Bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Çocuklarımız karnelerini aldılar. Kimileri sevindi, kimileri üzüldü! Hepsini tebrik ediyorum, onlara emek veren öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Bizim öğrencilik yıllarımızda yaz tatilinde çok sevinemezdik. Nedeni ise okul bitince tatil yapamazdık. Ya hayvan güderdik, ya da bağ da bahçe de çalışırdık. Şimdi öyle değil, çocuklar şanslılar ve büyük ölçüde tatili yapıyorlar.
Çocuklarımızı, sadece karne notuyla değerlendirmemek lazım. Esas, onları hayata hazırlayıp iyi bir insan, topluma faydalı bir birey olarak yetişmesini sağlamamız lazım.
Her türlü tuzağın çocuklar üzerine kurulduğu bir dünyada yaşıyoruz. Okullarda söylenen ve maalesef bir çoğu doğru olan kötü alışkanlıklar, bağımlılıklar, akran zorbalıkları bizleri endişelendirmektedir. Kimin çocuğunun olması ve hangi sebeple olması önemli değil, bir kötülük bir yerde varsa bu herkesi etkiler ve topluma bulaşır. Bu kötülüklere karşı topyekun savaş açıp tedbir almalıyız.
Çocuklarımızın okul başarısından çok, onların temiz kalmalarını, dürüst ve ahlaklı yetiştirmelerini önemsemeliyiz. Çocukların her dediğini yapan değil, onlarla konuşarak anlaşan ve onları anlayan ve onları hayata hazırlayan ebeveynler olmalıyız.
Daha ilkokul çağında başlayan sosyal medya kullanımı ve diğer kötü imkanlar ve fırsatlar çocuklarımız için en büyük tehlikedir.
Zaman zaman tartışmalar oluyor. Yaşanan olumsuzluklardan, ‘ailemi sorumlu, okul mu’ diye! Tabi okulun bilgi ve yönlendirmesi, hocaların örnekliği önemli. Ancak ailenin etkisi ve önemi tartışılmaz. İşte şimdi bir yaz boyu çocuklar ailelerin elinde dert edinir, ilgilenir ve zayıf taraflarını tespit edip giderirlerse çok şey değişir. Bu bakımdan yaz tatili bir fırsattır. Sadece tatil programlarıyla ve kurs koşuşturmalarıyla değil, onları çalışma hayatına alıştırmak, gücü ve yaşına göre bir şeyler yapmasına yardımcı olmak ve ileriki hayatlarında bir hikayelerinin olmasını sağlamak, faydalı olur.