Yarım Milyon İnsan Denetim Altındaysa, Sadece Suçu Değil Toplumu da Konuşmalıyız

Geçtiğimiz günlerde karşıma bir istatistik çıktı.

30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla Türkiye’de denetim ve takibi yapılan toplam yükümlü sayısı 497 bin 788 kişi.

Yanlış okumadınız.

Yaklaşık yarım milyon insan.

Bu rakamın içinde 486 bin 997 yetişkin ve 10 bin 791 çocuk bulunuyor. 234 bin 364 kişi denetimli serbestlik tedbiri altında cezasını infaz ederken, 127 bin 807 kişi adli kontrol altında bulunuyor. Uyuşturucu kullanımı nedeniyle tedavi ve denetimli serbestlik kapsamında bulunanların sayısı ise 100 binin üzerinde.

Rakamları alt alta yazıp geçebiliriz.

Ama geçmemeliyiz.

Çünkü yaklaşık yarım milyon insanın devlet tarafından denetlenmesi ve takip edilmesi yalnızca adalet sisteminin meselesi değildir. Bu tablo aynı zamanda aile yapısının, eğitim sisteminin, ekonominin, sosyal politikaların ve toplumun genel gidişatının da bir fotoğrafıdır.

Bir ülkede suç oranları yükseliyorsa sadece daha fazla cezaevi yapmak çözüm değildir.

Daha fazla polis almak da tek başına çözüm değildir.

Mahkemelerin sayısını artırmak da yetmez.

Çünkü mesele yalnızca suç işlendikten sonra ne yaptığımız değildir.

Asıl soru şudur: İnsanları suça götüren yolları neden kapatamıyoruz?

Suç nerede başlıyor?

Bir çocuk dünyaya suçlu olarak gelmez.

Bir genç sabah kalkıp durduk yere uyuşturucu bağımlısı olmaya karar vermez.

Bir insanın suça sürüklenmesinin arkasında çoğu zaman uzun bir hikâye vardır: parçalanmış aileler, eğitimsizlik, işsizlik, yoksulluk, yanlış arkadaş çevresi, uyuşturucuya kolay erişim, şiddet kültürü ve giderek zayıflayan toplumsal bağlar…

Elbette bunların hiçbiri işlenen suçu haklı çıkarmaz.

Ancak suçla gerçekten mücadele etmek istiyorsak, suçluyu yakalamak kadar suçu üreten ortamı değiştirmeyi de konuşmak zorundayız.

Bugün özellikle uyuşturucu meselesine dikkatle bakmalıyız.

Tablodaki 100 binin üzerindeki TCK 191 kapsamındaki kişi sayısı bize önemli bir şey söylüyor. Uyuşturucu meselesi artık yalnızca polisiye yöntemlerle ele alınabilecek bir sorun değildir.

Bu aynı zamanda bir eğitim, sağlık, aile ve sosyal politika meselesidir.

Uyuşturucu satıcısını yakalayacağız.

Elbette yakalayacağız.

Ama uyuşturucuya yönelen yüz binlerce gencin neden oraya yöneldiğini araştırmazsak, birini sistemden çıkarırken yerine yenileri gelecektir.

10 bin 791 çocuk bize ne anlatıyor?

Benim bu tabloda en fazla dikkatimi çeken rakamlardan biri de bu.

Denetim ve takibi yapılan 10 bin 791 çocuk.

Bir toplumun geleceğini görmek istiyorsanız yalnızca gökdelenlerine, otoyollarına veya ihracat rakamlarına bakmayın.

Çocuklarına bakın.

Çocukların eğitimden kopma oranlarına bakın.

Uyuşturucu kullanım yaşına bakın.

Çocuk suçluluğuna bakın.

Çocukların sokakta ne kadar güvende olduğuna bakın.

Bir çocuk adalet sisteminin içine girdikten sonra artık çok daha zor ve pahalı bir süreç başlıyor.

Oysa aynı çocuğu yıllar önce sporla, sanatla, eğitimle, meslek edinmeyle ve güçlü sosyal destek mekanizmalarıyla hayata bağlamak hem daha insani hem de çok daha ucuzdur.

