Gazeteci, yaşadığı ve görev yaptığı muhitte, vatandaşın Anayasa ile güvence altına alınmış haber alma hakkı için çalışır. Kamu adına sorgular, araştırır, gerçekleri ortaya koyar ve yeri geldiğinde halk adına hesap sorar. Bu süreçte yolu kamu görevlileriyle sık sık kesişir. Vali, kaymakam, belediye başkanı, emniyet müdürü, jandarma komutanı, daire amiri ve daha niceleriyle…
Kamu hizmeti yapan gazetecinin, kamu görevlileriyle etkileşim içinde olmaması elbette düşünülemez. Haberin konusuna göre bazen iyi diyaloglar kurulur, bazen de karşı cephelerde yer alınır. Ancak kahir ekseriyetle güzel dostluklar tesis edilir.
Kamu görevlileri kentlerde geçicidir ama gazeteciler kalıcıdır.
Kurulan dostluklar da öyle…
Frekanslar tutmuş, karşılıklı uyum yakalanmışsa aradan uzun zaman geçse bile biriktirilen anılar unutulmaz. O yöneticinin yolu kente düştüğünde ya da gazeteci, onun tayin olduğu şehre gittiğinde güzel buluşmalar yaşanır. Eski günlerin yâd edildiği, keyifli sohbetlerin yapıldığı ziyaretler gerçekleştirilir.
Geçtiğimiz hafta işte bunun iki güzel örneğini yaşama fırsatı bulduk.
Vefa konusunda; Yalova Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Polat, şehrinde “Ahde Vefa” geceleri düzenleyecek kadar bu işe gönül vermiş bir isimdir. İşte şimdi bu özelliğine yakışır bir programa daha imza atmış oldu. Yalova Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri, üyeleri ve Yalova’da faaliyet gösteren basın kuruluşlarının imtiyaz sahipleri ile temsilcilerinden oluşan bir heyetle İstanbul’da bir ziyaret programı gerçekleştirdik.
Günübirlik programımız oldukça yorucu ama bir o kadar da keyifli ve faydalı geçti.
Vefa ziyaretleri kapsamında ilk olarak, önceki dönem Yalova Valisi ve aynı zamanda Konyalı hemşehrim olan Merkez Valisi Dr. Hülya Kaya’yı, Mülkiye Başmüfettişliği görevini yürüttüğü İstanbul Şişli’deki tarihî İstanbul Valiliği binasında ziyaret ettik.
Köşe yazarı olduğum Manşet Gazetesi’nin “Yalova’da Son 25 Yılın Enleri” isimli halk oylamasında, başarılı isimlerin belirlendiği organizasyonun “En Başarılı Vali” kategorisinde Sayın Kaya birinci seçilmişti. Ancak organizasyonun sunucularından biri olduğum muhteşem ödül törenine, önceden belirlenmiş programı nedeniyle katılamamıştı.
Bu ziyaret vesilesiyle Yalovalı gazeteci arkadaşlarımızla hem kendisini ziyaret edip hasret giderdik hem eski günleri yâd ettik hem de kazandığı ödül plaketini takdim etme fırsatı bulduk.
Hülya Kaya bizi makamında babası, kız kardeşi ve kızıyla birlikte ağırladı. Böylece ailesini tanıma ve onlarla sohbet etme imkânı da bulduk. Doktorasını hukuk alanında yapan Vali Hanım’ın, kız kardeşi gibi kızı da hukukçu. Kız kardeşi avukatlık yapıyor; kızı ise Londra’da aldığı eğitimin ardından henüz mezun olmuş. Babasının, başarılı evlatları ve torunu takdim edilirken duyduğu kıvanç gözlerinden okunuyordu.
Vefa ziyaretleri kapsamında, Yalova Çiftlikköy’de beş yıl kaymakamlık yapan Sayın Ömer Bilgin’i de Çekmeköy Kaymakamlığı’ndaki makamında ziyaret ettik.
Karadenizli olan Bilgin, oldukça konuşkan, şakacı ve cana yakın bir isim. Kendisi samimi ve içten yaklaşımıyla bizleri ağırladı. Bilgin’den yeni görev yeri hakkında ayrıntılı bilgi aldık; Yalova ile Çekmeköy arasındaki mukayese ve değerlendirmelerini dinledik.
Her iki ziyarette de neşeli ve keyifli sohbetler gerçekleştirdik. Yazının başında sözünü ettiğim, kamu adına çalışan iki tarafın bir araya gelmesine, kucaklaşmasına ve zaman zaman duygusal anların yaşanmasına bu ziyaretler bir örnek ve vesile olmuş oldu.
