Türkiye’de yangın güvenliği sektörü son yıllarda hızla büyüyor. Özellikle oteller, AVM’ler, endüstriyel tesisler, enerji depolama sistemleri (BESS), elektrikli araç şarj alanları ve yüksek yapılar derken sektör artık çok daha teknik ve kritik bir noktaya geldi. Ancak sektör büyürken çok ciddi bir problem de büyüyor: Yetkinlik karmaşası.
Bugün ülkede herkes yangın işi yapabiliyor gibi görünüyor.
Yangın algılama sistemi mi?
“Biz yaparız.”
Gazlı söndürme sistemi mi?
“Hallederiz.”
Duman kontrolü mü?
“Sıkıntı yok.”
BESS yangın güvenliği mi?
“Onu da çözeriz.”
Peki gerçekten biliyor muyuz?
İşte asıl soru burada başlıyor.
Bugün piyasada yangın algılama sistemi tasarımı yapan birçok kişinin TS EN 54-14 veya NFPA 72’yi açıp detaylı okumadığı görülüyor. Gazlı söndürme sistemi yapanların bir kısmı NFPA 2001’i bilmiyor. Sprinkler projesi çizenlerin hidrolik hesap yapmadan proje hazırladığı durumlar yaşanıyor. Lityum iyon batarya yangınları konusunda UL 9540A veya NFPA 855 görmeden “uzman” gibi konuşanlar ortaya çıkıyor.
Daha da ilginci, işi alan kişinin çoğu zaman işi yapacak teknik altyapısı bile olmuyor.
Bir bakıyorsunuz:
* İş güvenliği firması yangın mühendisliği işi alıyor,
* Ortak sağlık güvenlik birimi (OSGB) her projeye talip oluyor,
* Sadece yangın tüpü işi yapan biri kompleks mühendislik işlerine giriyor,
* Eğitim veren bazı kişiler aynı zamanda proje ve danışmanlık işlerini de toplamaya çalışıyor,
* İşi aldıktan sonra gruplarda “Bu işi kim yapabilir?” diye alt yüklenici aranıyor.
Sonra başlayan süreç daha da düşündürücü:
“İşi sana paslayayım ama benim payımı unutma…”
Yani teknik uzmanlık yerine aracılık sistemi oluşuyor.
Oysa yangın güvenliği; sadece ürün satışı, cihaz montajı veya evrak üretimi değildir. Yangın güvenliği doğrudan insan hayatını ilgilendiren ciddi bir mühendislik disiplinidir.
Yanlış hesaplanan bir duman kontrol sistemi, yanlış tasarlanan bir kaçış senaryosu, yanlış projelendirilen bir gazlı söndürme sistemi veya yanlış yönetilen bir batarya yangını; doğrudan can kaybına sebep olabilir.
Bu yüzden yangın güvenliği alanında: Uzmanlık, standart bilgisi, hesap yeteneği, saha deneyimi, test ve doğrulama kültürü olmazsa olmazdır.
Ancak bugün piyasada çoğu zaman teknik yeterlilikten çok “iş alma becerisi” öne çıkıyor. Gerçek uzmanlık yerine bağlantılar, komisyon ilişkileri ve taşeron zincirleri konuşuluyor.
Bu durum hem sektörü kirletiyor hem de gerçekten teknik çalışan insanların emeğini değersizleştiriyor.
Ama artık dünya değişiyor.
Özellikle: BESS ve lityum iyon yangınları, yüksek yapı riskleri, sigorta şirketlerinin teknik talepleri, bağımsız denetim zorunlulukları, NFPA, UL ve EN standartlarının yaygınlaşması, BYKHY’de beklenen yeni düzenlemeler sektörü mecburen daha profesyonel bir yapıya taşıyacak.
Yakın gelecekte artık şu sorular daha fazla sorulacak:
“Bu projeyi kim yaptı?”
“Hangi standarda göre yaptı?”
“Hesabı var mı?”
“Yetkinliği nedir?”
“Commissioning yapıldı mı?”
“Bağımsız doğrulama var mı?”
İşte o gün geldiğinde “her işi yaparım abi” dönemi yavaş yavaş bitecek.
Çünkü yangın güvenliği; ek iş değil, ticari aracılık alanı değil, hayat güvenliği disiplinidir.