Bazı insanlar maskelerini her gün değiştirir. Bazıları ise yalnızca siz değiştiğinizde maskelerini değiştirir. Güçlü olmak çoğu zaman bir tercih değil, yaşamın kişiye yüklediği bir zorunluluktur. Hayatın farklı alanlarında herkes kendi görünmez mücadelesini verir. Ancak zamanla fark edilen önemli bir gerçek vardır: Bazı insanlar sizi siz olduğunuz için değil, sizde gördükleri anlamlar üzerinden değerlendirir. İş hayatı bunun en belirgin örneklerinden biridir. Rekabetin yoğun olduğu ortamlarda insanlar kendilerini güçlü, başarılı ve önemli hissetmek için çeşitli psikolojik maskeler geliştirirler. Bu maskeler bazen özgüven, bazen eleştiri, bazen de küçümseme şeklinde ortaya çıkar. Siz başarılı oldukça, bazı insanların zihninde sizinle ilgili yeni bir karakter oluşmaya başlar. Çünkü insanlar çoğu zaman karşındakini olduğu gibi görmekten ziyade, kendi inançları, deneyimleri ve duygusal ihtiyaçları doğrultusunda algılarlar. Algı, nesnel gerçeklikten çok kişinin iç dünyasının bir yansımasıdır. Kıskançlık da tam bu noktada ortaya çıkar. Bir başkasının başarısı, bazı kişiler için ilham kaynağı olurken bazıları için tehdit algısına dönüşebilir. Tehdit hisseden kişi, karşısındakinin başarısını küçümseyerek, değersizleştirerek veya yok sayarak kendi rahatsızlığını azaltmaya çalışır. Bu durum çoğu zaman bilinçli bir kötülükten değil, kişinin kendi yetersizlik, kaybetme veya geride kalma korkularından beslenir.

Aslında küçümseme davranışı çoğu zaman üstünlük göstergesi değil, içsel bir savunma mekanizmasıdır. Kişi, rakip olarak gördüğü insanın değerini azaltmaya çalışırken kendi zihnindeki çatışmayı geçici olarak hafifletir. Ancak bu savunma mekanizması kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede gelişimi engeller. Çünkü kişi gerçeği görmek yerine kendi oluşturduğu anlatıya inanmayı seçer. Bu da öğrenmenin, değişimin ve büyümenin önünde görünmez bir engel oluşturur. Gerçek güç ise başkasının başarısından rahatsız olmak değil, ondan öğrenebilmektir. Çünkü kıskançlığın ardında çoğu zaman başkasını kaybetme korkusu değil, kişinin kendi değerini kaybetme korkusu vardır.

Maskeler korur fakat aynı zamanda gerçeği de gizler. İnsanın gelişimi ise maskelerini savunmakla değil, onları fark edip gerektiğinde çıkarabilmesiyle başlar.