Ülkemizde son yıllarda yolsuzlukla ciddi mücadele yürütülüyor. Önce mafyalardan başlayıp, uyuşturucu tacirlerinden devam eden, belediye soygunları, Haluk Levent’in Ahbap yolsuzluğu, dolandırıcı çeteleri ve son olarak fon yolsuzlukları. Bitmek bilmeyen bir dolandırıcılık icraatları…
Bütün bu izlediğimiz devlet mücadelesinde bile “Bizimkiler- Sizinkiler” mantığıyla yapılan bir çok seviyesini aşan, iftira, karalama, yerin dibine geçirme süreçlerini de yaşıyoruz maalesef. Halbuki bir suçlu yargılanırken cezasını bağışlamak veya abartmak da adaletsizlik ve gayri insanidir.
Hatırlayalım bazı örnekleri, Son deprem felaketinde Kızılay Ahbap derneğine çadırı parayla sattı diye, Kızılay’ı yerin dibine geçiren ve halkı bu kurumsal cemiyetten soğutan kampanyalar yapılırken, daha deprem esnasında bir fırsat olarak kurulan Ahbap Derneğini göklere çıkardı aynı kesim. Halbuki Kızılay’ın yaptığı bir yolsuzluk değildi. Kendisi zaten ücretsiz çadır dağıtıyordu depremde, Ahbab’a, bir başka derneğe verdiği çadırların bedelini alması Ahbabın soygunundan daha büyük felaket gösterildi.
Sonra Ahbab’ın soygunu gün yüzüne çıktı. Depremi fırsat bilip milleti soyanların ağızından gık çıkmadı. Bir hafta kem, küm denildi ve rafa kalktı bu yolsuzluk. Ama Kızılay’ın bu çadır olayı hala konuşulmaktadır.
Ekrem İmamoğlu 560 milyar İstanbul halkının parasını çaldı ve buharlaştırdı parayı. Bir başka belediye başkanı sevgilisini oğluna nikahladı, öteki belediye çalışanlarını metres yapıp maaşa bağladı vs. değişik soygun ve ahlaksızlıklar 2 gün konuşuldu, üçüncü gün hiçbir şey olmamış gibi demeyeceğim. Tam aksine bu sahtekar davranışların hepsi savunuldu, arkandayız, yanındayız, yedirtmeyiz sloganlarıyla desteklendiler.
Fon olayında, ilgili vekilin yolsuzluğu başta partisinin en üst yöneticilerinden, an alt tabakasına kadar, hatta halk, muhalefet, 85 milyon bir ağızdan lanet okudu. Okunmalıydı evet, bunun savunulacak tarafı olamaz.
Ancak ilgili vekil, yolsuzlukla elde ettiği parayı devlete iade etti. Bu fonların sahibi şirketlerin teminat mektupları bozdurulup mağdurların parası ödenerek, bu yolsuzluğun maliyeti devlet bütçesine yüklenmedi. Hak kayıpları da minimize edildi ve belki tamamen ödenecek. Ama bu olay hiç soğumadan hala kaynatılıyor, yıpratma kampanyaları yapılıyor. Kim bilir ne kadar daha soyguncu var bunların içinde, diye algılar oluşturuluyor.
Yahu sadece Ekrem 560 milyarı devletin, İstanbul halkının cebinden çaldı, bu adama toz kondurmuyorsunuz, bu ne ahlaksız bir tutumdur. Fon yolsuzluğunda yolsuzluk yapan aldığı parayı da geri getirdi. Ayrıca Borsa zaten bu sistemle yürüyor. Her dönem bu şekilde manüplatif hareketlerle birileri para kazanıyor. Sadece bu vurgun çok büyük olmuş, hepsi bu…
Küçük vurgunları niye konuşmuyoruz, borsayı konuşun, açıklarını eleştirin bari…
Vekil krizi bitmeden Diyaneti eklediler dövülecekler listesine...
Tıpkı Kızılay gibi. Neymiş Gazze paralarını fona yatırmış. Diyanet de fonlara girmiş, işte bilmem neler olmuş. Vakfın gelirlerini artırması için senedinde var olan gelir yollarını kullanmasından daha doğal ne olabilir?
Bu gün kurumsallaşmış Aselsan gibi KAR DEMİR gibi şirketlerde manipülasyon yapılmayan güvenilir şirkette ortak olmanın bir sakıncası varsa, yasal olan bu sistem kaldırılsın. Vakıf senetlerinden de kaldırılsın. Eğer bu yasal bir yol ise paralarını fona yatırmayı niye ağzınıza doluyorsunuz?.
Fonlardan birkaç sahtekar şirket yolsuzluk yapmışsa, diğerlerini ne günahı var. Bundan sonra herkes parasını bu fonlardan çekecek mi?
Devlet sahtelerin başına çökmüş zaten. Toplanan yardımlar hemen ertesi gün harcanmayacağına göre gelir getirici bir alanda tutulması vakfın menfaatine olan bir durum değil mi?
Cebine mi indiriyorlar bu paraları ki saydırıp duruyor bu patavatsızlar.
İşin en kötü tarafı, birilerinin yıpratmaya yönelik açtığı kampanyalara herkes bir ağızdan eşlik ediyor. İşin doğrusu, yanlışı, dozajını hesap eden yok. Vurun abalıya deyip, ortalığı toz duman yapıyorlar.
Bu yöntemin çok yanlış olduğuna kaniyim. Bu bir ahlaksızlıktır. Evet işin detayı araştırılır, varsa hatalar konuşulur, tartışılır ama vurup öldürülmez.
Hayat dünyada bitmiyor, haksız ve abartılı her söz ve kampanyanın alt tarafta bir hesabı olduğunu da düşünerek hareket etmek lazım, vesselam…