Gelelim Basın İlan Kurumu ziyaretimize…
İstanbul temaslarımızın mesleki açıdan en önemli bölümünü, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile makamında gerçekleştirdiğimiz görüşme oluşturdu.
Kendimizi adeta ev sahibi gibi hissettiğimiz, son derece sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen ziyarette Sayın Çay, heyetimizde yer alan herkesle yakından ilgilendi ve bizleri içtenlikle ağırladı.
Bir saatten fazla süren görüşmede masanın üzerinde elbette mesleki sorunlar vardı.
Kamu yönetimi mezunu olan Abdulkadir Çay, işletme alanında “Türkiye’de Vakıfların Vergi Hukuku Açısından Karşılaştırmalı Analizi” konulu yüksek lisans tezinin ardından, “Yönetim Kurullarının Yönetime Müdahale Düzeyinin Yönetici Performansına Etkisi” başlıklı doktora çalışmasını sürdürüyor.
Çay, lise yıllarından itibaren sivil toplum kuruluşlarında görev almış. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) genel müdürlük yapmış; Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nda (TÜRGEV) da aynı görevi üstlenmiş. Özel sektörde ise dış ticaret uzmanı ve yönetici olarak çalışmış, 25 farklı ülkede pazarlama ve satış faaliyetlerini yönetmiş.
Uzun lafın kısası; basın kuruluşlarını resmî ilan ve reklamlar aracılığıyla desteklemek üzere kurulmuş bir kamu kurumun başına gelebilecek en uygun isimlerden biri olarak tercih edilmiş.
Daha önce; Abdulkadir Bey’in göreve gelmesinin hemen ardından, Basın İlan Kurumu’nun 65. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlediği “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik, Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” başlıklı etkinliğe biz de Yalova’dan katılmış ve oldukça faydalanmıştık.
Dijital dönüşümün medya alanındaki etkileri ve yeni medya düzeni konusunda, alanında uzman akademisyenlerden ve küresel ölçekte faaliyet gösteren kamu ve özel sektör temsilcilerinden kapsamlı bir değerlendirme dinlemiştik. Dünyayı değiştiren dijitalleşme sürecinin medya alanında nelere yol açtığı, hangi değişiklikleri zorunlu hâle getirdiği ve sektörü nasıl yönlendirdiği hakkında geniş bir perspektif edinmiştik. Bu anlamda yeni BİK yönetiminin geleceği öngörme noktasındaki vizyonunu da tanıma fırsatı bulmuştuk.
Elbette yeni süreç bununla sınırlı kalmadı.
Basın İlan Kurumu, 11 bölge müdürlüğü aracılığıyla 58 ili kapsayan istişare toplantılarında yaklaşık 700 süreli yayın temsilcisiyle bir araya geldi. Basın kuruluşlarının sorunlarını ve beklentilerini doğrudan dinleyerek karar süreçlerine taşıma yönünde bir yaklaşım sergilendi.
2026 yılının ilk sekiz ayında medya kuruluşlarına 5,248 milyar TL tutarında resmî ilan ve reklam desteği sağlanarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 daha fazla kaynak aktarıldı.
Kredi Garanti Fonu (KGF) iş birliğiyle basın işletmelerinin kredi ve teminat imkânlarına erişiminin kolaylaştırılması amacıyla 60 süreli yayın işletmesine toplam 131 milyon TL finansman sağlandı.
İŞKUR ile imzalanan “Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği Protokolü” kapsamında, resmî ilan ve reklam sisteminde yer alan 1.075 basın işletmesinin istihdam, mesleki eğitim ve iş gücünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar hedeflendi.
Gazeteciler cemiyetlerine sağlanan mali destek de büyük memnuniyete vesile olacak önemli ölçüde artırıldı.
Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.
BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile sohbetimiz sırasında, özellikle İŞKUR ile yürütülen çalışmanın şartlarının kolaylaştırılması ve resmî ilan ve reklam alabilmek için talep edilen yükümlülüklerin esnetilmesi gibi konulardaki taleplerimizi ilettik.
Elbette meslek yasası da görüşmemizin olmazsa olmaz gündem maddelerinden biriydi.
Burada kendisinin kullandığı bir tabir, deyim yerindeyse “cuk” oturdu.
