Birçok sokakta belediye sadece konteyneri boşaltıyor. Oysa yerlere saçılmış çöpler, kaldırımlar, yol kenarları olduğu gibi kalıyor. Sokaklar süpürülmüyor. Yani çöp gidiyor ama pislik kalıyor.

Bir de inşaat gerçeği var.

Hafriyatlar, beton mikserlerinin yollara bıraktığı çamur ve beton kalıntıları… Onlar neredeyse “şehir dokusunun” parçası haline gelmiş durumda. Kim kontrol ediyor, kim temizliyor, belli değil.

Bu tablo sadece görüntü kirliliği değildir.

Bu tablo; sağlık sorunudur, yaşam kalitesi sorunudur, şehir kültürü sorunudur.

Yalova küçük bir şehir.

Avantajı da bu aslında. Doğru bir planlama ve iradeyle pırıl pırıl olabilir. Ama bugün geldiğimiz noktada “nasıl olsa küçük şehir” rehavetiyle kirlenen bir Yalova görüyoruz.

Burada belediyeye açık bir çağrı yapmak gerekiyor:

Temizlik hizmetleri yeniden ele alınmalı. Çöp toplama saatleri ve sıklığı gözden geçirilmeli. Sokak süpürme gerçekten yapılmalı. İnşaat atıkları ve moloz konusunda ciddi denetim uygulanmalı.

Ama iş sadece belediyede de bitmiyor.

Bu şehirde yaşayan herkesin aynaya bakıp kendine sorması lazım: “Ben bu şehrin neresindeyim?”

Belki de bir pazar günü, Yalova genelinde büyük bir temizlik kampanyası yapılmalı. Herkes evinin önünü temizlese, mahallesine sahip çıksa…

Belediye de bunu organize etse. Hem şehir temizlenir hem de farkındalık oluşur.

Çünkü Yalova bunu hak etmiyor.

Bu şehir daha temiz, daha düzenli, daha saygılı bir yaşamı hak ediyor.

Ve en kötüsü ne biliyor musunuz?

Kirlenmeye alışmak.

Alışmayalım.