Yalova’da trafikte artık ciddi bir düzen ve kültür problemi yaşanıyor.
Bunun adını doğru koymak gerekiyor.
Sorun yalnızca araç sayısının artması değil. Sorun yolların dar olması da değil. Sorun sadece motosikletlerin, elektrikli bisikletlerin veya üç tekerlekli araçların çoğalması hiç değil.
Asıl sorun, insanların trafikte kendilerinden başka hiç kimsenin yaşamadığını düşünmeye başlaması.
Özellikle motosikletler, elektrikli bisikletler, scooterlar ve iki ya da üç tekerlekli türlü araçlar konusunda Yalova’da artık ciddi bir denetim ihtiyacı olduğu açıkça görülüyor.
Bazı sürücüler bir an kendisini otomobil sanıyor, bir an sonra bisiklet. İşine geldiğinde yolun ortasında, işine geldiğinde en sağın sağında, birkaç saniye sonra iki aracın arasında, sonra da en sol şeridin dışında…
Kural ne?
Şerit neresi?
Geçiş nereden yapılır?
Dönüş nasıl yapılır?
Diğer araçların kör noktası var mı?
Hiçbirinin önemi yokmuş gibi davranılıyor. Yeter ki kendisi bir an önce geçsin.
Trafik Sadece Sizin İçin Yapılmadı
Bir motosikletin küçük olması, trafik kurallarının da o motosiklet için küçüldüğü anlamına gelmez.
Bir aracın iki tekerlekli olması, istediği boşluktan geçme hakkı vermez.
Trafikte olmak, yalnızca kendi aracınızı kullanmak değildir. Önünüzdeki, arkanızdaki, sağınızdaki, solunuzdaki insanın ne yapacağını da hesaba katmak zorundasınız.
Bir otomobil park etmek üzere manevraya başlıyor. Motosiklet sürücüsü düşünmeden araya giriyor. Bir araç sağa dönecek, bir motosiklet sağından geçmeye çalışıyor. Bir araç şerit değiştiriyor, motosiklet kör noktadan çıkıyor. Sonra kaza olduğunda herkes birbirine bakıyor.
Bu durum kader değil. Bu durum büyük ölçüde trafik kültürü eksikliği.
Park Etmek de Bir Medeniyet Göstergesidir
Ancak haksızlık etmeyelim. Bu düşüncesizlik sadece motosiklet sürücülerine özgü değil. Otomobil sürücülerinde de ayrı bir park etme faciası yaşanıyor.
Bir insan aracını park ediyor ama önündeki veya arkasındaki aracın çıkıp çıkamayacağı umurunda değil. İki aracın sığacağı yere tek araç bırakıyor. Çapraz park ediyor. Kaldırımı kapatıyor. Yaya geçidinin önüne bırakıyor. Köşe başına park edip görüşü kapatıyor. Dörtlüleri yakıp yolu kişisel otoparkına çeviriyor.
Sonra bir başkası geliyor ve çıkamıyor. Korna başlıyor. Bağırış başlıyor. Küfür başlıyor. Arkasından kavga.
Sonra hepimiz şaşırıyoruz: ‘İnsanlar neden bu kadar tahammülsüz oldu?’ Çünkü birileri sürekli olarak başka insanların hakkını hiçe sayıyor.
Aslında kavga çoğu zaman park yerinde başlamıyor. Kavga, bir insanın ‘Ben park ettim, gerisi beni ilgilendirmez’ dediği anda başlıyor.
Üç Otomobillik Yerin Ortasına Bir Motosiklet
Motosiklet parklarında da aynı problem var.
Üç motosikletin hatta bazen birkaç aracın düzenli şekilde kullanabileceği bir alanın tam ortasına tek motosiklet bırakılıyor. Neden? Çünkü sürücünün tek kriteri şu: ‘Ben rahat park ettim mi?’ Başkasının aynı alanı kullanabilmesi umurunda değil.