Basın camiasında yıllarını geride bırakmış, emeğini ve imkânlarını bu mesleğe adamış gerçek basın emekçileriyle sektörün içindeki, kendisinin “işportacı” olarak nitelendirdiği kötü örneklerin birbirinden ayrılmasının önemine dikkat çeken Genel Müdür Çay, bu konuda kamu idarecilerine gerekli bilgilendirmelerin kendileri tarafından yapıldığını vurguladı.
Özellikle kamu kurumlarının basın akreditasyonu esnasında bu hususa dikkat etmesinin elzem olduğuna işaret etti.
Tasarruf tedbirleri nedeniyle basın kuruluşlarının yaşadığı ekonomik daralma konusunda ilettiğimiz talepleri de değerlendiren Abdulkadir Çay, sahada yaşanan bazı olumsuz uygulamalardan haberdar olduklarını belirtti. Basın İlan Kurumu’nun kamu idareleriyle basın kuruluşları arasında bir köprü görevi üstlendiğini, doğru uygulamaların hayata geçirilmesi için kamu idarecileriyle sürekli iletişim hâlinde olduklarını ifade etti.
Çay, süreci yalnızca sahadan gelen bilgilerle değil, hazırlanan raporlar üzerinden de takip ettiklerini söyledi.
Ve küresel sosyal medya platformları…
Bu konuda Genel Müdür Abdulkadir Çay, oldukça net ifadelerle değerlendirmelerde bulundu. Size ait olmayan bir oluşumun, sizin menfaatiniz doğrultusunda hareket etmesini beklemenin mümkün olmadığını belirtti. Özellikle Filistin’de yaşanan İsrail saldırılarının ve soykırımın, yaygın sosyal medya platformları tarafından nasıl dezenformasyona uğratıldığına dikkat çekti.
Bu platformların ülkemizde çok yüksek meblağlarda gelir elde etmelerine rağmen ülkeye kayda değer bir katkı sunmadıklarının da altını çizdi.
Abdulkadir Çay’ın bu değerlendirmesi üzerinde durmaya değer. 2025 yılı için 200 milyar TL düzeyinde bir reklam gelirinden söz ediyoruz. Ülkemizde elde edilen bu büyüklükteki gelirin karşılığında ne ölçüde ekonomik katkı sağlandığı, vergilendirme ve sorumlulukların nasıl yerine getirildiği elbette sorgulanmalı. Üstelik vatandaşların dijital ayak izlerinin veriye dönüştürüldüğü ve bu verilerin kimlerle paylaşıldığı meselesi de işin ayrı bir boyutunu oluşturuyor.
Yabancı menşeli elektrikli araçların, yazılım ve kontrol mekanizmalarının Türk makamlarının denetiminde olmaması nedeniyle güvenlik riski oluşturabileceği; araçlardaki kamera ve sensörlerin çevrenin haritasını çıkarabildiği gerekçesiyle ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN ve TEI gibi savunma sanayisine üretim yapan müesseselerin kampüslerine alınmamalarının gündeme geldiği bir dönemde, bu tespitlerin önemi daha da artıyor.
BİK Genel Müdürü Abdulkadir Çay, heyetimizdeki herkesin değerlendirme, talep ve önerilerini dikkatle dinledi. Görüşme boyunca gündeme getirilen başlıklarla ilgili uzun uzun notlar aldı. Bazı konulara doğrudan cevap verirken bazıları hakkında ayrıntılı bilgi toplayacağını ifade etti.
İşveren-çalışan ilişkilerinden ekonomik sorunlara, yerel basının karşı karşıya kaldığı güçlüklerden İletişim Başkanlığı, Basın İlan Kurumu ve RTÜK ile ilişkilere kadar pek çok başlığın ele alındığı görüşme, adeta mini bir basın zirvesi niteliğinde geçti.
Basın camiasının meselelerinin, taleplerinin ve beklentilerinin kapsamlı biçimde değerlendirildiği bu verimli buluşma vesilesiyle Sayın Abdulkadir Çay’a kabulleri, yakın ilgisi, sıcak karşılaması ve samimi yaklaşımı dolayısıyla teşekkür ediyorum.
İstanbul’da geride bıraktığımız bu yoğun gün, bir kez daha gösterdi ki gazetecilik yalnızca haber peşinde koşmaktan ibaret değil. Bazen geçmişin hatırını yaşatmak, bazen bugünün sorunlarını muhataplarına taşımak, bazen de yarının mesleki şartları için söz söylemek gerekiyor.
Ve gezimiz bu tespitlerin dışında, vefanın sadece İstanbul’da bir semt ya da boza markası olmadığını da bir defa daha kanıtlamış oldu.
Kalın sağlıcakla.