çıkıyor.
Tekrar aday oluyorlar, tekrar seçilmek istiyorlar.
İnsan gerçekten merak ediyor:
Neden tekrar seçilmek istiyorlar?
Ne yapmak istiyorlar?
Önceki dönemde ne yaptılar ki yeni dönemde ne yapacaklar?
Hatırladığım tek “faaliyet”, yaklaşık on yıl önce yapılan bir yemek organizasyonu. Bizim aidatlarımızla otelde bir yemek düzenlenmişti. Yemekten sonra da herkes iki dakika konuşma yapmıştı.
Hepsi bu.
Şimdi yine yeni bir seçim sürecine giriyoruz. Büyük ihtimalle yine aynı senaryoları göreceğiz:
Aynı kulisler
Aynı gruplar
Aynı siyasi baskılar
“Burayı onlar ele geçirmesin”, “şurası bunlarda kalmasın” tartışmaları
Ama tüm bu tartışmaların ortasında yine aynı sorular cevapsız kalacak:
Sektör için ne yapılacak?
Hangi projeler var?
Hangi vizyon var?
Oda gerçekten üyeler için ne üretecek?
Bir başka problem de şu: Ticaret odası başkanları genellikle en başından ciddi çalışacağını beyan eden ve hep onun yanında olduğunu söyleyen bir ekiple yola çıkıyor. Ancak süreç ilerledikçe o ekip dağılıyor, dengeler değişiyor, başka ittifaklar kuruluyor ve başlangıçtaki yapı tamamen ortadan kalkıyor.
Yani seçmenin oy verdiği ekip ile yönetimde oluşan ekip çoğu zaman aynı olmuyor.
Bu da sistemin yapısal olarak sorunlu olduğunu gösteriyor.
Açıkçası bana göre mevcut seçim sistemi de ciddi şekilde problemli. Çünkü ortada programlar, projeler ve vizyon üzerinden yürüyen bir yarış yok. Daha çok dengeler, ilişkiler ve koltuk hesapları üzerinden yürüyen bir süreç var.
Sonuçta ortaya çıkan tablo ise biraz trajikomik:
Bir tür “hisseli harikalar kumpanyası” tiyatrosu.
Herkes rolünü oynuyor, perde açılıyor, perde kapanıyor.
Ama sahne değişse de oyun pek değişmiyor.
Ve insan ister istemez şunu düşünüyor:
Acaba bu döngü böyle mi devam edecek?