30 yıl önce gazetecilik mesleğine başlamama sebep olan en önemli unsur, “adalet”te yaşanan çifte standarttı.
Gazeteciliğin 4. Kuvvet olduğu bir dönemde, bu mesleği icra etmeye başladığım 1995 ve sonrası yıllarda tüm gücümle her zaman haklının yanında, haksızlığın karşısında durarak duruşumu göstermiş bir emekçi oldum.
Çok büyük maddi fedakârlıklar yaparak başladığım gazetecilik mesleğinin 15. yılında, bu büyük maddi fedakârlığın yanına manevi fedakârlığı da kattım.
30 yılın ardından bu sektörde büyük bir özveriyle doğrunun yanında, yanlışın karşısında durarak; hiç kimseye boyun eğmeden, dimdik durarak; milletin hakkına girenlerle, devletin malına çökenlerle gücüm nispetinde büyük mücadeleler ettim.
Tehditler aldım...
Hakaret ve küfürler işittim...
Yazdıklarımdan dolayı hâkimlerin karşısına çıktım...
Allah’a şükürler olsun ki “hırsız” olmadım...
Hiçbir zaman “namussuz” suçlamasıyla bir hüküm giymedim.
İnandığım davaya “ihanet” etmedim...
Yola çıktığımı yolda “satmadım”...
Ekmeğini yediğim hiç kimseye “kalleşlik” yapmadım...
Makam uğruna “iftiracı” olmadım...
Menfaat uğruna “yalaka” olmadım...
Rant uğruna “yalancı” olmadım.
Aksini ispat eden varsa, arkamdan kaçak güreşerek değil; yüzüme karşı, istediği yerde, resmî belgelerle yüzleşmeye hazırım.
Kendi namussuzluklarını, şerefsizliklerini, ihanetlerini, hırsızlıklarını, fitneciliklerini, yalan ve dolanlarını başkalarına yakıştırarak gün geçiren zavallılar...
Yalova sizleri kısa bir dönem içinde bazı makamlarda gördü ve tanıdı...
Ne kadar nankör, iki yüzlü “şeytanlar” olduğunuzu da kısa süre içinde gördü.
Şimdi yaptığınız “şeytanlıklarınızı” gün yüzüne çıkarma zamanı...