Belki artık eskisi gibi değil ama yine de burada birçok insan birbirini tanır. Sokağa çıktığınızda illaki selam vereceğiniz birkaç tanıdığa rastlarsınız. Kimi çocukluk arkadaşınızdır, kimi okuldan tanıdığınız biri, kimi de yıllardır aynı sokakta karşılaştığınız bir yüz…
Hele bir de sosyal biriyseniz, Yalova’da yapacak çok şeyiniz vardır. “Yalova’da hiçbir şey yok” denilir ya bazen…
Aslında biraz araştırınca bunun pek de doğru olmadığını görürsünüz. Dernekler, siyasi partiler, korolar, kurslar, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli etkinlikler sizi bekler. İstediğiniz ve biraz da araştırdığınız zaman mutlaka kendinize uygun bir şey bulabilirsiniz.
Yalova’nın güzel taraflarından biri de farklı düşüncelere sahip insanların aynı masada oturabilmesidir. Hangi partiden olursanız olun, hangi görüşü savunursanız savunun, dostluklar her zaman bitmek zorunda değildir. Siyaset konuşulur, tartışılır ama sonra yine aynı masada oturulur. “Ocu, bucu” diye birbirinden tamamen kopmuş bir şehir değildir Yalova. En azından ben böyle görmek istiyorum.
Bir de Yalova’nın “başkan” sayısı oldukça fazladır. Neredeyse her köşe başında bir başkanla karşılaşmak mümkündür. Resmi mesleği emlakçılık olanların sayısı da az değildir. Hatta bazen “Yalova’nın yarısı emlak işiyle uğraşıyor” desek çok da haksız sayılmayız.
YÇ olmak ise özellikle gençler için ayrı bir gururdur.
Her ne kadar zaman zaman “ihanetin başkenti” gibi yakıştırmalar yapılsa da güzeldir benim Yalova’m.
Eskiden Yalova başka bir güzeldi.
İl olduk, nüfusumuz arttı, birçok insan geldi ve şehir kalabalıklaştı. Eski Yalova’nın o sakinliği, herkesin birbirini tanıdığı günler belki biraz geride kaldı.
Bu yazıyı okuyan birçok kişinin şimdi bir iç geçirdiğini ve eski Yalova’yı düşündüğünü tahmin ediyorum.
Ama Yalova’nın meşhur bir sözü vardır:
“Suyunu içen buradan gidemez.”
Galiba gerçekten de öyle…
Buraya gelen bir süre sonra Yalova’ya alışıyor, hatta âşık oluyor. Küçük bir şehir olmasının verdiği o tanıdıklık hissi, denizi, yürüyerek birçok yere ulaşabilmek, büyük şehirlerin bitmek bilmeyen trafiğinden uzak olmak insana başka bir huzur veriyor.
Üstelik birçok büyük şehre kıyasla hâlâ trafiği çok büyük bir problem değil. İstediğiniz birçok yere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Sabah evden çıkıp çarşıya yürürken birkaç tanıdıkla karşılaşmanız da cabası…
Elbette insanın olduğu yerde problem de vardır. Yalova’nın da eksikleri, sıkıntıları ve çözülmesi gereken sorunları var. Fakat ben bunların şehrin güzelliklerinin önüne geçecek boyutta olduğunu düşünmüyorum.
Ben Yalova’da yaşamaktan mutluyum.
Hatta açık söyleyeyim; başka bir şehirde yaşamak bana hiç kolay gelmiyor.
Belki Yalova büyüdü, değişti, kalabalıklaştı. Belki eski günlerin bir kısmını geride bıraktık.
Ama bazı şehirler vardır, sadece yaşadığınız yer değildir.
Yalova da benim için öyle bir yer.
Burası Yalova.
Ve ben iyi ki Yalovalıyım.