Biraz baştan alalım biraz gerilere gidelim. Hani şu cemaatin popüler olduğu dönemlere , hani tüm hakim ,savcı , doktor, pilot , general , v.s. hemen herkesin cemaatten olduğu ve hükümet ile el ele yürüdükleri döneme. O dönemlerde yeni iktidar olmuş devlet yönetiminde kendine yakın hani amiyane tabirle kendisine bağlı sadık kadrolara ihtiyacı var. Dolayısı ile etrafına baktığında o güne kadar kadrolaşmış ve yetişmiş bir cemaat yapılanması görüyor. Haydi beraber yürüyelim diyorlar ve başlıyorlar birlikte yol almaya. Tabi aradan bir sürü dönem ve yaşanan süreçler geçiyor. Bizim içeriğini tam bilmediğimiz ve sadece basına yansıyanlardan takip ettiğimiz bir süreçler bütünü.

O süreçte iktidar ile cemaat hemhal oluyorlar kim kimdir kim nedir iyice birbirine karışıyor. Arada  bir ufak tefek çatlaklar olsa da işbirliği güç birliği ciddi biçimde sürüyor. Bu süreç içerisinde kimi zaman kavga ve güç paylaşımı dedikoduları yayılsa da bir şekilde devam ediyorlar. En büyük çatlak  yolsuzluk ve yolsuzluk operasyonlarında  ülke gündemine yansıyor. Sonrasında iktidar ile cemaat arasında ciddi bir ayrışma ve kavga başlıyor. Tabi bu kavgadan en çok ta halk- millet etkileniyor. Soğuk savaş ekonomik ve hukuki kavga 15 Temmuzda hain darbe girişimi ile nihayet buluyor.Fetö ve arkasındaki güçler yeter artık ülkeyi ele geçirelim kararına varıp askeri darbe yapmaya karar veriyorlar. Ama olmuyor olamıyor peki neden yapamadılar.

Benim kişisel teorilerimden birisi şu – bir çok etken ve teori var ancak ben bir tanesinden bahsedeceğim burada; Şimdi biliyoruz ki cemaat yapılanması sürecinde hep torpil yaptı , sınav sorularını çaldı , haketmediği halde kendi adamlarını bir yerlere getirdi. Allah tuzak kuranları kendi tuzakları ile de cezalandırır. Şimdi siz layık olmadığı yeterli olmadığı halde , pilot , asker ,polis , doktor , avukat , hakim v.s. yaptınız. Yani bu adamlar gerçekten bu konuda ehil değillerdi  , bu işlere uygun değillerdi sırf sizin adamınız diye bu mevkilere getirdiniz. Onlarda bu torpillere güvenerek ne  çok çalıştılar nede kendilerini geliştirmek için fazladan çaba sarfettiler. Yani siz aslında yetersiz , bilgisiz ve uygun olmayan bir kadrolaşma yaptınız. Gün geldi bu kadronun size hizmet etmesini istediğinizde bu kadro gerekeni yapamadı. Çünkü bunlar torpilli idiler , layık değillerdi , sadıklardı ama yetersizdiler. Sırf abileri istedi diye bu makam ve mevkilere gelmişlerdi. Eeee gün gelince de gerekeni yapamadılar. Yani özetle kendi kurdukları oyun kendi başlarına yıkıldı diyebiliriz.

Sadece size sadık adamlar ile işler yürümez , hem bilgili becerikli işini bilen liyakat sahibi hem de sadık kadrolara ihtiyacınız var. Eğer sadakat yeterli olsaydı her işadamı her fabrika sahibi tüm işçilerini sevdiklerinden seçerdi, ama realite kesinlikle böyle değil.

Şimdi kıssadan hisse de çıkartmak lazım , iktidar sahipleri de sırf bizden diye sırf bize sadık diye kadrolarını kendi çevrelerinden oluşturuyorlar. Belki bir kaç zaman idare edilecektir ancak sonrası gene hüsran olacaktır. Çünkü şu anda bile işleyişte ciddi sıkıntılar var , gelecekte ise bu sıkıntılar dağ  gibi büyüyecek  gibi gözüküyor.

Eşşeği mektep müdürü yapan , dershanelerin ahıra döndüğünden şikayet etmemelidir. Cenap Şehabettin.