Milli takım olarak Avrupa defterini başarısız olarak kapattık. Şimdi geleceğimizin teminatı çocuklarımızdan, gençlerimizden sporcular, futbolcular yetiştirmek için ne yapmalıyız.

Çocuk Futbol Eğitimi: Çok disiplinli, Kapsamlı ve Uzun Bir Gelişim Sürecidir.

Çocuk futbolunda en sık yapılan hatalardan biri, müsabakaları eğitimin önüne koymak; kazanmayı, kaybetmeyi ve skoru çocuğun gelişiminin merkezine yerleştirmektir. Oysa çocuk futbol müsabakaları, futbol eğitiminin yalnızca bir parçasıdır. Ne eğitimin tamamıdır ne de bir çocuğun gelecekte nasıl bir futbolcu olacağını tek başına belirler.

Çocuk futbolunda asıl mesele, bugünün maçını kazanmak değil, çocuğun yarın daha donanımlı bir oyuncu olmasını sağlamaktır.

Çocuk, yetişkin futbolunun küçük bir modeli değildir! Bu nedenle çocuklardan yaşlarına, gelişim dönemlerine ve mevcut yeterliliklerine uygun olmayan beklentilerde bulunmak, onları yetişkin futbolunun sonuç odaklı anlayışına göre değerlendirmek doğru değildir.

Çocuğun henüz öğrenme aşamasında olduğu bir hareketi kusursuz yapmasını, oyunun bütün gereklerini eksiksiz yerine getirmesini ve her müsabakada başarılı olmasını beklemek, eğitim ile performans arasındaki farkı görememektir.

Çocuk futbolu; sabır, gözlem, doğru yönlendirme ve bireysel farklılıkları dikkate alan bir eğitim anlayışı gerektirir.

Müsabaka, eğitimin kendisi değil; öğrenmenin uygulama alanıdır!

Müsabakalar çocuklara önemli deneyimler kazandırır. Ancak bu kazanımlar kendiliğinden ortaya çıkmaz. Müsabakanın eğitsel değeri; Çocuğun daha önce neler öğrendiğine, antrenörün nasıl bir ortam hazırladığına, oyun süresince hangi fırsatlarla karşılaştığına ve sonrasında deneyimlerinin nasıl değerlendirildiğine bağlıdır.

Çocuğa yeterli öğrenme fırsatı sunmadan, göstermeden, uygulatmadan ve oyun deneyimi yaşatmadan müsabakada sonuç beklemek; eğitim sürecinin gerektirdiği sorumluluğu çocuğun omuzlarına yüklemektir.

Öğretmeden istemek, hazırlamadan beklemek ve gelişimi yalnızca skorla değerlendirmek, çocuk futbolunun temel sorunlarındandır.

Çocuk futbol eğitimi birçok bilimsel disiplinden etkilenir. Çocuk futbolunun kapsamı, yalnızca teknik hareketleri öğretmekten veya taktiksel organizasyonları uygulamaktan ibaret değildir. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelişim için birçok bilimsel disiplinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

İyi eğitimci, çocuğun yerine karar veren değil, çocuğun doğru kararlar verebilme kapasitesini geliştiren kişidir.

Aileler tribünde destek olmalı, oyuna müdahale etmemelidir.

Çocuk futbolunun gelişiminde ailelerin rolü de büyüktür. Ailenin görevi, çocuğu her maçın kahramanı yapmak veya futbolu bir başarı yarışına dönüştürmek değildir.

Tribünden bağırmak, sürekli talimat vermek, hata yaptığında eleştirmek, başka çocuklarla kıyaslamak ve kazanmayı tek ölçüt olarak görmek; çocuğun oyun üzerindeki dikkatini ve futboldan aldığı keyfi olumsuz etkileyebilir.

Çocuğun maç sonrasında her zaman teknik analizlere, eleştirilere veya sonuç değerlendirmelerine ihtiyacı yoktur. Bazen dinlenmeye, anlaşılmaya, takdir edilmeye ve futbolu baskı hissetmeden yaşamaya ihtiyacı vardır.

Aileler çocuklarının gelişimini desteklemeli; antrenörle sağlıklı iletişim kurmalı ve futbolun çocuğun hayatındaki tek değer ölçüsü hâline gelmesine izin vermemelidir.

Unutulmamalıdır ki çocuk, ailesinin beklentilerini karşılamak veya antrenörünü memnun etmek için değil, öğrenmek, gelişmek, hareket etmek ve oyundan keyif almak için de futbol oynar.

Kazanma arzusu, çocuğun gelişiminin önüne geçmemelidir

Elbette müsabakalarda kazanmak istemek doğaldır. Rekabet, doğru yönetildiğinde çocuklara sorumluluk almayı, mücadele etmeyi, iş birliğini ve sonuçlarla başa çıkmayı öğretebilir.

Sorun rekabetin varlığı değil, rekabetin eğitimin önüne geçirilmesidir.

Bir takımın maçı kazanması, bütün oyuncularının geliştiği anlamına gelmediği gibi bir maçın kaybedilmesi de eğitim sürecinin başarısız olduğu anlamına gelmez.

Sonuç: Önce çocuk, sonra gelişim, ardından performans

Çocuk futbol eğitimi, birkaç antrenmanla veya bir müsabaka sezonuyla tamamlanabilecek bir süreç değildir. Bireysel farklılıkları, gelişim dönemlerini, öğrenme ilkelerini, biyolojik olgunlaşmayı, psikolojik ihtiyaçları ve sosyal çevreyi dikkate alan uzun soluklu bir yolculuktur.

Bu yolculukta antrenörlerin, ailelerin, kulüplerin ve futbolun yönetiminden sorumlu kurumların ortak sorumluluğu vardır. Çocuğun sağlığını, eğitimini, güvenliğini, mutluluğunu ve gelişimini merkeze alan bir ortam oluşturulmadıkça yalnızca maç sayısını artırmak veya daha fazla müsabaka oynamak, nitelikli futbol eğitimi için yeterli olmayacaktır.

Çocukları robotlaştırılmış, sürekli talimat bekleyen ve hata yapmaktan korkan oyunculara dönüştürmemeliyiz. Onlara düşünen, algılayan, karar veren, sorumluluk alan, yaratıcı ve özgüvenli bireyler olabilecekleri ortamlar sunmalıyız.

Çocuk futbol müsabakaları bir şeydir, her şey değildir. Futbol eğitimin bir parçasıdır; çocukluğun tamamı değildir.

Çocuğun değerini skorla, gelişimini kupayla, geleceğini tek bir maçla ölçmeyelim. Futbolu çocuk için bir baskı alanına değil, gelişim ve öğrenme alanına dönüştürelim.

Çünkü gerçek başarı, yalnızca bugün kazanan takımın içinde değil; yarın daha bilinçli, daha donanımlı, daha özgüvenli ve daha sağlıklı bireyler olarak yetişen çocukların gelişiminde saklıdır.

Önce çocuk gelişir, sonra oyuncu gelişir. Nitelikli futbolcu yetiştirmek, nitelikli bir çocuk futbol eğitimi oluşturmakla mümkündür.

Vermeden almak Allah'a mahsustur.