Bu hafta içinde gündemi Deniz Göktaş meşgul etti. Gündeme geldiği konu keşke toplumu birleştiren, topluma yararlı, ülkenin menfaatine olan bir konu olsaydı. Her zamanki gibi İslam’a saldırarak meşhur olmaya çalışan tipler bunlar.

Ülkemizde yıllardır, tiyatro, sinema, medya gibi değişik kanallardan Müslümanlar ve İslam dini aşağılanarak, küçümsenerek, hakaretler edilerek toplumu germeye çalışan provokatörlerden bu ülke hiç kurtulamadı. Her dönemde bunları gördük, yaşadık, yaşıyoruz.

Bu fikri, siyasi ve söylem saldırıları bazen toplumu gerip fiili saldırılara ve nice insan kayıplarımıza da dönüşmüştür. Bu ahlaksız ve tetikçi tipler, her fırsatlarında bu sapık düşüncelerini ifşa ederler. Eleştirildiklerinde de masum rolü oynarlar.

Bu pervasızların zaten mesleki hayatları bu kanallardan fonlandığı için, hakaret etmezlerse aç kalırlar, bunları ekmeksiz bırakırlar diye kendilerini de mecbur hissederler. Bunları bu yönüyle anlamaya çalışıyoruz. Ancak kendini demokrat, milliyetçi, hatta dindar tanımlayan bazı kişilerin bu hadsizlere destek olması, kendilerini de aynı ayara düşürmektedir. Bu daha acı olanı.

Bu ülkede Gavura Gavur demenin yasak olduğu geçmiş bir tarihimiz var. Gavur kelimesi gayri Müslimler için kullanılırdı. Gayri Müslim İslam tanımına göre Gavur olsa da, bu kelime gayri Müslimleri incitmesin diye yasaklanabiliyor. Ancak %99’u Müslüman olan ülkemizde adam çıkıp bir yığın insanın önünde İslam’a saygısızlık ve hakaret edebiliyor. Müslümanların incinmesinden adeta zevk duyar gibi. Bu hadsize de kayırma yöntemleriyle destek olanları da bu hadsizleri de kınıyorum.

Bu hadsiz, saygısız, bölücü, tahammülsüz, aşağılık tipler bazen okullarda öğretmen olarak karşımıza çıkıyor. Bazen sinemada sanatçı müsveddesi olarak, bazen siyasette siyasetçi bozuntusu, bazen apartmanda komşu, bazen otobüste yolcu, bazen iş yerinde iş arkadaşı, bazen de kendi ailen içinde bir parazit, virüs gibi kendilerini gösteren tipler bunlar.

Sorsan demokrasi, fikir hürriyetini savunur, hakaretlerini de bu kalkanla savunurlar. Bu ahlak yoksunları yaptıkları hakaret ve toplumu ayrıştırma suçundan godese girdiklerinde cıyak cıyak bağırıp, onlar gibi tahammülsüz güruhun desteğini alıp hapisten çıkmak isterler. Adaletin olmadığını haykırırlar. Demokrasinin rafa kalktığını söylerler. Bu utanmaz yüzler, belediyeyi soyarlar, kendi işçilerine belediye maaşı bağlayıp metres edinirler, özel uçakta fingirdeme odaları ihdas ederler, sonra bunları kendi yandaşları şikayet edince de mağdur edebiyatına sığınırlar. Ahlaksızlar ağır şekilde cezalandırılmadıkça, yarın daha büyük suç ve hadsizlikler yaparlar. Bu nedenle bu tür toplum parazitleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır ki, bir daha kimsenin kutsalına sövmesinler.

Ahlaksızlara toplumumuz pirim vermez. Bunu verilen tepkilerden zaten anlıyoruz. Bu nedenle duyarlı arkadaşlarımızı tebrik ediyorum.

Vesselam…