İşte Avni Kurt’un açıklaması:

Bir Ramazan günü idi. İnsanlar sabırla iftar vaktini bekliyorlardı. Televizyon ekranlarında dini programlar yayınlanıyordu. Programlarda, yalanın büyük bir günah olduğundan ve herkesin yalandan uzak durması gerektiğinden bahsediliyordu.

Ezanın okunmasıyla birlikte insanlar oruçlarını açtılar. Sonra, kimisi teravih namazını kılmak için caminin yolunu tuttu. Kimisinin, camiye giderken, meydandaki bilboardlara gözü takılıyordu. Dikkatle okunmaya çalışılan bilboardların üzerinde, düzmece bilgiler ve yalan rakamlar yazıyordu.

Ve camilerde huşu ile namaz kılınıyordu. Kimisi, camide secdeye varırken, içinden “Allah’ım sen beni yalandan uzak eyle.” şeklinde dua ediyor; kimisi ise, namazın sonunda, söylediği yalanlardan ötürü nedametle tövbe ediyordu…

Ne var ki, başka insanlar ise, başka telden çalıyordu. Yalan söylemeye, Ramazan ayı gibi mübarek bir ayda dahi ara vermiyorlardı. Yalan pedalı sürekli çevriliyor; bisiklet, frensiz bir şekilde yokuş aşağı iniyordu.  Acaba, “Ne kadar çok yalan söylersek, o kadar çok oy alırız” diye mi düşünüyorlardı?  Peki, yalanların gücü gerçeklerin bileğini bükülebilir miydi?

Bilboardları yalanlarla kaplarken, kamera karşısında da boş durmuyorlardı. Teravih namazının kılındığı saatlerde, yalan bilgi içeren videolar internetten dolaşıma sokuluyor; gerçeği bilen insanlar ise, telefonları ve bilgisayarları başında şaşkınlıkla bu videoları seyrediyorlardı. Ertesi gün ise, ev ziyareti yapılıp yalandan iş sözü veriliyor; işsiz bir genci daha boş bir umutla hiç utanmadan kandırıyorlardı. Bu, pankartlarda yazan ‘dürüst yönetimin’ son çırpınışları mıydı? Bir gün içerisinde, ortalama kaç yalan söyleniyordu? Bütün bu üretilen yalanların hesabını, sağduyulu insanlar sandıkta, Yüce Allah ise Mahkeme-i Kübra’da sormayacak mıydı?

En son yayınladıkları videoda, “Hibe araçların alımına, Ak Partili meclis üyesinin hayır dediğini” belirttiğim röportaja yer vermişler. Ardından da çeşitli tarihlerde oybirliği ile geçen meclis kararlarını art arda vermişler.

Fakat 2016’nın temmuz ayındaki Belediye Meclisi’nde görüşülen, Büyükçekmece Belediyesi’nden 1 adet hibe aracın alımını içeren 5’inci gündem maddesine Ak Partili Meclis Üyesinin red oyu verdiği kararı açıklamamışlar. Dileyen vatandaşımız, belediyenin web sitesine girip, meclis kararları bölümünden 2016 yılının temmuz ayındaki meclis kararlarına bakabilir; 58 No’lu kararı okuyabilir.

 (https://www.cinarcik.bel.tr/cinarcik-belediye-meclisinin--temmuz-2016-donemi-meclis-toplanti-karar-ozetleri)

Recep Hacı’dan TEMAD’a ziyaret Recep Hacı’dan TEMAD’a ziyaret

İnsanoğlu yalan söyleyebilir ama arşiv yalan söylemez.

Ayrıca şahsımın hibe araçlarıyla sınırlı tuttuğu demece, hizmet araçları alımıyla ilgili meclis kararlarını da göstererek yanıt vermişler videoda. Elmalarla armutları, sap ile samanı bilinçli olarak birbirine karıştırıyorlar.

Videolar yalan, bilboardlar yalan, verilen iş sözleri yalan. Projeler yalan. Yalanları üst üste koysak, upuzun bir kule olur.

Neşeli Günler filminde, Şener Şen’in canlandırdığı Ziya karakteri vardı. Ziya, durmadan yalan söyleyen, söylediği yalanlara hiç kimsenin inanmadığı biriydi. Cebinde metelik yoktu ama, herkesi katıla katıla güldüren yalanları vardı. Hiç gitmediği Amerika’da, hiç yaşanmamış bir olayı anlatıyordu yeğenlerine. Jilet satarken de yalan söylemeyi ihmal etmiyordu. Ve ne acı ki, Ziya’nın işi hiçbir zaman rast gitmedi.

Sürekli yalan söyleyenin, yalanla dolanla iş yapanın iki yakası bir araya nasıl gelir ki?

Başımıza ne geldiyse, Ziyalar yüzünden gelmedi mi?

Devrettiğimiz 57 milyon borcu 250 milyona ulaştırmanın açıklamasını yapacağına, şahsımdan açıklamalar bekleyen, yapamadığı onlarca projeye rağmen şahsımı projeler üzerinden eleştirme yüzünü kendinde bulan, Beyaz Bahçe’yi birilerinin ‘arka bahçesi’ yaparak belediyenin gelir kaynağını birilerine peşkeş çeken, maaş ödeyemediği personel icralık iken, kendi katlarını arttırmak için Ankaralara gidenlere “Hayırlı Ramazanlar.”