Denetimli serbestlik önemli, ama sonrası?

Denetimli serbestlik sistemi çağdaş ceza adaletinin önemli araçlarından biridir. İnsanları tamamen toplumdan koparmadan kontrol altında tutmak, rehabilitasyon sağlamak ve yeniden topluma kazandırmak açısından gereklidir.

Ancak burada kritik bir soru var:

Gerçekten topluma kazandırıyor muyuz, yoksa sadece takip mi ediyoruz?

Bir kişinin elektronik olarak veya idari yöntemlerle takip edilmesi başka şeydir.

O kişiye meslek kazandırmak, iş bulmasını sağlamak, psikolojik ve sosyal destek vermek, ailesini sürece dahil etmek ve yeniden suç işlemesini önlemek başka şeydir.

Eğer sistem yalnızca imza attıran, kontrol eden ve dosya takip eden bir mekanizmaya dönüşürse rakamlar büyümeye devam eder.

Başarı ölçümüz şu olmalıdır:

Sisteme kaç kişi girdi değil, sistemden çıktıktan sonra kaç kişi bir daha geri dönmedi?

Bu tabloyu normalleştirmemeliyiz

Toplum olarak büyük rakamlara alışmaya başladık.

Yüz bin…

İki yüz bin…

Beş yüz bin…

Bir süre sonra rakamlar anlamını kaybediyor.

Oysa her rakamın arkasında bir insan, bir aile ve çoğu zaman bir trajedi var.

Yaklaşık yarım milyon kişinin denetim ve takip altında olduğu bir ülkede meseleyi yalnızca “suçlular” üzerinden okumak kolaycılık olur.

Bu rakam bize başka sorular da sordurmalı:

Eğitim sistemimiz gençleri hayata hazırlıyor mu?

Mesleki eğitim gerçekten işliyor mu?

Uyuşturucuyla mücadelede önleyici politikalarımız yeterli mi?

Aileler çocuklarının yaşadığı sorunları fark edebiliyor mu?

Gençlerin spor, kültür ve sanat alanlarına erişimi yeterli mi?

Cezaevinden veya denetimli serbestlik sisteminden çıkan bir insan gerçekten iş bulabiliyor mu?

Yoksa toplum olarak ona bütün kapıları kapatıp yeniden suç ortamına mı itiyoruz?

Bunları konuşmadan yalnızca ceza üzerinden kurulacak bir sistem, hastalığın kendisini değil belirtilerini tedavi etmeye çalışır.

Mesele daha çok hapishane yapmak değil

Güçlü devlet, yalnızca suç işleyeni yakalayan devlet değildir.

Güçlü devlet, suçun oluşmasını önleyen devlettir.

Güçlü toplum da yalnızca suçluyu dışlayan toplum değildir. İnsanların suça sürüklenmesini engelleyen, hata yapanı ise mümkün olduğu ölçüde yeniden hayata kazandırabilen toplumdur.

30 Haziran 2026 tarihli bu tabloya baktığımda benim gördüğüm yalnızca 497 bin 788 kişilik bir istatistik değil.

Ben burada yüz binlerce aile görüyorum.

Uyuşturucuyla mücadele edilmesi gereken mahalleleri görüyorum.

Eğitimden kopmuş gençleri görüyorum.

İş bulamayan insanları görüyorum.

Yeniden hayata dönmek isteyip önünde kapılar kapanan insanları görüyorum.

Ve en önemlisi, önümüzde duran büyük bir sosyal politika sorununu görüyorum.

Suç işlendikten sonra adalet elbette gereğini yapmalıdır.

Ama gerçek başarı, daha fazla insanı cezalandırmak değildir.

Gerçek başarı, daha az insanın suç işlemesini sağlayabilecek bir toplum düzeni kurabilmektir.

Çünkü yarım milyon insan denetim altındaysa, artık yalnızca onların ne yaptığını değil, bizim toplum olarak neyi yanlış yaptığımızı da konuşmanın zamanı gelmiştir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">