Evli ve bir çocuk annesi 54 yaşındaki Dilek Öztürk, 14 yıl önce yürüme güçlüğüne yol açan, kemiklerinde ve eklemlerindeki ağrılar nedeniyle doktora gitti.

Her Kurban Lösemili Çocuklara Can Her Kurban Lösemili Çocuklara Can

Öztürk'e 3 katlı evinin merdivenlerini çıkamadığı için zemin katta yaşamaya başladığı zor süreçte doktoru, ilaç ve fizik tedavinin yanı sıra zayıflayan kemik ve eklemlerini güçlendirmek için ilikli kemik suyu tüketmesini tavsiye etti.

Evinin mutfağında büyükbaş hayvan kemiklerini kaynatarak suyunu iliğiyle beraber içen ve yemeklere katan Öztürk, bunun faydasını görünce yakınlarına, komşularına anlattı.

Çevresinden aynı rahatsızlıktan muzdarip olanlara da ilikli kemik suyundan veren Öztürk, taleplere yetişemeyince tenceresini büyüttü, kemikleri kaynattığı ocağı yeniledi.

Daha önce çalışmayan Öztürk, eşinin desteğini alarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yönlendirmeleriyle markasını oluşturdu. Kemik iliği üretimi için gerekli malzemeleri temin ederek atölyesini kuran, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı ile işletme kayıt belgesi alan Öztürk'e başvurusunun ardından Türk Patent ve Marka Kurumunca marka tescil belgesi verildi.

Sosyal medya hesabından ve telefonla sipariş alan girişimci, ürününü dondurulmuş paketlerde Türkiye'nin dört bir yanındaki müşterilerine gönderiyor.

"Bir danadan sadece 4 kilogram çıkan kaval kemiğini kullanıyorum"

Dilek Öztürk, AA muhabirine, 9 yıl süren rahatsızlığını ilaç ve fizik tedaviyle atlattığını söyledi.

Hastalık sürecinde yaşadıklarını anlatan Öztürk, "Normalde 15 dakika bile yürüyemiyor, yanımda kim varsa ondan destek alıyordum hatta evimin alt katında yaşamaya başlamıştım. Merdiven inip çıkamıyordum. Kemik suyuna doktorumun tavsiyesiyle başladım. Rahatsızlıklarımdan tamamen kurtuldum." dedi.

Öztürk, iyileşmesini merak eden çevresindeki kişilerin kendisinden ilikli kemik suyu istemeye başladığını, eşe dosta bu konuda yardımcı olduğunu dile getirdi.

Eşinin, bunu iş fikrine dönüştürmeyi teklif ettiğini belirten Öztürk, şunları kaydetti: "Bu işe gireli yaklaşık 4 yıl oldu. Önceleri 5 litrelik tencerelerde kemik kaynatıyordum. Ardından 7, 9, 17 litre derken son olarak 50 litrelik kazanlarda üretiyorum. Çok güzel bir duygu. Ben bile inanamıyorum. Nereden nereye geldim, gerçekten inanamıyorum. Aldığım dualar beni çok motive ediyor. Çok uzaklarda hiç tanımadığım ablalarım, teyzelerim, ağabeylerim, amcalarım var. Şırnak, Şanlıurfa gibi çok uzak bölgelerden o kadar çok dua alıyorum ki... Bu işe başladıktan sonra saat 07.00'de kalkıyorum, gece geç saatlere kadar çalışıyorum. Gerçekten müthiş enerji veriyor. Piyasadaki kemik sularıyla bir değil. Bir danadan sadece 4 kilogram çıkan kaval kemiğini kullanıyorum. Tamamen doğal kolajen (hareket sisteminin yapı taşlarını, özellikle kemik, lif ve eklemleri oluşturan protein) oluyor."

Kaynak: Anadolu Ajansı