Son yıllarda eğitim sistemimizde sessiz ama derin bir tartışma büyüyor: Disiplin mi öncelikli olmalı, yoksa her koşulda “kazanılmaya çalışılan” birey mi?
Cevaplanması zor bir soru aslında çünkü her şey insanlar için değil mi?
Kulağa ilk bakışta insani gelen yaklaşım şu: “Hiçbir çocuk kaybedilmemeli.” Doğru. Ama bu cümlenin eksik bırakılan kısmı var: Peki ya diğer çocuklar?
Okullar yalnızca bilgi verilen yerler değildir; aynı zamanda karakterin, ahlakın ve toplumsal düzenin inşa edildiği kurumlardır. Bu nedenle okulda sergilenen her davranış, yalnızca o davranışı yapanı değil, etrafındaki onlarca öğrenciyi de etkiler. Özellikle şiddet eğilimi olan, disiplin sınırlarını zorlayan veya bilinçli şekilde kötü örnek oluşturan davranışlar söz konusu olduğunda bu etki katlanarak büyür.
Bugün bazı okullarda karşılaştığımız tablo net: Sürekli problem çıkaran birkaç öğrenci için sistem esnetiliyor, kurallar görmezden geliniyor, öğretmenler yalnız bırakılıyor.
Sonuç?
Sınıfta sessizce dersini dinlemek isteyen çocuklar geri plana itiliyor. İyi öğrenciler, kötü örneğin gölgesinde kalıyor. Ve en tehlikelisi, “yanlış yapanın yanına kâr kaldığı” algısı yerleşiyor.
Oysa eğitimde en temel ilkelerden biri şudur: Davranışın bir karşılığı olmalıdır. Bu karşılık her zaman sert bir ceza olmak zorunda değil; ama mutlaka net, anlaşılır ve tutarlı olmalıdır. Çünkü sınır koyulmayan yerde gelişim olmaz. Disiplinin olmadığı ortamda özgürlük değil, kaos doğar.
Elbette her çocuk kazanılabilir. Ancak bu süreç, diğer öğrencilerin hakkını gasp ederek yürütülemez. Bir öğrenciyi kazanmak adına kırk öğrencinin motivasyonunu, güvenliğini ve ahlaki gelişimini riske atmak, aslında kimseyi kazanmamaktır. Aksine, sistemin tamamını kaybetmektir.
Bu noktada yapılması gereken nettir:
Okul düzenini bozan, diğer öğrenciler üzerinde olumsuz etki yaratan davranışlara karşı hızlı ve kararlı tedbirler alınmalıdır. Rehberlik, destek ve eğitim elbette devreye girmelidir; ancak bu süreç, disiplinin ortadan kaldırılması anlamına gelmemelidir. Gerekli durumlarda, eğitim ortamının korunması için daha radikal kararlar da cesaretle uygulanabilmelidir.
Unutmayalım: Eğitim sadece bireyi değil, toplumu inşa eder. Ve toplum, kuralsızlıkla değil, adaletli ve kararlı bir düzenle ayakta kalır.
Bugün sormamız gereken soru basit ama hayati:Bir kişiyi kazanmak uğruna, kırk kişiyi kaybetmeye hazır mıyız?
Mutlaka eğitilmesi gereken tek yaratık insandır.
lmmanuel Kant