Son yıllarda imam hatip okulları üzerinden yürütülen tartışmaları ve bu okullara yönelik sert eleştirileri anlamakta zaman zaman zorlanıyorum.
Çünkü meseleye sadece okul türü üzerinden değil, çocuklarımızın dini bilgiyi kimden ve nasıl öğrendiği üzerinden bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Bugün din adına ortaya çıkan pek çok yanlış anlayışın, istismarın ve çarpık yapılanmanın su yüzüne çıktığı bir dönemdeyiz. Tam da böyle bir ortamda, dini eğitimin denetimsiz ve kimliği belirsiz kişiler ya da yapılar üzerinden verilmesi yerine, devletin eğitim sistemi içerisinde, belirli bir müfredat ve öğretmenler aracılığıyla verilmesi bana göre oldukça önemli.
İmam hatip okullarının en önemli işlevlerinden biri de burada ortaya çıkıyor.
Çocuğunun Kur’an-ı Kerim’i, dini bilgileri ve İslam’ın temel esaslarını öğrenmesini isteyen aileler için imam hatipler, bu eğitimin daha düzenli ve kurumsal bir ortamda alınabileceği seçeneklerden biri. Elbette bir çocuğun dini eğitimi yalnızca okuldan ibaret değildir. Ailenin, öğretmenin ve çocuğun çevresindeki insanların da burada büyük bir sorumluluğu vardır.
Çünkü çocuklarımızın dini kimden öğrendiği gerçekten çok önemli.
Yanlış kişilerin etkisine girmiş, dini kendi çıkarları doğrultusunda yorumlayan insanların peşinden sürüklenmiş bir genç yerine; sorgulayabilen, temel dini kaynakları bilen, aldığı bilgiyi değerlendirebilen bir genç yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.
Üstelik imam hatip lisesinde okumak, sanıldığı gibi hayattan veya mesleklerden kopmak anlamına gelmiyor. Bu okullardan mezun olan öğrenciler üniversite eğitimi alabiliyor, farklı alanlarda meslek sahibi olabiliyor ve hayatın pek çok alanında kendilerine yer edinebiliyorlar.
Türkiye nüfusunun büyük bir bölümünün Müslüman olduğu bir ülkede, insanların çocuklarına dini eğitim aldırmak istemesi de son derece doğal bir tercihtir. Aynı şekilde laiklik ilkesi de insanların inançlarını yaşamasına engel olmak değil, farklı inanç ve yaşam biçimlerinin hukuk çerçevesinde özgürce var olabilmesini güvence altına almakla ilgilidir.
Bu nedenle imam hatipleri tartışırken meseleyi “imam hatipli olanlar” ve “olmayanlar” şeklinde bir ayrışmaya dönüştürmek yerine, çocuklarımızın nasıl bir eğitim aldığına odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum.
Ben imam hatip okullarının önemli bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Çünkü dini eğitimin tamamen denetimsiz alanlara bırakılması yerine, devletin eğitim sistemi içerisinde verilmesi; çocukların yanlış kişilerin, yanlış yapıların veya istismara açık çevrelerin etkisinden korunması açısından önemli bir güvence olabilir.
Elbette imam hatipler de eleştirilebilir, eksikleri varsa konuşulabilir, eğitim kalitesi sorgulanabilir. Ancak bir okul türünü toptan hedef almak yerine, çocuklarımıza doğru bilgiyi, sağlıklı bir eğitim ortamını ve güvenilir kaynakları nasıl sunabileceğimizi tartışmak çok daha yapıcı olacaktır.
Çünkü mesele sadece imam hatip meselesi değil.
Mesele, çocuklarımızın dini kimden öğrendiği ve öğrendiği din anlayışının onları nasıl bir insan olmaya yönlendirdiği meselesidir.
Bence asıl konuşmamız gereken de tam olarak budur.