Oysa motosikletin kent trafiğindeki avantajlarından biri az yer kaplamasıdır. Bir motosikleti otomobil kadar alan işgal edecek biçimde park ediyorsanız, o avantajı da ortadan kaldırıyorsunuz. Bu kadar basit.
“Ben Geçerim” Kültürü
Yalova trafiğinde giderek daha fazla gördüğümüz temel zihniyet şu: Ben geçerim. Ben park ederim. Ben dönerim. Ben iki dakika bırakırım. Ben buradan çıkarım. Bana bir şey olmaz.
Herkes ‘ben’ dediğinde şehir yaşanmaz hale geliyor
Trafik, insanların bireysel kabiliyetlerini sergiledikleri bir yarış pisti değildir. Trafik bir ortak yaşam sistemidir. Ve ortak yaşamın en temel şartı, karşınızdakinin de en az sizin kadar hak sahibi olduğunu kabul etmektir.
Denetim Olmadan Düzelmeyecek
Buradan Yalova’daki ilgili kurumlara da açık bir çağrı yapmak gerekiyor. Bu mesele artık yalnızca ‘vatandaş biraz daha dikkatli olsun’ denilerek geçiştirilecek noktada değil.
Denetim gerekiyor
Motosikletlerin şerit ihlalleri denetlenmeli. Trafiğe uygun olmayan elektrikli araçlar denetlenmeli. Kaldırım kullanan araçlara müdahale edilmeli. Yaya geçişlerini engelleyen parklar cezalandırılmalı. Kavşak ve köşe başlarında görüşü kapatan araçlara göz yumulmamalı.
Motosikletler için uygun ve düzenli park alanları oluşturulmalı. Ama o park alanlarının da nasıl kullanılacağı denetlenmeli.
Çünkü yalnızca tabela dikmek çözüm değil. Kuralın arkasında denetim yoksa tabela dekorasyondur.
Ehliyet Almak Trafik Kültürü Kazanmak Değildir
Bir başka problem de şu: Ehliyet sahibi olmakla iyi sürücü olmayı birbirine karıştırıyoruz.
Aracı hareket ettirebilmek iyi sürücülük değildir. Dar yerden motosiklet geçirmek yetenek değildir. Yüksek hız yapmak ustalık değildir.
Başkasının hakkını yemeden araç kullanabilmek; yaya gördüğünde yavaşlamak; park ederken başka insanlara alan bırakmak; şerit disiplinine uymak; kör noktayı hesaba katmak; sinyal vermek ve gerektiğinde yol vermek…
İşte bunlar sürücülüktür. Gerisi yalnızca makine kullanabilmektir.
Bu Şehir Hepimizin
Yalova küçük bir şehir. Bu aslında büyük bir avantaj olabilir. Doğru denetimle, doğru trafik düzenlemeleriyle ve biraz da toplumsal farkındalıkla şehir trafiğinin çok daha düzenli hale gelmesi mümkün.
Ama önce problemi kabul etmek gerekiyor. Her şeyi yol yetersizliğine, araç sayısına veya nüfus artışına bağlamaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü bazen sorun yol değildir. Sorun, o yolu kullanan zihniyettir.
Bir motosiklet sürücüsü kendisinden başkasını düşünmüyorsa sorun vardır. Bir otomobil sürücüsü iki araçlık yere park edip gidiyorsa sorun vardır. Bir insan kaldırıma aracını bırakıp ‘geçsinler yanından’ diyorsa sorun vardır. Bir sürücü dörtlülerini yakınca her şeyi yapabileceğini düşünüyorsa sorun vardır.
Ve bunların tamamını yıllarca görmezden gelirsek, sonunda kavga, kaza, öfke ve trafik kaosu kaçınılmaz hale gelir.
Trafik Problemi Yaşamıyoruz. Sadece Trafik Kültürü Problemi Yaşıyoruz
Ve bunun çözümü de yalnızca yeni yollar yapmak değil. Eğitim, denetim, yaptırım ve en önemlisi başkasının hakkına saygı.
Çünkü kamusal alan hiç kimsenin babasının malı değildir. Yol da hepimizin, kaldırım da hepimizin, park yeri de hepimizin.