Ne çabuk geçiyor zaman. Merakla, heyecanla, sevinçle beklediğimiz Ramazan’ı uğurlamaya, veda etmeye hazırlanıyoruz. Vedalar, ayrılıklar hüzünlü olur; çünkü bir daha buluşamama ihtimali vardır.

İşte bir Ramazan ayının son günlerine girdik. Ramazan’ın girişinde, Ramazan ayının tövbe için, arınmak için, temizlik için, paylaşmak için bir fırsat olduğunu belirtmiştim. İşte o fırsat günlerinin sonuna yaklaştık. Kim ne kadar istifade etti, kim nasıl değerlendirdi, herkes kendi hesabını yapar.
Yalnız bir gerçek var ki, hani hep geçmişi “nerede o eski günler” diye anarız ya, “nerede o eski Ramazanlar” diyoruz şimdilerde…
O neşe, samimiyet, muhabbet, teslimiyet ve manevi hava yok desek abartı olmaz zannediyorum.
Tabii ki doğal olarak zamanın getirdiği imkânlar, teknolojinin sağladığı fırsatlar alışkanlıklarımızı ve adetlerimizi büyük ölçüde etkilemektedir. Ramazan’ın en büyük müjdesi ve kazanımı, sağlıklı bir oruç tutmanın ve karşılığını Allah’tan beklemenin yanında, bir yıllık manevi bir bakım yapmak; kendimize, ailemize, çevremize olan sorumluluklarımızı gözden geçirmek olmalıdır.
İşte bu noktada yardımlaşmanın ve dayanışmanın zirve yaptığını görürüz. Zekât, fitre ve sadaka bu ay içinde yerine getirdiğimiz görevlerimiz arasındadır.
Zekât çok önemli bir ibadettir ve toplumda sosyal dengeyi sağlayan, fakirle zengini buluşturan bir ibadettir. Ülkemizde zenginlerin tam hesaplayarak zekâtlarını vermeleri hâlinde bu ülkede fakir insan sayısı ciddi şekilde azalır (bu, yapılan araştırmaların sonucunda açıklanmıştır). Ama bakıyorum, TV programlarında zekâtla ilgili sorular hep orta hâlli insanlardan gelmektedir!
İnşallah zenginlerimiz, fakirin hakkı olan bu ödemeyi (zekâtı) tam olarak yaparlar ve ihtiyaç sahiplerine bayram sevinci yaşatırlar. Tabii Ramazan ayının müjdesi ve önemli bir gecesi olan Kadir Gecesi’ni de en iyi şekilde değerlendirmek dileğiyle, kandilinizi ve idrak edeceğimiz bayramınızı tebrik ediyorum.