Bu gün toplumumuzda eski nesil, yeni nesildeki ahlaki bozulmanın nedenlerini tartışırken, bu bozulmanın toplum dinamiklerini de değiştirdiğini söylemektedir.

Her dönemde bu ve benzeri eleştiriler olmuş, büyükler küçüklerin elden çıktığı tedirginliğini yaşamıştır. Ancak günümüzde oransal olarak, şehir hayatındaki sürekli yer değişiklikleri bu değişimleri tetiklerken; sabit nüfustaki mahalle baskısı da ortadan kalkmış oluyor.

Gençliği dizginleyemeyen yetişkinler tabii ki hata ve kusuru hep başka yerlerde ararlar. Bu gün de toplumda, Diyanette şu kadar imam, bu kadar müftü, Kuran kursu hoca, okullarda din kültürü hocaları, İlahiyatlar, İmam Hatip okulları, cemaatler, tarikatlar vb. dini faaliyet yürüten yerler olmasına rağmen bu bozulma nedendir. Demek ki bu sorumlular görevini yapmamaktadır, şeklinde bir algı bulunuyor.

Tabii ki toplumda bunca din tebliğcisi varken, bir hata veya kusur bir yerlerde yapıldığına ben de inanıyorum. Bunca insan tek ağızdan, doğru şeyleri gönüllü bir şekilde anlatsa, yaşasa bu kokuşmalar bu kadar yayılmazdı. Bunların kusuru ve hatası var elbette. Onlar kendi kusurlarının hesabını verecekler. Ama bu mazeret doğru bir mazeret mi, elbette ki hayır.

Bu sorumlular işlerini yapmıyor; kahveye, diskoteğe, bara, pavyona, kumarhaneye, gayri ahlaki medya içeriklerine, gibi günah merkezlerine de kimse davet etmiyor. Bu oluşumlar kimsenin kapısına gidip gel bizde böyle bir imkan var demiyor. Bizi onure edip kahve ısmarlamıyor. Tam aksine bir de paramızı alıyor, bazen dayak yiyip çıkıyoruz, mal varlığımızı kaybediyoruz. Ama yine bu mekanların müdavimleri ertesi günü kaldığı yerden devam ediyor.

Ama kimse bu mekanlar toplumu bozuyor, gençliği elden çıkardı, ahlakı bozdu gibi cümleler kullanmıyor. Ne hikmetse kötülük faaliyetlerini tanıtım işi de din hassasiyetlilerden bekleniyor. Elbette onların işi, ama bu günahlara dalanlar, asıl sorumluları görmemesi çok ilginçtir.

Benim kanaatim din temsilcilerinden beklentiler haklı beklentilerdir. Bu beklentilere her sorumlu cevap vermelidir. Ama asıl toplumu ifsat, aileden başlıyor. Aile ortamında ne kadar İslami kurallar yaşanmaktadır?

Çocuklarımız üniversiteyi bitirene kadar hiçbir sorumluluğun altına sokulmadan, hayatı tanıyamadan, bir el becerisi ve mesleği olmadan gelişiyorlar. Aile içinde dini hayat yaşanmıyorsa, çocuğun aldığı dini eğitim de çok yetersiz kalmaktadır.

Bu nedenledir ki, sorumluluklarımızı başkalarına yükleyerek, kendi rahat ve konforumuzu bozmadan bu toplumsal bozulmanın değişmeyeceğine kaniyim. Toplumu değiştirmek için el birliğiyle, azimle gayret gerekir. Bunu yaptığımız gün, suçladığımız sorumluların bile sahaya çıkacağı kesindir. O zaman da kimseyi suçlamamıza gerek kalmayacaktır. Allah o günleri görmeyi nasip etsin cümle ümmete…