Bir ayet meali ülkeyi karıştırır mı, karıştırır. Eskiden şeriat kelimesi telaffuz edildiğinde “Şeriatı getirecekler, rejim değişecek, ülkeyi dinamitliyorlar” gibi deli saçmaları söylerde aynı sapkın kesim. Şimdi de, Yedi Tepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bir skandal yaşandı. Bunlar hukukçu, yani adaleti toplumda savunacaklar. Yani doğruları ortaya koyarak adaletli davranacaklar. Yani toplumun bu mezunların adalet ve dosdoğru olanları savunacağına inandığı bir okulun mezuniyeti. Ama ‘dosdoğru ol’ ayetine karşı çıkan ve protesto edenler de bunlar. Bunların adil ve doğruluğuna bu şartlarda inanan var mı acaba merak ediyorum. Bunlar hakim olarak atansa mesela, adil karar verir mi?

Doğruluğa karşı çıkan ve bunu 85 milyonun karşısında haykıran Yeditepeli hukukçulara kim inanır bu ülkede bundan sonra. Tüm mezunları da lekeleyen bir davranış değil mi bu?

Hayır bu tepki ve protestoyu böyle anlamamak gerekir. Bu hukukçular adildirler de bu “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayet olduğu için karşı çıktılar diye anlamak lazım denirse, bu daha büyük bir facia. Sonuçta beynel minel olan ahlak kuralları, terimler, yasalar, haklar vs. vardır.

Mesela Hindistan’daki inek tapıcısı “insanın inanç hürriyeti dokunulmazdır” dese buna karşı mı çıkmak lazım. Afrikada ki bir kabilede “Hırsızlık kötü ve yasaktır” dese, gelişmiş ülkeler bunu ret mi edecekler. Eskimolar “İnsan yemek ve öldürmek artık yasaklandı, bu çok iğrenç bir davranıştı” dese, dünya ülkeleri Eskimolara muhalefetle insan yemeye mi başlayacak?

Aynı mantıkla Yeditepe Üniversitesinin ekolü, dinsizliği tercih edebilir, öğrencilerinde de dinsizler olabilir. Ama evrensel bir değer olan herkesin ağızından düşürmediği “Dosdoğru olmaya” nasıl karşı çıkılabilir. Bu mezun hukukçuların ve hocalarının evrensel değer tanımadığı, özellikle gündem İslam olduğunda kudurduklarını göstermesi anlamına gelmez mi?

Bu durumda bu öğrenciler; hakim, savcı, yönetici, avukat vs. olsa bunlar karşılarına gelen her Müslümana ayırım yaparak onu negatif olarak daima cezalandıracağını gösteren açık seçik bir delildir.

Bence bu zihniyetteki hukukçular ne okullarda hoca olabilir, ne de mezunlarına devlet görev vermemelidir. Eğer verirse, bunların yapacakları her hukuk katliamı ülkeye, siyasete, topluma kısaca her dengemize zarar verecektir. Bunlar insanca düşünmeyi öğrenememiş şahsiyetlerdir.

Hukukun simgesi adalet terazisini tarumar eden bu mezuniyet töreni, sosyolojik alt yapısı ve yansımaları açısından da irdelenmesi ve incelenmesi gereken bir konu haline gelmiştir. Bu öğrenciler sadece puanla memur yapılmamalı, bunlar mülakatı geçse bile, takip edilip uygulamaları mercek altına alınmalıdır.

Bir cümle de bu ayet pankartını açan öğrenci ve öğrencilere olacak. Birer adaletin ve doğruluğun yanında duran gençler olarak hepinizi tebrik ediyorum. Cesaret ve ileri görüşlülüğünüzü tebrik ediyorum. Ayetten ziyade bir hukukçunun en önemli referansı olan Doğruluğu gündeme getirmenize teşekkür ediyorum. Sizi yetiştiren aile, hoca ve emeği geçen her kim varsa, Allah onları dünya ve ahirette payidar etsin. Zeki ve dürüst insanlarsınız vesselam. Bu hukukçu müsveddelerinin de kirli çamaşırlarını mezuniyet günlerinde 85 milyonun pazarına döktünüz.