Son günlerde gündemde sıkça konuşulan konulardan biri de muhtarlıklar kaldırılsın mı, kaldırılmasın mı meselesi.

Benim bu konudaki düşüncem oldukça net: Muhtarlıkları kaldırmayı değil, geliştirmeyi konuşmalıyız. Muhtarların yetkilerini ve imkânlarını artırmalı, mahalle kültürünü yeniden canlandıracak projeler hayata geçirmeliyiz.

Hatta neden mahalle evleri kurulmasın?

Her mahallenin yalnızca resmî işlemlerin yapıldığı bir muhtarlığı değil, aynı zamanda insanların bir araya gelebildiği, sosyalleşebildiği, kendini geliştirebildiği bir merkezi olsun.

Mahalle evlerinde çeşitli kurslar düzenlensin. Mahalle sakinleri bir araya gelsin, çayını kahvesini içsin, birbirini tanısın. Yaşlılarımızın vakit geçirebileceği, gençlerimizin kendilerini geliştirebileceği, kadınların sosyal hayata daha fazla katılabileceği alanlar oluşturulsun.

Çünkü mahalle dediğimiz şey yalnızca aynı sokakta oturan insanlardan ibaret değildir. Mahalle, dayanışmadır, komşuluktur, paylaşmaktır.

Üstelik muhtarlıklar bu konuda çok önemli bir görev üstlenebilir.

Bugün birçok vatandaşımız sosyal haklarından habersiz. Özellikle yaşlılarımız, devletin sunduğu bazı hizmetlere nasıl ulaşacağını bilmiyor. Kimi vatandaşımız başvuru yapamıyor, kimi ise nereye başvuracağını dahi bilmiyor.

Oysa muhtarlıklar birer danışma ve çözüm merkezi hâline getirilebilir. Sosyal hizmet uzmanları belirli günlerde mahalle evlerinde vatandaşlarla buluşabilir, hakları konusunda bilgilendirme yapabilir ve ihtiyaç sahiplerinin doğru kurumlara ulaşmasına yardımcı olabilir.

Bir örnek vermek gerekirse, Adnan Menderes Mahallesi’nde yaşayan çok sayıda Arap vatandaşımız bulunuyor. Bu mahallemizde kurulacak bir mahalle evinde Türkçe kursları düzenlenebilir. Halk Eğitim Merkezleriyle iş birliği yapılarak farklı alanlarda eğitimler verilebilir.

Böylece hem dil öğrenmek isteyen vatandaşlarımız desteklenir hem de mahalle sakinleri birbirleriyle daha güçlü sosyal bağlar kurabilir.

Bununla da sınırlı kalmamalı. Kadınlara yönelik meslek edindirme kursları, çocuklara yönelik etkinlikler, gençlere eğitim destekleri, yaşlılara yönelik sosyal faaliyetler düzenlenebilir.

Kısacası muhtarlıklar yalnızca evrak alınan ve adres bildirilen yerler olmaktan çıkarılmalı, mahallenin yaşayan merkezlerine dönüştürülmeli.

Avrupa’nın birçok ülkesinde yerel düzeyde sosyal dayanışmayı, mahalle katılımını ve toplumsal kaynaşmayı destekleyen merkezler yıllardır faaliyet gösteriyor. Bizim de artık bu anlayışı daha fazla konuşmamız ve hayata geçirmemiz gerekiyor.

Muhtarlıklar bu milletin yerleşmiş bir kültürüdür. Vatandaşın en yakınındaki yerel temsil noktalarından biridir. Bu yapıyı ortadan kaldırmak yerine daha işlevsel hâle getirmek çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bugün ihtiyacımız olan şey yeni kurumları kapatmak değil, mevcut kurumları vatandaşın hayatına daha fazla dokunabilir hâle getirmektir.

Biz muhtarlıklar kapatılsın mı diye tartışırken, aslında onları nasıl daha faydalı hâle getirebiliriz diye düşünmeliyiz.

Mahalle evleri açılsın, muhtarların yetkileri ve imkânları artırılsın. Mahalleler yeniden insanların birbirini tanıdığı, dayanışmanın ve komşuluğun yaşadığı yerler olsun.

Çünkü güçlü toplum, güçlü mahallelerle başlar.