Son zamanlarda sıkça duyuyorum:“Zaten seçilmişler var, bu politika kurulları da neyin nesi?”“Yüksek istişare kurulu niye kuruluyor?”“Meclis varken, parti yönetimi varken, buna ne gerek var?”

Bu sorular ilk bakışta makul gibi durur. Ama biraz düşününce meselenin hiç de öyle olmadığı ortaya çıkar.

Demokrasi, evet, sandıktır.Ama demokrasi sadece sandık değildir.

Seçilmiş Olmak, Liyakat Belgesi Değildir

Bir insanın seçilmiş olması, onun her konuda bilgili olduğu anlamına gelmez.Seçilmiş olmak:

Temsil yetkisi verir

Söz hakkı verir

Karar alma sorumluluğu yükler

Ama uzmanlık kazandırmaz.

Bu bir hakaret değil, bir tespittir. Demokrasi zaten herkesin seçilme hakkına dayanır. Kimsenin “şu mesleği bitirmedin, aday olamazsın” deme lüksü yoktur. Olmamalıdır da.

Ama iş enerji politikasıysa, sağlık sistemi kurulacaksa, sanayi güvenliği konuşulacaksa, afet yönetimi planlanacaksa; sadece iyi niyet yetmez. Alkışla, sloganla, ezberle bu işler yürümez.

Modern Devlet, Amatörlüğü Kaldırmaz

Bugünün dünyasında karar verilen konular son derece karmaşıktır.Yangın güvenliğinden iklim krizine, savunma sanayiinden, yapay zekâya kadar her alan derin teknik bilgi ister.

Bu yüzden “seçilmişler karar versin, gerisi teferruat” demek romantik ama tehlikelidir.

İşte tam bu noktada politika kurulları ve yüksek istişare kurulları devreye girer.

Bu Kurullar Ne İş Yapar, Ne Yapmaz?

Önce netleştirelim:Bu kurullar iktidar değildir.Karar almazlar.Yetki kullanmazlar.

Ama şunu yaparlar:

Bilgi üretirler

Riskleri gösterirler

Alternatifleri masaya koyarlar

“Bu kararın bedeli şudur” derler

Yani siyasetin önüne ayna tutarlar.

Neden Uzmanlardan Oluşur?

Çünkü bu kurulların amacı:

Oy devşirmek değildir.

Günlük siyasi polemik değildir.

Alkış almak değildir.

Amaç, akıl üretmektir.

Bu yüzden bu masalarda:

Akademisyenler

Meslek insanları

Sahada iş yapan uzmanlar

Yıllarını bir alana vermiş profesyonellerolur.

Fransa’daki “aydınlar meclisi” gibi örnekler boşuna değildir. Batı demokrasileri, temsil ile uzmanlık arasındaki farkı çoktan kabul etmiştir.

Asıl Tehlike Nerede?

Asıl tehlike şudur:“Biz seçildik, bize kimse akıl vermesin.”

İşte demokrasiler tam da bu noktada çürümeye başlar.İstişareyi zayıflık sayan, uzmanlığı tehdit gören her yapı, bir süre sonra kendi hatalarının altında kalır.

Son Söz

Politika kurulları ve yüksek istişare kurulları, demokrasinin alternatifi değil; sigortasıdır.

Sandık iradedir.Meclis temsildir.İstişare ise akıldır.

Akıl olmadan irade,bilgi olmadan güç,liyakat olmadan kararülkeyi ileriye değil, geriye götürür.

Demokrasi, ancak bu üçü birlikte varsa ayakta kalır.