Yüzüne Söylenemeyen Her Şey, Korkunun Dilidirkorkunun-dilidir

Toplum içinde en sık karşılaşılan ama en az konuşulan davranışlardan biri; insanların düşüncelerini doğrudan ifade etmek yerine dolaylı yollarla aktarmayı tercih etmesidir.

İmalar, fısıltılar, arkadan kurulan cümleler…

Oysa bir fikrin değeri, ne kadar yüksek sesle yayıldığında değil; sahibinin onu ne kadar açık taşıyabildiğinde ortaya çıkar. Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde, kişinin düşüncesini doğrudan ifade edememesi çoğu zaman çatışmadan kaçınma eğilimiyle ilişkilidir. Çünkü yüzleşmek yalnızca öfke değil; özgüven, sorumluluk ve duygusal olgunluk da gerektirir.İnsan bazen karşısındaki kişiden değil, kendi yetersizlik hissinden çekinir. Bu nedenle bazı insanlar eleştirilerini doğrudan söylemek yerine güvenli alanlar oluşturur. Kalabalıkların içinde cesur, birebir ilişkilerde sessiz hale gelirler. Çünkü doğrudan iletişim, kişinin kendi kimliğini de ortaya koyar. Arkadan konuşmak ise sorumluluğu dağıtır.

Siyasi ve toplumsal ilişkilerde de benzer bir tablo görülür. Güçlü toplumlar açık iletişimle gelişir; kapalı iletişim ise güvensizliği büyütür. Fikirlerin açıkça konuşulamadığı ortamlarda insanlar birbirini anlamaktan çok birbirini tartmaya başlar. Bu da ilişkileri samimiyetten uzaklaştırır. Oysa karakter, insanın bir ortamda ne söylediğiyle değil; karşısındaki kişinin gözlerine bakarken ne kadar dürüst kalabildiğiyle ölçülür. Gerçek olgunluk, herkesin arkasından konuşabildiği bir düzende bile nezaketini koruyabilmekte saklıdr. Çünkü insanın seviyesi, hakkında konuşulanlarla değil; konuşulanlara rağmen koruduğu duruşla anlaşılır. Bugün belki en çok ihtiyacımız olan şey daha yüksek sesle konuşmak değil, daha açık ve daha dürüst konuşabilmektir.

< type="adsense" data-ad-client="ca-pub-3844663626812831">