Sosyal medyada son günlerde sıkça dolaşan bir söz var. Platon’a atfediliyor. Özetle şunu söylüyor: “Eğitimsiz toplumlarda demokrasi zamanla demagoglar üretir, ardından diktatörlük doğar.”

Bu sözün birebir Platon’a ait olup olmadığı tartışmalı olabilir. Ancak tartışılmayan bir gerçek var: Yaklaşık 2400 yıl önce yaşamış bir filozofun ortaya koyduğu kaygılar, bugün hâlâ güncelliğini koruyor.

Çünkü demokrasi sadece sandık değildir. Demokrasi aynı zamanda bir bilinç meselesidir. Bir toplumun düşünme, sorgulama, tartışma ve doğru bilgiye ulaşma kapasitesiyle doğrudan ilişkilidir.

Platon’un en büyük korkularından biri, halkın bilgi yerine duygularla yönlendirilmesiydi. Ona göre insanlar yeterli eğitim ve düşünsel altyapıya sahip değilse, hitabet yeteneği güçlü olan kişiler gerçeği değil algıyı yönetmeye başlar. İşte burada “demagog” dediğimiz yapı ortaya çıkar.

Demagog; toplumu sakinleştiren değil, öfkeyle yöneten kişidir. Sorun çözen değil, korku üreten kişidir. Bilgiyle değil sloganla hareket eder. Karmaşık meseleleri basitleştirir, insanlara düşünmeyi değil taraf olmayı öğretir.

Tarih boyunca bunun sayısız örneği görüldü. Ekonomik krizler, toplumsal kutuplaşmalar, güvensizlik ortamı ve bilgi kirliliği arttığında insanlar çoğu zaman “en doğruyu” değil, “en güçlü konuşanı” takip etmeye başlıyor. İşte demokrasilerin en kırılgan olduğu an tam da burasıdır.

Bugün teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu risk daha da büyüdü. Artık bir kişinin milyonlara ulaşması için devlet gücüne ihtiyacı yok. Bir ekran, birkaç slogan ve güçlü bir algı yönetimi yeterli olabiliyor. Bilginin hızla yayıldığı çağda, ne yazık ki yanlış bilgi de aynı hızla yayılıyor.

Bu yüzden eğitim sadece diploma almak değildir. Eğitim; sorgulamayı öğrenmektir. Bir haberi hemen paylaşmadan önce doğrulamaktır. Kendi fikrinin yanlış olabileceğini kabul edebilmektir. Karşıt görüşü dinleyebilmek, eleştirel düşünebilmek ve duygularla değil akılla karar verebilmektir.

Demokrasiyi güçlü yapan anayasa kadar toplumun düşünsel seviyesidir. Çünkü demokrasi, bilinçsiz kalabalıkların değil; düşünebilen bireylerin rejimidir.

Belki de bugün yeniden sormamız gereken soru şudur:Bir toplum gerçekten ne kadar eğitimliyse, demokrasisi de o kadar mı güçlüdür?

Platon’un asırlar öncesinden gelen uyarısı tam da bu noktada önem kazanıyor. Çünkü özgürlüğü koruyan şey sadece yasalar değil, o özgürlüğün değerini anlayan insanlardır.