Resmî kayıtlara göre 11 ilin neredeyse baştan sona yeniden inşa edildiği bu süreçte, beton yükselirken adaletin yer yer enkaz altında kaldığına dair iddialar ve kanıtlar kamu vicdanını derinden yaralıyor. Acının, kaybın ve umutsuzluğun hâkim olduğu bir tabloda, Daire Başkanının rüşvet karşılığında hak dağıtması, felaketin yalnızca binaları değil, toplumsal güven duygusunu da yıktığını gözler önüne seriyor.

Özellikle Malatya’da gündeme getirdiğimiz konular, depremzede esnafın ikinci bir yıkım yaşadığı yönünde. Evini, iş yerini, barkını ve birçok yakınlarını kaybeden vatandaşlar, hayata tutunma mücadelesi verirken şimdi de adil olmayan tahsis süreçleriyle karşı karşıya olduklarını dile getiriyor. Daire Başkanı, yeni yapılan iş yerlerinin cephe, konum ve metrekare dağılımını rüşvet karşılığında belirliyor; ödeme yapanlar vitrin değeri yüksek, görünür ve geniş dükkanlara sahip olurken, vermeyenler arka cepheye itilmiş, küçültülmüş alanlara razı edilmek zorunda bırakılıyor.

Halk Korku ve Belirsirzlik İçinde
Depremin travması henüz tazeyken, hak kaybı korkusu vatandaş üzerinde adeta ikinci bir psikolojik yıkım yaratıyor. Pek çok depremzede, “Sesimizi çıkarırsak elimizdeki de gider” endişesiyle konuşmaktan çekiniyor. Hak kaybına uğrayan vatandaşlar, hakkını aramaya çalışan esnaf ya bürokratik duvarlara çarpıyor ya da dosyalarının aylarca bekletilmesiyle karşılaşıyor.

Bazı mağdurlar, sürecin şefaf yürütülmediğini, objektif kriterler yerine kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıkların belirleyici olduğunu savunuyor. “Deprem bizi öldürmedi ama bu adaletsizlik öldürüyor” sözleri, bölgede hâkim olan umutsuzluğu özetler nitelikte.

Kapılar Kapalı, Cevap Yok
Şikâyetlerini iletmek isteyen vatandaşların yerel idarelerde sonuç alamadığı, üst makamlara ulaşma girişimlerinin de çoğu zaman karşılıksız kaldığını ifade ediyor.

Malatya İl Müdürlüğünde randevu bulamayan, dilekçelerine yanıt alamayan depremzedeler, son çare olarak Ankara’ya ulaşmaya çalıştıklarını; ancak bürokratik engellerin burada da karşılarına çıktığını dile getiriyor.
Uzmanlar, böylesi dönemlerde kamu yönetiminde en kritik unsurun güven olduğunu vurguluyor. Yeniden inşa yalnızca binaların yapılmasıyla değil, adalet duygusunun tesis edilmesiyle mümkün. Aksi halde fiziksel şehirler ayağa kalksa bile toplumsal yaraların kapanması yıllar alabiliyor.

Toplumsal Vicdanda Derin Bir Soru
Asrın felaketinin ardından yürütülen devasa yeniden inşa hamlesi, tarihî bir dayanışma örneği olarak görülürken; rüşvet iddiaları bu sürecin gölgesinde karanlık bir sayfa açıyor.

Depremzedeler, kendilerine tanınan hakların bir lütuf değil, kaybettiklerinin telafisi olduğunu hatırlatıyor ve adil, şefaf, denetlenebilir bir dağıtım sistemi talep ediyor.
Kamuoyunda giderek büyüyen soru ise şu: En zor zamanında devletine sığınan vatandaş,eğer burada da adalet bulamazsa nereye gidecek?
#Malatya #Deprem #6Şubat #Depremzede #Rüşvet #Yolsuzluk #Adalet #KamuVicdanı #TOKİ #İşyeriTahsis #Devlet #Şeffaflık #Hukuk #Esnaf #TürkiyeGündemi
#Gündem #MalatyaHaber #DepremBölgesi #KamuYönetimi #Denetim #İddia #Skandal



